Boşanma davaları, Türk hukuk sisteminde aile hukukunun en karmaşık ve hassas alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu davalarda, özellikle mal paylaşımı konusu, hem maddi hem de manevi boyutlarıyla taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açabilmektedir. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları, mal paylaşımı süreçlerinde önemli değişiklikler getirmiş, daha adil ve şeffaf bir sistemin oluşturulmasına katkı sağlamıştır. Bu makalede, boşanma davalarında mal paylaşımına ilişkin güncel hukuki düzenlemeler, uygulamadaki yenilikler, Yargıtay'ın konuya yaklaşımı ve dikkat edilmesi gereken hususlar detaylı bir şekilde incelenecektir.
Mal Paylaşımının Hukuki Dayanakları ve Temel İlkeler
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 202. maddesi uyarınca, evlilik birliği içinde edinilen mallar, edinilmiş mal rejimine tabidir. Boşanma durumunda, kural olarak, bu malların eşit şekilde (yarısı) paylaştırılması esastır. Ancak, kanunda ve Yargıtay kararlarında öngörülen istisnai durumlar mevcuttur. Mal paylaşımı sürecinde, mahkemeler öncelikle tarafların mal varlığının tespiti için kapsamlı bir inceleme yapar. Bu inceleme, mal rejiminin türüne göre farklılık gösterir. Edinilmiş mallara dahil olan ve paylaşıma konu olacak mallar belirlendikten sonra, bu malların tasfiyesi ve paylaşımı aşamasına geçilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son yıllarda verdiği kararlar, mal paylaşımında "eşitlik ilkesi"nin yanı sıra "hakkaniyet" kavramını da ön plana çıkarmaktadır. Özellikle, eşlerden birinin evlilik birliğine daha fazla katkı sağladığı durumlarda, bu katkının mal paylaşımında dikkate alınması gerektiği yönünde içtihatlar geliştirilmiştir. Bu kapsamda, TMK'nın 236. maddesi uyarınca, eşlerin katkıları oranında mal paylaşımına gidilebilir. Ayrıca, evlilik birliğinin devamı süresince edinilen mesleki kazançlar, emeklilik ikramiyeleri ve sosyal güvenlik hakları da mal paylaşımı kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak, bu hakların paylaşımı, ilgili mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde, bazı özel koşullara tabidir.
Yasal Mal Rejimleri ve Paylaşım Mekanizmaları
Türk Medeni Kanunu'nda, evlilik birliğinde uygulanabilecek farklı mal rejimleri öngörülmektedir. Bu rejimler, eşlerin evlenmeden önce veya evlilik sırasında yaptıkları mal rejimi sözleşmeleri ile belirlenebilir. Bu sözleşmeler, TMK'nın 202. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 2023 yılında yapılan düzenlemelerle birlikte, mal rejimi sözleşmelerinin daha esnek bir yapıya kavuşturulduğu söylenebilir. Eşler, mal rejimi sözleşmesi düzenleyerek, mal paylaşımına ilişkin kendi kurallarını belirleyebilirler. Ancak, bu sözleşmelerin TMK'nın emredici hükümlerine aykırı olmaması ve kamu düzenini ihlal etmemesi gerekmektedir.
Edinilmiş mal rejiminin yanı sıra, kanunda öngörülen diğer mal rejimleri de bulunmaktadır. Bunlar arasında, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı ve mal ayrılığı rejimleri sayılabilir. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, eşlerin evlilik birliği içinde elde ettikleri malların, boşanma halinde paylaşımını düzenler. Mal ortaklığı rejiminde ise, eşlerin malları, evlilik birliği süresince ortak mülkiyete tabidir. Mal ayrılığı rejiminde ise, eşlerin malları evlilik birliği süresince ayrı mülkiyet olarak kalır. Her bir mal rejiminin kendine özgü paylaşım mekanizmaları bulunmakta olup, boşanma durumunda bu mekanizmaların iyi anlaşılması ve doğru uygulanması büyük önem taşımaktadır.
Yargıtay'ın Güncel Yaklaşımı ve Yeni İçtihatlar
Yargıtay'ın son dönem kararları incelendiğinde, mal paylaşımı konusunda bazı önemli eğilimler göze çarpmaktadır. Özellikle dijital varlıkların ve kripto paraların mal paylaşımı kapsamında değerlendirilmesi konusunda yeni içtihatlar oluşturulmaktadır. Yargıtay, dijital varlıkların mal rejimine dahil olup olmadığı, değerinin nasıl belirleneceği ve paylaşımının nasıl yapılacağı konularında çeşitli kararlar vermektedir. Bu kararlar, dijital varlıkların niteliği, elde edilme şekli ve evlilik birliğine katkısı gibi faktörlere göre farklılık gösterebilmektedir.
Ayrıca, eşlerden birinin kişisel emeğiyle oluşturduğu mesleki itibar ve müşteri portföyü gibi maddi olmayan varlıkların da belirli koşullar altında paylaşıma konu olabileceği yönünde kararlar verilmektedir. Bu tür varlıkların paylaşımı, genellikle, eşin evlilik birliğine katkısı, mesleki faaliyetin evlilik birliği içinde sürdürülmesi ve elde edilen gelirin evlilik birliğine dahil edilmesi gibi faktörlere bağlıdır.
Yargıtay, özellikle evlilik birliğinin sona ermesinden sonra ortaya çıkan değer artışlarının paylaşımı konusunda hassas bir yaklaşım sergilemektedir. Tapu kayıtlarındaki değişiklikler, miras yoluyla edinilen malların durumu ve aile konutunun paylaşımı gibi konularda, Yargıtay'ın somut olayın özelliklerini dikkate alarak karar verdiği görülmektedir. Bu bağlamda, mal rejiminin tasfiyesi sırasında, değer artışlarının tespiti ve paylaşımı için bilirkişi incelemesi ve keşif gibi yöntemlere başvurulabilmektedir.
Mal Paylaşımında İspat ve Delil Yükü
Mal paylaşımı davalarında, tarafların iddialarını ispatlamak için sundukları deliller büyük önem taşımaktadır. Banka kayıtları, tapu belgeleri, vergi beyannameleri, muhasebe kayıtları, faturalar, senetler, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları, mal varlığının tespitinde kullanılan başlıca delillerdir. Yargıtay, son dönem kararlarında dijital delillerin ve elektronik kayıtların da geçerli delil olarak kabul edilebileceğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda, e-postalar, sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar ve dijital ortamdaki diğer veriler delil olarak kullanılabilmektedir.
Delil yükünün dağılımı konusunda, Yargıtay'ın "kolaylaştırılmış ispat" yöntemlerine başvurduğu görülmektedir. Özellikle, mal varlığının gizlendiği veya üçüncü kişilere devredildiği iddialarında, mahkemelerin daha geniş inceleme yetkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda, bankalar ve diğer finansal kuruluşlardan bilgi edinilmesi, tapu kayıtlarının incelenmesi, şirket ortaklıklarının araştırılması, bilirkişi incelemeleri ve keşif gibi yöntemlere başvurulabilmektedir. Ayrıca, mal kaçırma şüphesi bulunan durumlarda, mahkeme, ihtiyati tedbir kararı alarak mal varlığının korunmasını sağlayabilir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Mal paylaşımı davalarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, tarafların mal varlığını gizleme veya mal kaçırma girişimleridir. Bu durumda, mahkemelerin elinde bulunan yetkilerin etkin bir şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, paylaşımın nasıl yapılacağı konusunda da anlaşmazlıklar yaşanabilmekte, bu durumda mahkeme tarafından bilirkişi aracılığıyla değer tespiti yapılmaktadır.
Boşanma sürecinde tarafların, mal paylaşımı konusunda anlaşmaya varmaları durumunda, dava sürecinin daha hızlı ve sorunsuz ilerlediği görülmektedir. Bu nedenle, arabuluculuk ve uzlaştırma mekanizmalarının kullanılması, taraflar açısından zaman ve maliyet tasarrufu sağlayabilmektedir. Ancak, anlaşma sağlanamaması durumunda, mahkeme tarafından hukuki sürecin işletilmesi gerekmektedir. Bu durumda, uzman bir avukatın hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti alması, tarafların haklarını korumak ve sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesini sağlamak açısından büyük önem taşır.
Sonuç ve Değerlendirme
Boşanma davalarında mal paylaşımı, hem maddi hem de hukuki açıdan karmaşık bir süreçtir. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemeler ve Yargıtay'ın geliştirdiği içtihatlar, bu sürecin daha adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesine katkıda bulunmaktadır. Mal paylaşımında eşitlik ve hakkaniyet ilkelerinin birlikte değerlendirilmesi, tarafların menfaatlerinin dengeli bir şekilde korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Boşanma sürecindeki bireylerin, mal paylaşımı konusunda hukuki haklarını iyi anlamaları ve bu süreçte profesyonel hukuki danışmanlık almaları önem arz etmektedir. Hukuki süreçlerde doğru bilgiye dayalı hareket edilmesi, olası anlaşmazlıkların önlenmesi ve sürecin sağlıklı bir şekilde tamamlanması açısından kritik rol oynamaktadır. Yasal mevzuatın sürekli gelişim göstermesi nedeniyle, boşanma davalarında mal paylaşımı konusunun güncel yargı kararları ve mevzuat değişiklikleri ışığında takip edilmesi gerekmektedir. Bu sayede, tarafların hakları en iyi şekilde korunabilir ve adil bir sonuç elde edilebilir.