Akaryakıt İstasyonu Yangınlarında İşletme Sahibinin Sorumluluğu: Uygulamada Sık Karşılaştığımız 5 Hata

Büromuza akaryakıt istasyonu yangınlarından kaynaklanan uyuşmazlıklar genellikle yangın söndürüldükten sonra, hasar tespit tutanağı düzenlenirken geliyor. O aşamaya kadar işletme sahibinin çoğu zaman farkında olmadığı bir şey var: yangının çıkış sebebi henüz netleşmemişken atılan imzalar, verilen beyanlar ve tesis içinde yapılan hızlı müdahaleler, sonraki iki-üç yıl boyunca tazminat, rücu ve ceza dosyalarının kaderini belirliyor. 2026 yılı içinde önümüze gelen dosyalarda, işletme sahibinin sorumluluğunu ağırlaştıran ya da hafifletebilecekken ağırlaştıran beş tipik hatayı pratikte düzenli olarak görüyoruz. Aşağıda bunları, ticaret hukuku ve sorumluluk hukuku kesişiminde, dosya deneyimimiz üzerinden aktarıyoruz.

1. Yangın Sonrası İlk 72 Saatte Verilen Beyanların Kontrolsüz Olması

Uygulamada en sık gördüğümüz hata, işletme sahibinin veya istasyon müdürünün yangından hemen sonra, kendi sigorta şirketine, karşı taraf sigortacısına ya da kolluk görevlilerine "olay şöyle oldu" şeklinde rahat bir dille beyanda bulunmasıdır. Bu beyanlar daha sonra tazminat dosyasında aleyhe delil olarak kullanılıyor. Özellikle "pompa bakımı bir süredir yapılmamıştı", "personel o gün eksikti", "yakıt boşaltma sırasında bir aksaklık oldu" gibi cümleler, teknik bilirkişi raporu henüz alınmadan dosyaya girmiş oluyor.

Büromuzun yaklaşımı şu: yangın sonrası ilk günlerde işletme sahibi hiçbir beyanda bulunmadan önce, hangi sıfatla (işveren, işleten, malik, kiracı) muhatap alındığını netleştirmesi gerekiyor. Çünkü bu sıfatlar birbirinden farklı sorumluluk rejimlerine bağlı. İşleten sıfatıyla verilen bir beyan, kiracı sıfatıyla verilecek beyandan çok farklı sonuçlar doğuruyor. Aynı şekilde, sigorta şirketine verilen hasar ihbarı ile kolluğa verilen ifade arasındaki farklar, ileride "çelişkili beyan" iddiasına dönüşebiliyor.

2. Alt İşveren ve Akaryakıt Taşıma İlişkilerinde Sözleşmesel Sorumluluk Zincirinin Kurulmamış Olması

İstasyonlarda akaryakıt ikmali, tanker boşaltımı, bakım-onarım ve güvenlik hizmetleri çoğu zaman taşeron veya hizmet sözleşmesiyle yürütülüyor. Yangın bu hizmetlerden birinin ifası sırasında çıktığında, işletme sahibinin önce kime rücu edebileceği sorusu gündeme geliyor. Dosyalarımızda sık gördüğümüz tablo, sözleşmede sorumluluk sınırlaması, mücbir sebep, uygun illiyet bağı kuralları ve sigorta yükümlülüğü maddelerinin ya hiç düzenlenmemiş ya da çok genel bırakılmış olması.

Özellikle 2026'da önümüze gelen birkaç dosyada, tanker boşaltımı sırasında yaşanan bir statik elektrik kaynaklı yangında, işletme sahibinin taşıyıcıyla imzaladığı sözleşmede "yangın, patlama ve benzeri risklerden doğan zararlardan taşıyıcı sorumlu değildir" şeklinde bir madde bulunduğunu gördük. Bu tür bir madde, işletme sahibini doğrudan zarar gören üçüncü kişilere karşı sorumluluktan kurtarmıyor; ama rücu imkânını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Uygulamada, sözleşme aşamasında dikkat edilmeyen bu tür maddeler, yangın sonrası tazminat yükünün tamamının işletme sahibinde kalmasına yol açıyor.

3. Ticari Defter ve Kayıtların Yangın Sonrası Erişilemez Hale Gelmesi

Ticaret hukuku tarafında en can sıkıcı hatalardan biri, yangın sonrası ticari defterlerin, akaryakıt alım-satım kayıtlarının, personel devam çizelgelerinin ve bakım-onarım tutanaklarının fiziksel olarak kaybedilmesi. Yangının kendisi zaten bir zarar; ancak bu kayıtların yokluğu, hem sigorta tazminatının hesaplanmasında hem de sorumluluğun kime ait olduğunun tespitinde ciddi boşluk yaratıyor.

Dosyalarda sık karşılaştığımız bir başka nokta: yangın öncesi dönemde yapılan periyodik bakım, topraklama ölçümü, yangın söndürme sistemi kontrolü gibi işlemlere ilişkin tutanakların sadece kâğıt ortamında tutulması. Bu tutanaklar yangında yok olduğunda, işletme sahibinin "bakımlar düzenli yapılıyordu" savunması ispat edilemez hale geliyor. Büromuz, akaryakıt istasyonu işleten müvekkillerine, bu tür kayıtların yangına dayanıklı bir arşivde ve ayrıca dijital ortamda yedeklenmesini öneriyor. Bu, sonradan açılan tazminat ve ceza dosyalarında savunmanın omurgasını oluşturuyor.

4. Çalışanların İş Kazası ve Sosyal Güvenlik Boyutunun Gözden Kaçırılması

Yangın sırasında istasyonda çalışan personelin yaralanması veya hayatını kaybetmesi halinde, işletme sahibinin karşı karşıya kaldığı sorumluluk yalnızca tazminatla sınırlı kalmıyor. İş kazası bildirimi, sosyal güvenlik mevzuatından doğan yükümlülükler ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğü ayrı bir başlık oluşturuyor. Uygulamada gördüğümüz tipik hata, işletme sahibinin yangın sonrası süreci yalnızca "sigorta hasar dosyası" olarak ele alması ve çalışan boyutunu ikinci plana atması.

Oysa iş kazası bildirimi süresinde yapılmadığında, ilerleyen dönemde hem idari yaptırım hem de tazminat dosyasında aleyhe yorum gündeme geliyor. Aynı şekilde, yangın öncesi dönemde çalışanlara verilen eğitimlerin, tatbikatların ve kişisel koruyucu donanım teslimlerinin kayıt altına alınmamış olması, işverenin sorumluluğunu ağırlaştırıyor. Büromuzda bu tür dosyalarda ilk yaptığımız iş, yangın öncesi döneme ait eğitim ve tatbikat kayıtlarının mevcut olup olmadığını tespit etmek oluyor; çünkü bu kayıtların varlığı veya yokluğu, sorumluluğun paylaştırılmasında belirleyici rol oynuyor.

5. Sigorta Poliçesindeki Teminat Kapsamı ve Muafiyet Maddelerinin Yangın Sonrası Okunması

Uygulamada en sık tekrarlanan hata belki de bu: poliçenin yangın çıktıktan sonra, hasar ihbarı aşamasında okunması. Akaryakıt istasyonlarına özgü poliçelerde yangın teminatı çoğu zaman belirli muafiyetlerle veriliyor. Bakım eksikliği, mevzuata aykırı depolama, statik elektrik tedbirlerinin alınmaması gibi durumlar teminat dışı bırakılabiliyor. Ayrıca işletme sahibinin yangın öncesi dönemde sigorta şirketine bildirmesi gereken risk değişikliklerinin (örneğin yakıt tankı kapasitesinin artırılması, yeni bir pompa hattı eklenmesi) bildirilmemiş olması, tazminat talebinin reddine gerekçe yapılabiliyor.

Dosyalarımızda gördüğümüz bir başka pratik nokta: yangın sonrası sigorta eksperi geldiğinde, işletme sahibinin hasar kalemlerini eksik veya dağınık şekilde beyan etmesi. Akaryakıt istasyonlarında hasar yalnızca bina ve pompa ile sınırlı kalmıyor; stok yakıt, çevre temizlik maliyeti, iş durması kaybı, komşu taşınmazlara verilen zarar gibi kalemler de gündeme geliyor. Bu kalemlerin yangın sonrası ilk günlerde sistematik biçimde belgelenmemesi, sonradan ciddi tazminat kaybına yol açıyor.

Sonuç: Yangın Sonrası İlk Adımlar Sorbumluluğu Belirliyor

Akaryakıt istasyonu yangınları, ticaret hukuku, sorumluluk hukuku, sosyal güvenlik ve sigorta hukukunun kesiştiği çok katmanlı dosyalar. Deneyimimiz, işletme sahibinin sorumluluğunun büyük ölçüde yangın sonrası ilk günlerde alınan kararlarla şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle büromuzda bu tür dosyalarda önerdiğimiz yaklaşım şu: yangın söndürüldükten sonra mümkün olan en kısa sürede, beyan vermeden önce hukuki değerlendirme yapılması; ticari defter, bakım kaydı ve personel evrakının yangından etkilenmemiş kopyalarının derlenmesi; sigorta poliçesinin teminat ve muafiyet maddelerinin hasar ihbarından önce okunması; ve çalışan boyutunun ayrı bir başlık olarak ele alınması. Bu adımlar, sonradan açılan tazminat ve ceza dosyalarında savunmanın sağlıklı kurulmasını sağlıyor. Her dosyanın kendi teknik ve sözleşmesel özellikleri farklı olduğundan, somut olay bazında değerlendirme yapılmadan genel bir sonuca varılamayacağını da hatırlatmak isteriz.