Yatırım bankacılığı görünümü altında ihraç edilen borçlanma araçlarında temerrüt, son dönemde dosyalarımıza en hızlı şekilde yansıyan uyuşmazlık türü haline geldi. Son altı ayda önümüze gelen dosyaların ortak noktası şu: alacaklılar, temerrüdün hukuki sonuçlarını doğru okumadıkları için ilk 30–60 gün içinde telafisi zor usul kayıpları yaşıyor. Aşağıda, ihraççı bir yatırım kuruluşunun borçlanma aracı ödemesini gerçekleştiremediği senaryolarda, alacaklı tarafında (bono/ tahvil sahibi, saklama kuruluşu, teminat temsilcisi, faktoring ve temlik alacaklısı) uygulamada en sık karşılaştığımız yedi hatayı, dosya deneyimimiz üzerinden paylaşıyoruz.
1. Temerrüdün türünü ayırt etmeden harekete geçmek
İlk ve en yaygın hata, ödeme yapılmamasını doğrudan "iflas" veya "konkordato" senaryosu gibi ele alıp buna göre strateji kurmak. Oysa uygulamada üç farklı durumla karşılaşıyoruz:
- Tek bir kupon/faiz ödemesinin gecikmesi: Sözleşmede tanımlı ek süre (grace period) dolmadan temerrüt ihtarı çekilmesi, ihraççıya erken bir "düzeltme" savunması kazandırıyor.
- Vadesi gelmiş anaparanın ödenmemesi: Burada Türk Ticaret Kanunu ve sermaye piyasası mevzuatı kapsamındaki bilgilendirme yükümlülükleri devreye giriyor; alacaklının bu aşamada hangi belgeye dayandığı kritik.
- Çapraz temerrüt (cross-default): Aynı ihraççının başka bir borç ilişkisinde temerrüde düşmesi, elimizdeki sözleşmede tetikleyici hüküm varsa tüm alacağı muaccel hale getirebiliyor. Dosyalarda bu maddenin varlığı çoğu zaman gözden kaçıyor.
Büromuzda izlediğimiz yöntem, önce ihraç belgesindeki temerrüt tanımını ve bildirim mekanizmasını satır satır çıkarmak; ardından hangi tür temerrütle karşı karşıya olduğumuzu netleştirmeden hiçbir ihtarname göndermemek.
2. İhtarnameyi sözleşmedeki usule uygun çekmemek
Borçlanma araçlarında temerrüt ihtarı, genel bir "ödeme yapılmadı" yazısı değil; ihraç belgesinde tanımlı bildirim yöntemine, muhatabına ve süresine uygun bir işlem olmak zorunda. Uygulamada en sık gördüğümüz üç hata:
- İhtarı doğrudan ihraççıya gönderip, varsa teminat temsilcisine veya saklama kuruluşuna aynı anda bildirmemek.
- Sözleşmede öngörülen ek süreyi (örneğin iş günü üzerinden hesaplanan süre) noter kanalıyla değil, e-posta ile geçirmeye çalışmak.
- İhtarnamede alacağın kalemlerini (anapara, işlemiş faiz, temerrüt faizi, masraf) ayrıştırmamak; bu da sonraki icra takibinde itiraz kapısı açıyor.
Buradaki pratik kuralımız şu: ihtarname, sonraki davanın ilk delili olacak şekilde kaleme alınmalı. İçinde tarih, dayanak belge, hesaplama tablosu ve ödeme yeri net olmalı.
3. Muacceliyet ve zamanaşımı takvimini yanlış kurmak
Temerrüt halinde alacağın tamamının muaccel hale gelip gelmediği, doğrudan sözleşmedeki hükümlere bağlı. Dosyalarda sık gördüğümüz hata, "ihraççı temerrüde düştü, o halde tüm alacak muacceldir" varsayımıyla hareket edilmesi. Oysa:
- Bazı ihraçlarda muacceliyet, ancak belirli bir oranın üzerindeki alacaklı grubunun ortak bildirimi ile tetikleniyor.
- Bazılarında ise her bir bono/tahvil bağımsız olarak değerlendiriliyor ve yalnızca vadesi gelmiş kuponlar takip edilebiliyor.
Aynı şekilde, faiz ve anapara alacaklarında zamanaşımı sürelerinin farklı başlangıç tarihlerine tabi olabileceğini gözden kaçırmak, ilerleyen aşamada ciddi bir hak kaybı yaratıyor. Bu nedenle dosya açılışında bir "muacceliyet ve zamanaşımı takvimi" çıkarıyoruz.
4. Teminat yapısını geç okumak: teminat temsilcisi ve saklama zinciri
Yatırım bankası temerrütlerinde alacağın tahsil kabiliyeti, çoğu zaman doğrudan teminat yapısına bağlı. Uygulamada gördüğümüz hatalar şunlar:
- Teminat temsilcisinin hangi hallerde harekete geçebileceğinin sözleşmede sınırlandırılmış olduğunu fark etmemek.
- Rehin, ipotek veya alacak temliki gibi teminatların tescil/şerh durumunu kontrol etmeden ihtiyati haciz talebinde bulunmak.
- Merkezi saklama zincirindeki kayıtları (hesap ekstresi, saklama makbuzu) dosyaya erken dahil etmemek; bu da alacaklı sıfatının ispatında güçlük yaratıyor.
Bu dosyalarda teminatın "var olduğunu bilmek" yetmiyor; kimin ne zaman, hangi belgeyle öncelik kazandığını göstermek gerekiyor.
5. İhtiyati haciz ve tedbir talebini geç ve dar kapsamlı yapmak
Temerrüt haberini aldıktan sonra ilk haftalarda yapılan en kritik işlem, ihtiyati haciz talebi. Buna karşılık dosyalarda sık karşılaştığımız hatalar:
- Talebi yalnızca vadesi geçmiş kuponlarla sınırlı tutup, muaccel hale gelmiş diğer kalemleri dışarıda bırakmak.
- İhraççının malvarlığına ilişkin somut bilgi (taşınmaz, banka hesabı, iştirak) sunmadan genel ifadelerle talepte bulunmak; mahkeme bu talepleri çoğu zaman karşılamıyor.
- Üçüncü kişilerdeki alacaklar için ayrı bir haciz talebi yapılabileceğini atlamak.
Uygulamada, ihtiyati haciz kararının hızı, dosyanın ilk günlerde ne kadar somut malvarlığı bilgisiyle desteklendiğine bağlı. Bu nedenle temerrüt haberini alır almaz finansal tablo, tapu ve ticaret sicili taramasına başlıyoruz.
6. Konkordato ve iflas süreçlerine ilişkin süreleri kaçırmak
İhraççı tarafı konkordato talebinde bulunduğunda veya iflas süreci başladığında, alacaklılar için kritik olan bildirim ve itiraz süreleri. Dosyalarda en sık gördüğümüz hatalar:
- Konkordato projesine alacağı yazdırmak için öngörülen süreyi kaçırmak; bu durumda alacak, toplantıda yok sayılabiliyor.
- Rehinle temin edilmiş alacaklarda rehinli alacaklı sıfatıyla ayrı bir bildirim yapılabileceğini atlamak.
- İflas halinde, sıra cetveline itiraz süresini kaçırmak veya itirazı yalnızca "alacak miktarı" üzerinden kurup, alacağın niteliğini (adi/ imtiyazlı) tartışmamak.
Bu aşamada yaptığımız iş, alacaklı listesini ve sıra cetveli beklentisini önceden hazırlayıp, bildirim süresinin son gününü beklemeden dosyayı vermek.
7. Sermaye piyasası yükümlülükleri ile ticari alacak takibini birbirinden koparmak
Yatırım bankası temerrütlerinde dosya, sadece ticari bir alacak takibi değil; aynı zamanda sermaye piyasası mevzuatı kapsamındaki kamuya açıklama, özel durum açıklaması ve yatırımcı bilgilendirme yükümlülüklerini de içeriyor. Uygulamada gördüğümüz hata, bu iki hattın ayrı yürütülmesi:
- İhraççının yaptığı veya yapmadığı açıklamaların, alacaklının zarar hesabında delil olabileceğini gözden kaçırmak.
- Yatırımcı tazminine ilişkin başvuru yolları ile ticari alacak davasını aynı strateji içinde konumlandırmamak.
- Bilgilendirme yükümlülüğüne aykırılık iddialarını, alacak davasının içinde eritip ayrı bir hukuki zeminde değerlendirmemek.
Büromuzda bu tür dosyalarda, ticari alacak takibini ve sermaye piyasası kaynaklı iddiaları tek bir zaman çizelgesinde birleştiriyoruz; zira birinde elde edilen belge, diğerinde ispat aracı haline geliyor.
Uygulamada öne çıkan pratik sonuç
Temerrüt haberinin geldiği ilk günlerde alacaklıların yaptığı tercihler, dosyanın sonucunu büyük ölçüde belirliyor. Deneyimimiz şunu gösteriyor: ihraç belgesinin temerrüt, muacceliyet ve bildirim hükümlerinin çıkarılması; teminat yapısının ve saklama zincirinin belgelenmesi; ihtiyati haciz için somut malvarlığı bilgisinin toplanması; konkordato/iflas takviminin önceden kurulması ve sermaye piyasası yükümlülüklerinin ayrı bir hat olarak izlenmesi, bu dosyalarda fark yaratan adımlar.
Alacaklı tarafın, temerrüdü öğrendiği andan itibaren bir hukuk ekibiyle birlikte sözleşme, teminat ve süreç takvimini birlikte okuması; ihtarname, ihtiyati haciz ve bildirim adımlarını bu takvime göre sıralaması, ilerleyen aşamalarda telafisi güç kayıpların önüne geçiyor. Bu tür dosyalarda hız kadar, doğru sıralama da belirleyici.
Önemli Not
Yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; kesin hukuki görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir.
Her somut olay farklıdır. Hukuki bir karar vermeden önce mutlaka avukat desteği alın.