Dosya Açılışında Kıdem ve İhbar Kalemlerinin Hesaplanmasında Uygulamada Farklılaşan Yaklaşımımız
İşe iade davalarında dava dilekçesini yazarken çoğu meslektaşımızın yaptığı şey, fesih tarihini ve son ücreti yazıp boşlukta kalan kalemleri "bilirkişi hesaplasın" notuyla geçmek. Biz büromuzda bu yaklaşımı son birkaç yıldır terk ettik. Sebebi somut: işe iade davasında verilen karar, işçinin kesin olarak işe başlatılmaması hâlinde kıdem ve ihbar tazminatına dönüşen bir hukuki zemin yaratıyor. Bu zemini baştan yanlış kurduğunuzda, aynı dosya ikinci kez icra aşamasında veya ek dava olarak önünüze geliyor. 2026 itibarıyla iş yargısı pratiğinde kıdem ve ihbar hesabı, artık sadece "kaç yıl, kaç gün" sorusuna indirgenemeyecek kadar katmanlı hâle geldi.
Fesih Tarihi ile Karar Tarihi Arasındaki Boşluğun Doğru Kurulması
Uygulamada en sık yakalandığımız nokta, kıdem süresinin hesabında "işe iade kararının kesinleştiği tarih" ile "işverenin işe başlatma daveti" arasındaki boşluğun nasıl değerlendirileceği. İş Kanunu'nun 21. maddesi çerçevesinde işveren, kararın kesinleşmesinden itibaren belirli süre içinde işçiyi işe başlatmazsa, işçinin kıdemi fesih tarihinden itibaren kesintisiz devam etmiş gibi değerlendirilir. Ancak pratikte işveren vekilleri, işe başlatma davetini ihtirazi kayıtla yapıp "kıdemin fesih tarihinde durduğu" savunmasını öne sürüyor. Bu savunmayı çürütmek için dosyaya davet yazısının tebliğ tarihini, işçinin başvuru beyanını ve işverenin başvuruya verdiği cevabı ayrı ayrı belgelemek gerekiyor. Bizim dosyalarımızda bu üç belge eksik kaldığında, bilirkişi kıdem süresini fesih tarihinde kesiyor ve sonuç müvekkil aleyhine dönüyor.
İşe Başlatma Davetinin Şekli ve İçeriği
İşverenin işe başlatma davetini telefonla veya sözlü yapması, sonrasında "davet ettik ama gelmedi" savunmasına dayanması sık karşılaştığımız bir tablo. Bu durumda işçinin işe başvuru iradesini yazılı olarak ortaya koyması kritik. Müvekkillerimize her zaman işverene noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü olarak başvuru dilekçesi göndermelerini öneriyoruz. Bu tek adım, kıdem süresinin kesintisiz sayılması noktasında dosyanın kaderini belirliyor.
Giydirilmiş Ücretin Hesabında Bordroya Bağlı Kalmak
Kıdem tazminatı hesabında giydirilmiş ücretin tespiti, uygulamada en çok tartışılan ikinci başlık. Yalnızca bordroda görünen brüt ücreti esas almak, işçinin aleyhine sonuç doğuruyor; çünkü yol, yemek, kira yardımı, prim, ikramiye gibi düzenli ödemeler giydirilmiş ücrete dahil. Büromuzda her dosyada ücret bordrolarını, banka hesap ekstrelerini ve varsa işyeri iç yazışmalarını yan yana koyarak fiili ödeme kalıbını çıkarıyoruz. Özellikle son bir yılda yapılan zamların bordroya geç yansıtılması, fiili ödemenin bordrodan yüksek olması sonucunu doğuruyor. Bu farkı dosyaya taşımadan bilirkişi raporu istemek, sonradan itiraz edilemeyecek bir hesap kalemi yaratıyor.
Yıllık İzin Ücretinin Kıdem Hesabına Etkisi
Uygulamada gözden kaçan bir detay: kullanılmayan yıllık izin ücreti kıdem tazminatı matrahına dahil edilmez; ancak işçinin fiili çalışma süresinin tespitinde yıllık izin dönemleri çalışılmış gibi sayılır. Bu ayrımı dosyada netleştirmediğimizde, bilirkişi kıdem süresini birkaç gün eksik hesaplayabiliyor. Özellikle kısa süreli çalışmalarda bu birkaç günün ihbar süresine etkisi doğrudan tazminat tutarını değiştiriyor.
İhbar Tazminatında Sürenin Belirlenmesi ve Bildirim Şekli
İhbar tazminatı, kıdem süresine bağlı kademeli süreler üzerinden hesaplanıyor. Ancak 2026 pratiğinde karşımıza çıkan sorun, fesih bildiriminin süresinden önce yapılması veya süre sonunda yapılması hâlinde ihbar tazminatının doğup doğmadığı. İşveren bildirimi süresinden önce yaptıysa, kural olarak ihbar tazminatı doğuyor; süre sonunda yaptıysa tazminat doğmuyor. Dosyada bildirim tarihini tebliğ tarihiyle karıştırmak, bu kalemin tamamen düşmesine yol açıyor. Büromuzda tebliğ tarihini teyit etmek için tebligat parçasını, e-tebligat kayıtlarını ve varsa işyeri iç yazışmasını birlikte dosyalıyoruz.
İstifa Eden İşçide İhbar Tazminatı Doğmaz Kuralının İstisnaları
İşçinin istifa etmesi hâlinde kural olarak ihbar tazminatı doğmuyor; ancak işçi haklı nedenle derhal fesih yolunu seçtiyse ve bu haklı neden mahkemede kabul edildiyse ihbar tazminatı gündeme geliyor. Uygulamada müvekkillerimizin istifa dilekçesine "başka bir işe başlayacağım" gibi bir gerekçe yazması, ileride haklı neden iddiasını zayıflatıyor. Bu nedenle dilekçenin imzalanmasından önce büromuzda mutlaka bir ön değerlendirme yapıyoruz.
Arabuluculuk Aşamasında Kalemlerin Doğru Çerçevelenmesi
İşe iade talebi zorunlu arabuluculuğa tabi. Uygulamada arabuluculuk tutanağına "kıdem ve ihbar tazminatı talebi" şeklinde genel bir ifade yazılması, dava aşamasında bu kalemlerin zamanaşımı ve talep sınırı bakımından tartışma konusu olmasına yol açıyor. Büromuzda arabuluculuk aşamasında kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla mesai ve ücret alacaklarını ayrı ayrı kalemlendiriyoruz. Böylece dava dilekçesinde talep sonucu ile arabuluculuk tutanağı arasında tutarlılık sağlanıyor ve ıslah ihtiyacı doğmuyor.
Faiz Başlangıç Tarihlerinin Karıştırılması
Kıdem tazminatında faiz, fesih tarihinden itibaren işlemeye başlar. İhbar tazminatında ise fesih bildiriminin süre sonunda yapıldığı hâllerde fesih tarihinden, süresinden önce yapıldığı hâllerde ise bildirim süresinin sona erdiği tarihten itibaren işler. Bu iki tarihi karıştırmak, faiz kaleminin ciddi biçimde düşük hesaplanmasına neden oluyor. Dosyada faiz başlangıcını ayrı bir başlık olarak yazmak, bilirkişiye doğru çerçeveyi vermenin en pratik yolu.
Uygulamada Sık Yapılan Diğer Hatalar
- Fesih tarihini tebliğ tarihi olarak yazmak; oysa fesih, bildirimin muhataba ulaştığı anda hüküm doğurur.
- Kıdem süresini yalnızca SGK hizmet dökümüne göre hesaplamak; fiili çalışma, ücretsiz izin ve askerlik öncesi/sonrası dönemler ayrıca değerlendirilmelidir.
- Ücretin son bir yıllık artışlarını dosyaya taşımamak; giydirilmiş ücretin tespitinde bu artışlar belirleyicidir.
- İşe iade kararının kesinleşme tarihini dosyaya eklememek; kesinleşme tarihi olmadan kıdem süresinin kesintisiz sayılması tartışmalı kalıyor.
- İşverenin işe başlatma davetini ve işçinin başvurusunu dosyaya koymamak; bu iki belge olmadan kıdem süresi fesih tarihinde kesiliyor.
- Yıllık izin ücretini kıdem matrahına dahil etmek; bu kalem kıdem tazminatı matrahına girmez, ayrı alacak olarak talep edilir.
Sonuç Yerine: Dosyayı Kurarken Ne Yapıyoruz
Büromuzda işe iade dosyasını açarken kıdem ve ihbar kalemlerini ayrı bir kontrol listesiyle ele alıyoruz. Fesih tarihi, tebliğ tarihi, kesinleşme tarihi, işe başlatma davetinin tarihi ve işçinin başvuru tarihi olmak üzere beş tarihi dosyanın en başına yazıyoruz. Ardından giydirilmiş ücretin tespiti için bordro, banka kaydı ve iç yazışma üçlüsünü tamamlıyoruz. Arabuluculuk tutanağındaki kalemleri dava dilekçesindeki talep sonucuyla birebir eşleştiriyoruz. Bu disiplin, hem bilirkişi raporuna yapılan itirazların isabet oranını yükseltiyor hem de ek dava ve icra aşamasında karşımıza çıkan sürprizleri azaltıyor. İşe iade davasında kazanılan karar, kıdem ve ihbar kalemleri doğru kurulmadığında kâğıt üzerinde kalıyor; bu nedenle hesap kalemlerini dava dilekçesinin eki gibi değil, davanın omurgası gibi ele almak gerekiyor.
Önemli Not
Yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; kesin hukuki görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir.
Her somut olay farklıdır. Hukuki bir karar vermeden önce mutlaka avukat desteği alın.