Miras hukuku, bireylerin ölümlerinden sonra malvarlıklarının akıbetini düzenleyen, aile hukuku ile sıkı sıkıya bağlantılı ve toplumsal barış açısından hayati öneme sahip bir hukuk dalıdır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) üçüncü kitabını oluşturan bu alan, yasal mirasçılık, iradi mirasçılık (vasiyetname) ve mirasın paylaşımı gibi temel konuları kapsar. Son dönemde, hem yargı içtihatlarındaki gelişmeler hem de sosyal medya platformlarında sıkça tartışılan güncel meseleler, miras hukukunun vatandaşların gündemindeki yerini koruduğunu göstermektedir. Bu makalede, miras hukuku alanındaki güncel gelişmeler, Yargıtay kararları ışığında ve mevzuat çerçevesinde incelenecektir.



Yargıtay'ın Evlilik Dışı Birlikteliklerde Mirasçılık Konusundaki Yaklaşımı


Son yıllarda sosyal medyada da sıkça tartışılan konulardan biri, evlilik dışı uzun süreli birlikteliklerin (fiili birliktelik) miras hukukundaki etkisidir. Türk Medeni Kanunu, yasal mirasçıları belirlerken evlilik bağını esas almıştır. Kanuni mirasçılar, altsoy, üstsoy, sağ kalan eş ve evlatlıktır. Bu nedenle, evlilik dışı birliktelik yaşayan partnerler, kanunen birbirlerinin yasal mirasçısı değildir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son dönemdeki bazı kararlarında, özellikle miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname) partnerine malvarlığı bırakması durumunda, diğer mirasçıların tenkis (denkleştirme) davalarında somut olayın özellikleri dikkate alınmaktadır. Örneğin, miras bırakanın bakıma muhtaç olduğu dönemde sürekli ve fedakârca bakımını üstlenen partner lehine yapılan ölüme bağlı tasarrufların, miras bırakanın borçlarından ve saklı paylı mirasçıların haklarından sonra kalan kısmı için geçerli olabileceği yönünde içtihatlar gelişmektedir. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmeli ve her somut olayın kendi koşulları içinde ele alınması gerektiği unutulmamalıdır.



Dijital Varlıkların Miras Yoluyla İntikali


Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, dijital varlıkların (sosyal medya hesapları, dijital para cüzdanları, çevrimiçi oyun hesapları, domain adları, bloglar) miras yoluyla intikali önemli bir güncel sorun haline gelmiştir. Türk miras hukuku mevzuatı, "malvarlığı" kavramı çerçevesinde bu tür varlıkları doğrudan tanımlamamıştır. Ancak, dijital varlıkların ekonomik bir değeri olması ve miras bırakanın kişiliği ile bağlantılı olması nedeniyle, mirasın konusunu oluşturabileceği doktrinde kabul görmektedir. Bu noktada karşımıza iki temel sorun çıkmaktadır: Birincisi, bu varlıkların hangi hukuki rejime tabi olduğu (menkul mal, gayrimenkul mal, fikri mülkiyet hakkı vb.), ikincisi ise servis sağlayıcıların kullanıcı sözleşmelerinde yer alan ve hesabın devredilemez olduğuna dair hükümlerdir. Mirasçılar, miras bırakanın ölüm belgesini servis sağlayıcıya ibraz ederek, hesaba erişim veya içeriğin silinmesi talebinde bulunabilirler. Ancak, hesabın şifresinin veya anahtarının mirasçılara bırakılması, pratikte en etkin çözüm olarak görülmektedir. Bu konuda henüz net bir Yargıtay içtihadı bulunmamakla birlikte, bireylerin dijital varlıklarını da göz önünde bulundurarak vasiyetname düzenlemeleri önerilmektedir.



Saklı Pay Kuralları ve Tenkis Davalarındaki Güncel Eğilimler


TMK m. 560 vd., kanuni mirasçıların saklı paylarını korumak amacıyla tenkis davasını düzenlemiştir. Saklı pay oranları (altsoy için yasal miras payının 1/2'si, ana ve baba için yasal miras payının 1/4'ü, sağ kalan eş için diğer yasal mirasçılarla birlikte mirasçı olması halinde mirasın tamamı, yalnız başına mirasçı olması halinde mirasın 3/4'ü) miras bırakanın tasarruf özgürlüğünün sınırını çizer. Son dönemde Yargıtay, tenkis davalarında miras bırakanın iradesini ve tasarrufun yapıldığı andaki koşulları daha fazla dikkate almaya başlamıştır. Özellikle, miras bırakanın belirli bir mirasçıya daha fazla pay ayırmasının "haklı bir sebebe" dayanıp dayanmadığı titizlikle incelenmektedir. Örneğin, miras bırakanın uzun süre bakımını üstlenen, işletmesinde aktif çalışan veya özel ihtiyaçları olan bir mirasçı lehine yaptığı tasarruflar, Yargıtay tarafından haklı sebep olarak değerlendirilebilmektedir. Bu eğilim, katı kuralların yanında somut adaletin sağlanması yönünde önemli bir gelişmedir.



Miras Paylaşımı ve İzale-i Şüyu Davalarında Uzlaşma ve Arabuluculuk


Mirasın paylaştırılması (izale-i şüyu) davaları, aile içi anlaşmazlıkların en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Bu davaların yıllarca sürmesi, hem duygusal hem de mali yük oluşturmaktadır. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk müessesesinin yaygınlaşması, miras paylaşımı davalarında da alternatif bir çözüm yolu sunmaktadır. 7153 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca, mirasın taksimi ve izale-i şüyu davaları açılmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu getirilmiştir (TMK m. 652). Bu süreç, mirasçıların mahkeme dışında, daha esnek, hızlı ve özel koşullara uygun bir paylaşım planı üzerinde anlaşmalarına olanak tanır. Arabuluculuk sürecinde varılan anlaşmalar, mahkeme onayı ile kesinleşir ve icra edilebilir belge niteliği kazanır. Bu uygulama, aile bağlarının korunması ve uyuşmazlıkların daha az yıpratıcı bir şekilde çözülmesi açısından son derece önemli bir gelişmedir.



Sonuç ve Değerlendirme


Miras hukuku, statik değil, dinamik bir alandır. Toplumsal değişim, teknolojik gelişmeler ve Yargıtay'ın geliştirdiği içtihatlar, bu alanı sürekli olarak yenilemekte ve şekillendirmektedir. Evlilik dışı birlikteliklerin hukuki sonuçları, dijital varlıkların geleceği, saklı pay uygulamalarındaki esneklik arayışları ve arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaşması, günümüz miras hukukunun öne çıkan gündem maddeleridir. Bireylerin, bu gelişmelerin farkında olarak, özellikle vasiyetname düzenleme, dijital varlıklarını kayıt altına alma ve aile içi iletişimi güçlendirme yönünde adımlar atmaları, gelecekte yaşanabilecek karmaşık ve uzun miras uyuşmazlıklarının önüne geçebilir. Hukuki süreçler karmaşık olabilir, bu nedenle miras planlaması yaparken veya bir miras uyuşmazlığı ile karşılaşıldığında, mevzuat ve güncel içtihatlar çerçevesinde profesyonel hukuki danışmanlık almak, hak kayıplarını önlemek ve sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.