İcra ve iflas hukuku, ekonomik hayatın sağlıklı işleyişi ve alacaklı-borçlu dengesinin korunması açısından hayati öneme sahip bir hukuk dalıdır. Bu alan, sürekli gelişen piyasa koşullarına ve sosyo-ekonomik ihtiyaçlara paralel olarak dinamik bir yapıya sahiptir. Son dönemde, hem kanun değişiklikleri hem de Yargıtay içtihatlarındaki gelişmeler, icra ve iflas süreçlerinde önemli yenilikler ve uyum gereklilikleri getirmiştir. Özellikle sosyal medya platformlarında sıkça tartışılan icra takipleri, iflas ertelemesi ve dijitalleşme gibi konular, bu alandaki güncel değişimlerin toplum nezdindeki yansımalarını göstermektedir. Bu makalede, İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK) ve ilgili mevzuatta yaşanan güncel gelişmeler, borçluların ve alacaklıların haklarına etkileri çerçevesinde profesyonel bir bakış açısıyla incelenecektir.



Dijitalleşme ve Elektronik İcra Süreçlerindeki Gelişmeler


Teknolojinin hukuk alanına entegrasyonu, icra iflas hukukunda da köklü değişimlere yol açmaktadır. Uzaktan duruşma uygulamalarının yaygınlaşmasının ardından, icra süreçlerinde de elektronik bildirim ve tebligatların kullanımı artmıştır. Özellikle, elektronik tebligat (e-Tebligat) sisteminin zorunlu hale geldiği kullanıcı grupları genişletilmiş, bu durum sürelerin daha hızlı işlemesine ve işlem maliyetlerinin düşmesine katkı sağlamıştır. Bunun yanı sıra, icra dairelerinde dijital dosya takibi ve elektronik imza ile yapılan başvuruların kabulü, süreç verimliliğini artıran önemli adımlardır. Ancak, bu dijital dönüşüm, özellikle teknolojiye erişimi kısıtlı kesimler için bazı zorluklar da barındırmaktadır. Yargıtay, elektronik bildirimlerin usulüne uygun yapılmadığı durumlarda, borçlunun savunma hakkının ihlal edildiğine hükmederek, dijital süreçlerde de adil yargılanma hakkının korunması gerektiğinin altını çizmektedir.



İflas Ertelemesi ve Yeniden Yapılandırma Süreçlerindeki Değişiklikler


Ekonomik dalgalanmalar ve küresel krizler, iflas ertelemesi ve konkordato kurumlarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Mevzuatta yapılan düzenlemelerle, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'ler) nefes alabilmesi için iflas ertelemesi ve yeniden yapılandırma imkanları güçlendirilmiştir. İİK'nın 179/b maddesi uyarınca, borçlunun iflasının ertelenmesi için aranan şartlar ve süreler konusunda mahkemelerin takdir yetkisi, ekonomik zorluklar dikkate alınarak daha esnek bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca, "öncelikli alacaklı" kavramı ve alacaklılar kurulunun yetkileri, yeniden yapılandırma planlarının onay sürecinde daha etkin bir rol oynamalarını sağlayacak şekilde güncellenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son dönem kararlarında, iflas ertelemesinin amacının sadece borçluyu korumak değil, aynı zamanda işletmenin devamlılığını sağlayarak toplam alacaklı menfaatini gözetmek olduğu vurgulanmaktadır.



İcra Takibinde Süreler ve İtiraz Mekanizmaları


İcra takiplerinde süreler, hem alacaklının hızlı tahsilat hakkı hem de borçlunun savunma hakkı açısından kritik öneme sahiptir. Son yıllarda, özellikle ihtiyati haciz ve genel haciz yoluyla takiplerde, borçluya bildirim yapılması ve itiraz sürelerinin başlamasına ilişkin usuller netleştirilmiştir. Borçlunun, icra emrine veya haciz işlemine karşı yapacağı itirazın, süresi içinde ve gerekçeli olması şartı sıkı bir şekilde aranmaktadır. Yargıtay, "kesinleşmiş icra takibi" kavramı üzerinde durmakta ve borçlunun itiraz hakkını usulüne uygun kullanmadığı durumlarda, takibin kesinleşeceğini ve mal beyanında bulunma yükümlülüğünün doğacağını hatırlatmaktadır. Öte yandan, icra dairesinin işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetimi, icra mahkemeleri tarafından titizlikle yapılmakta; usulsüz yapılan bir haciz veya satış işleminin iptali için açılan davalarda, borçlunun haklı menfaati korunmaktadır.



Konut ve İşyeri Kira Alacaklarının Tahsilinde Güncel Uygulamalar


Kira alacaklarının tahsili, icra hukukunun en sık karşılaşılan konularından biridir. İİK'nın 260/A maddesi uyarınca, kira alacakları için "özel icra yolu" öngörülmüştür. Bu yola başvuruda, alacaklının (kira veren) belirli şartları taşıması ve sürelere riayet etmesi gerekmektedir. Güncel uygulamada, kira bedeline yapılan zamların icra yoluyla tahsil edilebilmesi için, zam şartlarının sözleşmede açıkça belirtilmiş olması ve yasal sınırları aşmaması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, pandemi döneminde çıkarılan ve belirli bir süre için geçerli olan kira ödemelerine ilişkin düzenlemelerin sona ermesiyle, bu döneme ilişkin ertelenmiş kira alacaklarının tahsil usulleri de tartışma konusu olmuştur. Yargıtay, borçlunun (kiracının) iflas veya aciz durumunu ileri sürerek kira ödemelerinden kaçınamayacağını, ancak icra takibinin her aşamasında borçlunun yaşam düzeyini asgari ölçüde koruyacak tedbirlerin alınması gerektiğini içtihatlarıyla pekiştirmiştir.



İflasın Ertelenmesi ve Tasfiye Sürecindeki Yenilikler


İflasın ertelenmesi ve iflasın açılmasından sonraki tasfiye süreci, alacaklıların haklarının orantılı bir şekilde tatmin edilmesini amaçlar. Tasfiye sürecinde, iflas masasının oluşturulması, malların tespiti ve satışı aşamalarında şeffaflık ve hız büyük önem taşır. Son dönemde, iflas idaresi (kayyım) atanması ve görevlendirilmesine ilişkin kriterler daha detaylandırılmıştır. İflasın ertelenmesi kararı verilmesi halinde, borçlu şirketin yeniden yapılandırma planını hazırlaması ve alacaklıların çoğunluğunun onayını alması gerekmektedir. Bu süreçte, küçük alacaklıların haklarının korunmasına yönelik düzenlemeler de güçlendirilmiştir. Yargıtay, iflasın ertelenmesi kararının, alacaklıların tamamının menfaatine açıkça aykırı olduğunun tespiti halinde, bu kararın iptali yönünde görüş bildirmektedir.



Sonuç ve Değerlendirme


İcra ve iflas hukuku, ekonomik dengeleri koruyan ve hukuki güvenliği sağlayan dinamik bir alandır. Yaşanan güncel gelişmeler, dijitalleşme, süreç verimliliği, borçlu ve alacaklı haklarının dengeli korunması ile ekonomik kriz dönemlerinde işletmelerin ayakta kalabilmesine odaklanmaktadır. Mevzuat değişiklikleri ve Yargıtay içtihatları, süreçlerin daha şeffaf, adil ve hızlı işlemesini hedeflemektedir. Ancak, bu değişimlerin uygulamada karşılaştığı zorluklar ve özellikle teknolojiye erişimi sınırlı kişiler için oluşturduğu riskler de göz ardı edilmemelidir. Hem borçluların hem de alacaklıların, bu karmaşık ve teknik hukuki süreçlerde, hak kaybına uğramamak ve mevzuattan doğan imkanlardan etkin bir şekilde yararlanabilmek için, sürekli güncel kalmaya ve profesyonel hukuki danışmanlık almaya ihtiyaçları bulunmaktadır. Hukuki süreçlerde tarafların bilinçli hareket etmesi ve yasal haklarını zamanında kullanması, icra ve iflas hukukunun amacına uygun işlemesi açısından büyük önem taşımaktadır.