Hasar Tespitine İtirazda Usulün Darboğazları: Büromuzun 2026 Dosya Notları

Deprem bölgelerinde yürüttüğümüz hasar tespiti ve tazminat dosyalarında, esas mesele çoğu zaman "hasarın gerçekliği" değil, sürecin usul aşamalarında tükeniyor. 2026 yılı itibarıyla büromuza gelen başvuruların önemli bir kısmı, ilk tespit raporuna itiraz süresinin geçirilmesi veya itirazın yanlış mercie yapılması nedeniyle esasa girilmeden kapanmış durumda. Aşağıda, dosyalarda tekrar tekrar karşımıza çıkan ve bizim "usul hatası" olarak notladığımız yedi başlığı, uygulamada gördüğümüz şekliyle aktarıyoruz.

1. Tespit Tutanağının Tebliğ Tarihini Karıştırmak

İtiraz süresinin başlangıcı, tutanağın düzenlendiği tarih değil; ilgilisine tebliğ edildiği tarihtir. Uygulamada sık gördüğümüz hata, müvekkilin kapısına asılan veya muhtara bırakılan tebligatın tarihini "öğrendiğim gün" ile eşitlemesi. Kurum kayıtlarında tebliğ tarihi olarak muhtara teslim tarihi esas alındığında, itiraz penceresi fiilen kapanmış oluyor. Dosyaya girerken ilk işimiz tebligat parçasını ve varsa elektronik tebliğ kaydını istemek oluyor; çünkü bu tarih yanlış okunduğunda sonraki tüm adımlar sakatlanıyor.

2. İtirazı Tespit Komisyonuna Değil, Doğrudan Mahkemeye Yapmak

İdari işlemlere karşı kural, önce işlemi tesis eden idareye başvurmaktır. Hasar tespitine itirazda da önce ilgili komisyon veya müdürlük nezdinde başvuru yapılması, ardından olumsuz yanıt veya zımni red halinde idari dava açılması gerekir. Büromuza gelen dosyalarda, itiraz dilekçesinin doğrudan mahkemeye verilmesi nedeniyle "idari başvuru yolu tüketilmediği" gerekçesiyle usulden ret riski doğuyor. Bu, esasa girilmeden kaybedilen en yaygın süreç hatası.

3. Dilekçede Talebi Muğlak Bırakmak

İtiraz dilekçesinde "hasar tespitine itiraz ediyorum" demek yeterli değil. Hangi yapı, hangi bağımsız bölüm, hangi tespit kalemi (ağır hasar, az hasar, hasarsız) ve hangi gerekçeyle itiraz edildiği ayrı ayrı gösterilmeli. Uygulamada, birden fazla bağımsız bölümü olan taşınmazlarda tek satırlık itirazın yalnızca bir bölüm için yapılmış sayıldığı dosyalarla karşılaşıyoruz. Dilekçeyi yazarken taşınmazın tapu kaydı, bağımsız bölüm numarası ve tespit raporundaki kalem numarasını eşleştirerek ilerliyoruz.

4. Teknik Rapor ve Bilirkişi İncelemesini Atlamak

İtirazın kabulü, büyük ölçüde tespitin aksini gösteren teknik veriye bağlı. Müvekkilin "benim binam sağlam" beyanı tek başına bir sonuç doğurmuyor. Dosyalarda, itiraz dilekçesine eklenen fotoğraf, statik proje, zemin etüdü veya bağımsız teknik raporun bulunmaması halinde komisyonun önceki tespitte direnmesi olağan hale geliyor. Bu nedenle itiraz dilekçesini, dosyaya girmeden önce alınan teknik değerlendirme ile birlikte kurguluyoruz; sonradan yapılan ek beyanlar süreci geciktiriyor.

5. Süre Tutanaklarını ve Ara Kararları Takip Etmemek

İtiraz sonrası süreç yalnızca dilekçe ile bitmiyor. Komisyonun ek inceleme talebi, yerinde tespit randevusu, eksik belge tamamlama yazısı gibi ara adımların her biri ayrı sürelere bağlı. Büromuzda, bu ara yazıların takip edilmemesi nedeniyle "belge tamamlanmadı" gerekçesiyle başvurunun işlemden kaldırıldığı dosyalar mevcut. Bu nedenle her dosyada bir süre takip çizelgesi tutuyor, gelen yazıları tebliğ tarihiyle birlikte işliyoruz.

6. Yetkili Mahkeme ve Yargı Kolunu Yanlış Belirlemek

Hasar tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli yargı kolu ve yetkili mahkeme, işlemin niteliğine göre değişebiliyor. İdari işlem niteliğindeki tespitlere karşı idari yargı; bazı tazminat taleplerinde ise adli yargı gündeme gelebiliyor. Uygulamada, dilekçenin yanlış yargı koluna verilmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi ve dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesi, aylarca süre kaybına yol açıyor. Başvuruyu kurgularken işlemin hukuki niteliğini netleştirip, görev ve yetki başlığını dilekçede ayrıca gerekçelendiriyoruz.

7. Vekaletname ve Temsil Yetkisindeki Eksiklikler

Birden fazla malik veya mirasçı bulunan taşınmazlarda, itirazın tüm ilgililer adına yapılıp yapılmadığı ayrı bir usul sorunu. Uygulamada, yalnızca bir malikin başvurusu üzerine yürütülen sürecin diğer pay sahipleri yönünden bağlayıcı olmadığı, sonradan bu kişilerin ayrı başvuru yapmak zorunda kaldığı dosyalarla karşılaşıyoruz. Vekaletnamede temsil kapsamının, mirasçılık belgesinin ve pay oranlarının dosyaya baştan eklenmesi, sonraki aşamalarda doğacak itirazları büyük ölçüde önlüyor.

Uygulamada Bizim İzlediğimiz Sıra

Dosyayı aldığımızda önce tebliğ tarihini ve itiraz süresini sabitliyoruz. Ardından tespit raporunu kalem kalem okuyup, itiraz edilecek bağımsız bölüm ve kalemleri netleştiriyoruz. Teknik raporu dilekçeye eklemeden başvuruyu göndermiyoruz. Başvuruyu doğru mercie yapıp, ara yazıları süre çizelgesine işliyoruz. Görev ve yetki başlığını dilekçede ayrı bir bölüm olarak gerekçelendiriyoruz. Tüm malik ve mirasçıların temsil durumunu baştan kontrol ediyoruz.

Bu yedi başlık, esasa ilişkin hukuki tartışmadan bağımsız olarak, dosyanın usul aşamasında tıkanmasına yol açan noktalar. Hasar tespitine itiraz sürecinde süre, merci ve belge üçlüsünün doğru kurgulanması, esasa ilişkin talebin değerlendirilebilmesi için ön koşul niteliğinde. Somut dosyanın özelliklerine göre izlenecek yol değişebileceğinden, başvuru ve dava stratejisinin dosya bazında değerlendirilmesi yerinde olur.