Fon kaynaklı dolandırıcılık soruşturmalarında tutuklama kararına itiraz, son dönemde büromuza en sık gelen acil işlerden biri. Bu dosyaların ortak özelliği, soruşturmanın çok hızlı ilerlemesi, şüpheli sayısının fazla olması ve mal varlığına el koyma kararlarının tutuklamayla birlikte gelmesi. Uygulamada itiraz dilekçesinin kaderini belirleyen şey, çoğu zaman ileri sürülen esaslı maddi savunma değil, usul zemininin doğru kurulup kurulmadığı oluyor. Aşağıda, fon soruşturmalarına özgü koşullar içinde kalarak, tutuklama kararına itirazda en sık karşılaştığımız yedi usul hatasını ve bunları nasıl ele aldığımızı paylaşıyoruz.

1. Tutuklama kararının gerekçesini somutlaştırmadan itiraz etmek

Fon dosyalarında tutuklama kararı genellikle "delillerin karartılması" ve "kaçma şüphesi" başlıkları altında, yüzlerce sayfalık bir soruşturma dosyasına atıfla veriliyor. Uygulamada en sık gördüğümüz hata, itiraz dilekçesinin bu gerekçelere neredeyse hiç dokunmaması. Oysa sulh ceza hâkimliği kararında hangi olguya hangi delilin bağlandığı, fon akışında şüphelinin hangi işleme hangi tarihte katıldığı ayrı ayrı gösterilmediğinde, itirazı inceleyen mercinin önüne somut bir tartışma taşımak gerekiyor. Biz dilekçede önce kararın gerekçesini cümle cümle ayırıp, her birine dosyadaki hangi delilin karşılık geldiğini yazıyoruz. Gerekçesizlik iddiasını soyut bırakmak, itirazın en hızlı reddedilme sebebi.

2. Kuvvetli suç şüphesi ile delil karartma riskini aynı kefeye koymak

Tutuklamanın iki ayağı var: kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri. Fon soruşturmalarında savcılık, para hareketinin karmaşıklığını kuvvetli şüphe için yeterli sayma eğiliminde. Ancak şüpheli lehine yaptığımız en etkili ayrım, "fon akışında bulunmak" ile "haksız menfaat sağlama kastı"nın ayrı şeyler olduğunu göstermek oluyor. Uygulamada birçok dosyada şüpheli, hesaplarına gelen paranın kaynağını bilmediğini, talimatları bir başka kişiden aldığını veya teknik altyapıyı sadece kurguladığını söylüyor. Bu savunmayı delillendirmeden, sadece "şüpheli suçsuzdur" demek itirazı zayıflatıyor. Banka hareketleri, yazışmalar, sözleşmeler üzerinden bu ayrımı somutlaştırmak gerekiyor.

3. Delil karartma riskini dosyadaki delil durumuyla ilişkilendirmemek

Delil karartma nedeni, soruşturmanın o aşamasındaki somut tehlikeye bakılarak değerlendirilir. Fon dosyalarında delillerin önemli kısmı banka kayıtları, dijital veriler ve tanık beyanlarıdır. Uygulamada gördüğümüz tipik hata, şüphelinin bu delillere erişiminin olup olmadığının hiç tartışılmaması. Şüpheli şirketin teknik altyapısına erişimi elinden alınmışsa, hesaplar bloke edilmişse veya şüpheli zaten gözaltı sürecinde beyanda bulunmuşsa, delil karartma riski iddiasının somut dayanağı kalmıyor. İtirazda bu noktayı "dosyadaki mevcut delil durumu" üzerinden kurmak, soyut "delil karartamaz" iddiasından çok daha etkili.

4. Ölçülülük değerlendirmesini adli kontrol lehine işlememek

Uygulamada en çok zorlandığımız alan burası. Fon soruşturmalarında mahkemeler, mal varlığının büyüklüğü nedeniyle adli kontrolün yetersiz kalacağı yönünde bir eğilim gösteriyor. Ancak adli kontrolün yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisinin kısıtlanması gibi araçlarla tutuklamayla aynı korumayı sağlayabileceğini göstermek gerekiyor. Biz dilekçede, şüphelinin yerleşim yeri, aile bağları, iş ilişkileri ve teslim olma davranışını ayrı bir başlık altında işliyoruz. Özellikle soruşturmanın başında kendiliğinden ifadeye gelen şüphelilerde bu argüman ciddi ağırlık taşıyor.

5. Tutuklamaya dayanak delillerin hukuka uygunluğunu tartışmamak

Fon dosyalarında delillerin önemli kısmı el koyma, arama ve dijital inceleme yoluyla elde ediliyor. Uygulamada sık gördüğümüz hata, bu işlemlere karşı ayrı bir hukuka aykırılık itirazı yapılmadan doğrudan tutuklama kararına itiraz edilmesi. Oysa hukuka aykırı elde edilen bir delile dayanan kuvvetli şüphe, tutuklamanın temelini sarsar. Arama kararının kapsamı, el koyma tutanağının düzenlenme şekli, dijital materyalin imajının alınıp alınmadığı gibi ayrıntılar, itirazın ikinci katmanını oluşturuyor. Bu itirazları ayrı ve gerekçeli yapmak, salt tutuklama kararına itirazdan daha fazla sonuç veriyor.

6. Mal varlığına el koyma kararını tutuklama itirazıyla birlikte ve tutarlı ele almamak

Fon soruşturmalarında tutuklama ve mal varlığına el koyma kararları neredeyse aynı gün çıkıyor. Uygulamada gördüğümüz hata, iki kararın ayrı dosyalarda ve birbirinden kopuk savunmalarla ele alınması. Oysa el koyma kararının kapsamı, tutuklamanın ölçülülüğü tartışmasını doğrudan etkiliyor. Mal varlığının tamamına el konulmuşsa, şüphelinin kaçma riski argümanı zayıflıyor; çünkü el konulan varlıklar zaten yurt içinde. Biz bu kararları birlikte okuyup, itiraz dilekçesinde karşılıklı tutarsızlıkları ayrıca gösteriyoruz. Bu, hem tutuklama hem el koyma açısından daha bütünlüklü bir savunma sağlıyor.

7. İtiraz süresini ve merciini karıştırmak

Uygulamada en temel ama en sık yapılan hata bu. Tutuklama kararına itiraz süresi ve itiraz mercii, kararın niteliğine göre değişiyor. Fon soruşturmalarında savcılık ifadesi sonrası sulh ceza hâkimliği kararı ile soruşturmanın seyri içinde verilen ek kararlar karıştırılabiliyor. Süresinde yapılmayan veya yanlış merciye gönderilen itiraz, esasa hiç girilmeden reddediliyor. Büromuzda bu tür dosyalarda ilk iş olarak kararın tebliğ tarihini, itiraz süresini ve gönderilecek mercii ayrı bir kontrol listesiyle teyit ediyoruz. Bu basit adım, dosyanın kaderini değiştirebiliyor.

Uygulamada ne yapıyoruz

Fon soruşturmalarında tutuklama kararına itirazı, tek bir dilekçeyle geçiştirilecek bir iş olarak görmüyoruz. Kararın gerekçesini ayrıştırıyor, kuvvetli şüphe ile tutuklama nedenlerini ayrı ayrı ele alıyor, adli kontrol alternatifini somutlaştırıyor ve el koyma kararıyla tutarlılığı kontrol ediyoruz. Süre ve merci kontrolünü ise her dosyada ayrıca yapıyoruz. Bu yedi başlık, uygulamada itirazın reddedilme sebeplerinin önemli kısmını oluşturuyor; bunları baştan doğru kurmak, esaslı savunmanın önünü açıyor. Somut dosyanın koşullarına göre hangi usul itirazının öne çıkarılacağı değişebileceğinden, süreç içinde dosyanın bütününü görerek hareket etmek gerekiyor.