İcra ve iflas hukuku, ekonomik hayatın sağlıklı işleyişi ve alacaklı-borçlu dengesinin korunması açısından hayati öneme sahip bir hukuk dalıdır. Bu alan, sürekli gelişen piyasa koşullarına ve sosyo-ekonomik ihtiyaçlara paralel olarak dinamik bir yapıya sahiptir. Son dönemde, hem kanun değişiklikleri hem de Yargıtay içtihatlarındaki gelişmeler, icra ve iflas hukuku pratiğini önemli ölçüde şekillendirmiştir. Özellikle sosyal medya platformlarında sıkça tartışılan borç sorunları, icra takipleri ve iflas süreçleri, bu alandaki güncel düzenlemelerin toplum nezdindeki yansımalarını göstermektedir. Bu makalede, İcra ve İflas Kanunu'nda ve ilgili mevzuatta yaşanan güncel gelişmeler, borçluların ve alacaklıların haklarına etkileri çerçevesinde incelenecektir.



İcra Takip Yollarındaki Dijitalleşme ve Elektronik Tebligat


Hukuk sistemimizdeki en belirgin dönüşümlerden biri, dijitalleşme sürecidir. Bu süreç, icra hukukunda da kendini göstermektedir. Elektronik tebligat (e-tebligat) uygulamasının zorunlu hale gelmesi, icra takiplerinin hızını artırmıştır. Artık, ödeme emri, haciz ihtarı ve ihtarname gibi birçok icra belgesi, borçlunun kayıtlı elektronik adresine gönderilmekte ve bu adrese yapılan tebligat, kişiye yapılmış sayılmaktadır. Bu durum, borçluların tebligatlardan habersiz kalma ihtimalini azaltmakla birlikte, elektronik adreslerini düzenli kontrol etme yükümlülüğünü de beraberinde getirmiştir. Yargıtay kararları, e-tebligatın usulüne uygun yapılması halinde, borçlunun tebligatı "görmediğini" iddia etmesinin geçerli bir itiraz olarak kabul edilmeyeceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, hem gerçek hem de tüzel kişilerin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (NVİGM) veya Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden kayıtlı elektronik posta adreslerini güncel tutmaları büyük önem taşımaktadır.



İtiraz ve İptal Davalarındaki Güncel Yargıtay İçtihatları


İcra hukukunda borçlunun en önemli savunma araçlarından biri, ödeme emrine yapılan itiraz ve bu itirazın kaldırılması davasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son yıllarda verdiği kararlar, itirazın kaldırılması davalarında "kesin delil" arayışını netleştirmiştir. Örneğin, alacaklının, borçlunun itirazını çürütmek için sadece tahakkuk fişi veya fatura sunması yeterli görülmemekte; borç ilişkisinin varlığını, mahiyetini ve miktarını tüm unsurlarıyla ispatlayan deliller (sözleşme, teslimat tutanağı, bakiye mutabakat yazışmaları vb.) talep edilmektedir. Ayrıca, tüketici işlemlerinden kaynaklanan icra takiplerinde, tüketicinin itiraz etmesi halinde, alacaklının icra takibini durdurması ve alacağını genel mahkemelerde dava yoluyla araması gerektiği yönündeki içtihatlar yerleşik hale gelmiştir. Bu durum, tüketici borçlulara önemli bir koruma sağlamaktadır.



İflas Yoluna İlişkin Kolaylaştırıcı Düzenlemeler ve Yeniden Yapılandırma


İflas hukukundaki en çarpıcı gelişmelerden biri, 7101 sayılı Kanun ile gelen "konsolidasyon" (borçların yeniden yapılandırılması) imkanıdır. Bu düzenleme, iflasın önlenmesi ve borçlunun ekonomik hayata tutunabilmesi amacını taşımaktadır. Borçlu, belirli şartları taşıması halinde, icra dairesine başvurarak alacaklılarıyla bir konsolidasyon protokolü imzalayabilmekte ve borçlarını yeniden yapılandırabilmektedir. Süreç, alacaklılar çoğunluğunun onayı ile işlemekte ve icra hâkiminin tasdiki ile kesinleşmektedir. Diğer taraftan, iflasın ertelenmesi ve konkordato müesseselerinde de pratik kolaylıklar getirilmiştir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için tasarlanan bu düzenlemeler, iflasın sosyal ve ekonomik maliyetini azaltmayı hedeflemektedir. Ancak, bu süreçlerin başarılı olabilmesi için borçlunun şeffaf ve iyi niyetli bir tutum sergilemesi, alacaklıların da uzlaşmacı bir yaklaşım benimsemesi kritik öneme sahiptir.



Hacizde İndirilemez Aylık ve Temel Geçim Kaynaklarının Korunması


Borçlunun ve ailesinin insan onuruna yaraşır asgari yaşam standartlarını sürdürmesi, anayasal bir güvencedir. Bu ilke doğrultusunda, İcra ve İflas Kanunu'nun 82/A maddesi uyarınca, borçlunun ücret, maaş, kira geliri gibi sürekli gelirlerinin belli bir kısmı haczedilemez (indirilemez aylık). Bu miktar, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından belirlenmekte ve güncellenmektedir. Son dönemdeki güncellemeler, enflasyon ve asgari geçim seviyesi dikkate alınarak yapılmakta, böylece borçlunun temel ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanmaktadır. Yargıtay, bu korumanın kapsamını genişleten kararlara imza atmıştır. Örneğin, borçlunun mesleğini icra etmesi için gerekli olan araç ve gereçlerin, makul ölçüyü aşmamak kaydıyla haczedilemeyeceği yönünde içtihatlar bulunmaktadır. Bu yaklaşım, borçlunun gelir elde etme kapasitesini koruyarak, nihayetinde alacağın tahsil edilmesine de katkı sağlamaktadır.



Konkordato Süreçlerinde Alacaklıların Artan Rolü ve Denetim


Konkordato, iflastan kurtulmak isteyen borçlu için klasik bir çözüm yoludur. Güncel uygulamada, konkordato süreçlerinde alacaklı komitesinin rolü ve denetimi giderek önem kazanmıştır. Konkordatoyu öneren borçlu, alacaklıların en az üçte iki çoğunluğunun kabul oyunu almak zorundadır. Bu süreçte, konkordato taslağının gerçekçi, uygulanabilir ve şeffaf olması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, alacaklıların red oyu veya iflas masasına itiraz ile süreç sonlanabilmektedir. Mahkemeler, konkordato taslağını incelerken, borçlunun mal varlığının tam ve doğru beyan edilip edilmediğini, teklif edilen ödeme planının borçlunun ödeme gücüyle uyumlu olup olmadığını titizlikle değerlendirmektedir. Bu artan denetim mekanizması, konkordato kurumunun kötüye kullanılmasını engellemeyi ve alacaklı haklarının daha etkin korunmasını amaçlamaktadır.



Sonuç ve Değerlendirme


İcra ve iflas hukuku alanındaki güncel gelişmeler, borçlu ve alacaklı hakları arasında daha adil bir denge kurmayı, süreçleri hızlandırmayı ve ekonomik hayatın devamlılığını sağlamayı hedeflemektedir. Dijitalleşme, süreçleri hızlandırırken taraflara yeni sorumluluklar yüklemekte; Yargıtay içtihatları ise uyuşmazlıkların çözümünde yol gösterici olmaya devam etmektedir. Konsolidasyon ve konkordato gibi yeniden yapılandırma enstrümanları, iflasın önlenmesi için önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu dinamik hukuki ortamda, borçluların ve alacaklıların hak ve yükümlülüklerinin farkında olmaları, süreçleri takip etmeleri ve karmaşık durumlarda profesyonel hukuki danışmanlık almaları büyük önem arz etmektedir. Hukuki süreçlerde tarafların bilinçli hareket etmesi, hem bireysel hakların korunmasına hem de adaletin etkin bir şekilde tecelli etmesine katkı sağlayacaktır.