Miras hukuku, bireylerin ölümleri sonrasında malvarlıklarının akıbetini düzenleyen, hem duygusal hem de maddi açıdan son derece hassas bir hukuk dalıdır. Türk Medeni Kanunu'nun üçüncü kitabını oluşturan bu alan, toplumsal yapımız ve aile hukukumuzla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Son dönemde, gerek yargı içtihatlarındaki gelişmeler gerekse teknolojik ve sosyal değişimler, miras hukuku pratiğinde önemli yenilikleri ve tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle sosyal medya platformlarında, miras paylaşımı, saklı pay ihlalleri, mirasçılıktan çıkarma ve dijital varlıkların mirası gibi konular sıklıkla gündeme gelmekte ve vatandaşların bu alandaki hukuki bilgi ihtiyacını artırmaktadır. Bu makalede, miras hukuku alanındaki güncel gelişmeler, Yargıtay kararları ışığında ve mevzuatımız çerçevesinde ele alınacaktır.



Dijital Varlıklar ve Miras: Yeni Nesil Sorunlar


Günümüzde bireylerin malvarlığı, fiziki varlıkların yanı sıra sosyal medya hesapları, dijital cüzdanlar, kripto para varlıkları, çevrimiçi oyun hesaplarındaki değerli eşyalar ve bulut depolama alanları gibi dijital unsurları da kapsamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda "malvarlığı" kavramı, bu yeni varlık türlerini de içerecek şekilde yorumlanmaya başlanmıştır. Miras bırakanın ölümü halinde, bu dijital varlıklara erişim ve bunların mirasçılara intikali ciddi bir hukuki sorun teşkil etmektedir. Şifrelerin bilinmemesi, hizmet sağlayıcıların kullanıcı sözleşmeleri ve veri gizliliği düzenlemeleri bu süreci karmaşık hale getirmektedir. Mirasçılar, noterden alacakları veraset ilamı ile hizmet sağlayıcı firmalara başvurarak, miras bırakanın dijital varlıkları üzerinde hak iddia edebilirler. Ancak, bu alanda açık bir mevzuat düzenlemesi bulunmaması, uygulamada farklılıklara yol açabilmektedir. Bireylerin, bu tür varlıklarını vasiyetname veya bir dijital vasiyet belgesi ile açıkça düzenlemeleri, gelecekte yaşanabilecek anlaşmazlıkların önüne geçilmesi açısından önem arz etmektedir.



Saklı Pay ve Tenkis Davalarındaki Güncel Yargıtay Yaklaşımları


Saklı pay, kanunun mirasçılara tanıdığı, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufları ile ortadan kaldırılamayan en az miras hakkıdır. Miras bırakanın, saklı paylı mirasçıların bu haklarını ihlal edecek şekilde yapacağı ölüme bağlı tasarruflar (miras sözleşmesi veya vasiyetname), tenkis davası konusu olabilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son yıllarda verdiği kararlar, saklı pay ihlallerinin değerlendirilmesinde daha detaylı bir inceleme yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle, miras bırakanın sağlıklarında mirasçılara yaptıkları bağışlamaların (ivazsız kazandırmaların) tenkis kapsamına alınması ve bunların miras paylarından mahsup edilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay, miras bırakanın tasarruf özgürlüğü ile kanuni mirasçıların korunması arasında bir denge kurulması gerektiğini vurgulamakta, somut olayın özelliklerine göre bir değerlendirme yapılmasını önermektedir. Bu da, tenkis davalarının her somut olayda titizlikle incelenmesi gereken karmaşık davalar olduğunu göstermektedir.



Mirasçılıktan Çıkarma Sebeplerinin Dar Yorumu


TMK m. 510 uyarınca, miras bırakan ancak kanunda sayılan sınırlı sebeplerle (örn: mirasçıya karşı ağır bir suç işleme, mirasçının miras bırakana veya ailesine karşı aile hukukundan doğan yükümlülükleri önemli ölçüde yerine getirmemesi) yasal bir mirasçısını mirastan çıkarabilir. Yargıtay içtihatları, mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin katı ve dar şekilde yorumlanması gerektiğini sürekli olarak vurgulamaktadır. Miras bırakan ile mirasçı arasındaki sıradan geçimsizlikler, anlaşmazlıklar veya miras bırakanın kişisel hoşnutsuzluğu, mirasçılıktan çıkarma için yeterli sebep teşkil etmemektedir. Bu konudaki davalarda, iddia edilen çıkarma sebebinin varlığı yüksek bir ispat standardı ile kanıtlanmalıdır. Aksi takdirde, mirasçılıktan çıkarma hükmü geçersiz sayılacak ve ilgili mirasçı saklı payı dahil olmak üzere kanuni miras payını almaya devam edecektir.



Miras Paylaşımı ve İntikal Vergisindeki Pratik Bilgiler


Mirasın paylaşımı, mirasçılar arasında en çok anlaşmazlığa yol açan aşamalardan biridir. Özellikle taşınmazların veya aile işletmelerinin bölünmeden bir mirasçıda kalmasının sağlanması (ölçülü ödeme) veya miras ortaklığının giderilmesi (izale-i şüyu) davaları pratikte sık görülmektedir. Bu süreçte, mirasçıların noterden alacakları veraset ilamı ile tapu işlemlerini başlatmaları, ardından miras paylaşımına ilişkin anlaşma sağlayamazlarsa mahkemeye başvurmaları gerekmektedir. Diğer önemli bir konu ise miras ve intikal vergisidir. 2024 yılı için belirlenen vergi istisnaları ve oranları çerçevesinde, mirasçıların miras kaldıkları değerler üzerinden vergi beyanında bulunmaları ve ödemeleri yapmaları gerekmektedir. Vergi beyan sürelerine uyulmaması, cezai yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle, miras sürecinin hukuki olduğu kadar mali boyutunun da iyi değerlendirilmesi ve gerekirse bu alanda uzman kişilerden destek alınması önemlidir.



Sonuç ve Değerlendirme


Miras hukuku, statik bir alan olmaktan çıkmış, teknolojik gelişmeler ve değişen sosyal dinamiklerle birlikte sürekli evrilen bir yapıya bürünmüştür. Dijital varlıkların mirasa konu olması, geleneksel hukuki kavramların bu yeni alana uyarlanması ihtiyacını doğurmuştur. Yargıtay'ın saklı pay ve mirasçılıktan çıkarma konularındaki içtihatları, kanun hükümlerinin somut olayın adaleti gözetilerek uygulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Tüm bu gelişmeler, miras planlamasının önemini bir kat daha artırmaktadır. Bireylerin, sağlıklarında ve tam tasarruf yetkisine sahip oldukları dönemde, malvarlıklarının gelecekteki akıbetini düşünmeleri, aile içi çatışmaların önüne geçilmesi ve sevdiklerinin mağduriyet yaşamaması açısından hayati önem taşımaktadır. Vasiyetname düzenlemek, miras sözleşmesi yapmak veya dijital varlıklara ilişkin bir liste hazırlamak, basit görünen ancak etkisi büyük adımlardır. Karmaşık miras işlemlerinde ise, mevzuat ve yargı kararlarına hakim deneyimli hukukçulardan profesyonel danışmanlık almak, sürecin sağlıklı ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesine yardımcı olacaktır.