Ticaret hukuku, dinamik yapısı gereği sürekli gelişim ve değişim halinde olan bir hukuk dalıdır. Özellikle dijitalleşmenin hız kazanması, küresel ticaretin karmaşıklaşması ve iş yapış biçimlerindeki dönüşümler, mevzuatın da bu değişime ayak uydurmasını zorunlu kılmaktadır. Son dönemde Türk hukuk sisteminde, ticari hayatı doğrudan etkileyen önemli yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatlarında kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Bu makalede, güncel sosyal medya tartışmalarında da sıklıkla karşılaşılan, şirketler, ortaklık ilişkileri ve ticari işlemler açısından kritik öneme sahip hukuki yenilikler ve eğilimler ele alınacaktır.
Şirketler Hukukunda Dijital Dönüşüm ve Elektronik İşlemler
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) son yıllarda yapılan değişikliklerin en dikkat çekici yönü, şirketler hukuku işlemlerinin dijitalleştirilmesi yönündeki adımlardır. Özellikle, şirket kuruluş işlemlerinin elektronik ortamda, "Merkezi Ticaret Sicili Sistemi" üzerinden yapılabilmesi, girişimciler açısından büyük bir kolaylık sağlamıştır. Bu sistem, şirket kuruluş süreçlerini hızlandırmakla kalmamış, aynı zamanda işlem maliyetlerini de düşürmüştür. Bununla birlikte, genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılabilmesine ilişkin düzenlemeler, pandemi sonrası dönemde daha da önem kazanmıştır. Yargıtay'ın son dönem kararları, elektronik genel kurul toplantılarının geçerlilik şartları üzerinde yoğunlaşmakta ve bu toplantılarda azınlık haklarının korunmasına ve şeffaflığa dikkat çekmektedir. Şirket yöneticileri, bu dijital işlemleri gerçekleştirirken, TTK'nın ve ilgili tebliğlerin öngördüğü usul ve esaslara titizlikle uymalı, aksi halde işlemlerin iptal riski ile karşı karşıya kalabilirler.
Ortaklık İlişkilerinde Azınlık Hakları ve Yeni Yükümlülükler
Ticaret hukuku alanında güncel tartışmaların bir diğer odağı, ortaklık ilişkilerinde azınlıkta kalan pay sahiplerinin haklarının korunmasıdır. TTK, azınlık haklarına geniş yer vermiş olsa da, uygulamada bu hakların kullanımına ilişkin sorunlar devam etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son dönemde verdiği kararlar, özellikle şirket değerlemesi ve azınlık hisselerinin hakkaniyetli bir bedelle satın alınması (squeeze-out) konularında yol gösterici niteliktedir. Bu kararlar, çoğunluk hakimiyetinin kötüye kullanıldığı durumlarda azınlığa nasıl bir koruma sağlandığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, sürdürülebilirlik ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkelerinin küresel ticaret gündemine oturmasıyla birlikte, şirket yöneticileri ve ortakları için yeni türde sorumluluklar gündeme gelmektedir. Bu ilkeler, yakın gelecekte ticaret hukuku mevzuatında daha somut yükümlülüklere dönüşebilir ve şirketlerin raporlama ile uyum süreçlerini önemli ölçüde etkileyebilir.
Ticari İşlemlerde Sözleşme Güvenliği ve Uzaktan İcap
Elektronik ticaretin hacminin her geçen gün artması, ticari sözleşmelerin akdedilme şekillerini de değiştirmiştir. Türk Borçlar Kanunu ve TTK hükümleri çerçevesinde, elektronik ortamda yapılan icap ve kabul beyanlarının geçerliliği tartışmasız kabul edilmektedir. Ancak, güncel gelişmeler, özellikle "uzaktan yapılan icap" ve tüketici olmayan profesyonel taraflar arasındaki sözleşmelerde şekil şartları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Yargıtay, ticari işlemlerde dahi, sözleşmenin kurulduğuna dair ispat yükünün karşılanması ve iradenin açıkça beyan edilmiş olması gerekliliğinin altını çizmektedir. Ayrıca, akıllı sözleşmeler (smart contracts) ve blokzincir teknolojisi gibi yenilikler, geleneksel sözleşme hukuku kurallarının yorumlanmasında yeni tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu alanda henüz özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, mevcut borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde bu teknolojilerin getirdiği risklerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
İflas ve Yeniden Yapılandırma Hukukundaki Reformlar
Ekonomik dalgalanmaların sıkça yaşandığı günümüzde, iflas ve yeniden yapılandırma hukuku, borçlu şirketler ve alacaklılar için hayati önem taşımaktadır. 7101 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu'nda yapılan köklü değişiklikler, iflasın önlenmesi ve şirketlerin yeniden yapılandırılmasına yönelik yeni araçlar getirmiştir. "Uzlaşma" ve "iflasın ertelenmesi" kurumlarına eklenen yeni usuller, şirketlere nefes alma imkanı tanımaktadır. Özellikle, uzlaşma sürecinin daha etkin ve hızlı işlemesini sağlamaya yönelik düzenlemeler, ticari hayatta olumlu karşılanmıştır. Yargıtay'ın bu yeni düzenlemeleri yorumlayan kararları, alacaklılar topluluğunun onayının alınması ve yeniden yapılandırma planlarının içeriği konusunda önemli kriterler belirlemiştir. Bu süreçlerde, şirketlerin erken müdahale ile profesyonel hukuki danışmanlık almaları, hak kaybına uğramamaları ve sürecin sağlıklı yürütülebilmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
Türk ticaret hukuku, küresel eğilimler ve yerel ihtiyaçlar doğrultusunda hızla evrilmektedir. Dijitalleşme, azınlık haklarının korunması, sürdürülebilirlik ilkeleri ve yeniden yapılandırma mekanizmaları, günümüzde şirketler ve ticaret hukuku uygulayıcıları için en öncelikli gündem maddelerini oluşturmaktadır. Bu dinamik hukuki ortamda, şirket yöneticileri, ortaklar ve yatırımcılar, mevzuattaki değişiklikleri ve Yargıtay'ın gelişen içtihatlarını yakından takip etmeli, ticari faaliyetlerini ve sözleşmelerini bu gelişmelere uygun şekilde gözden geçirmelidir. Karmaşıklaşan ticari ilişkiler ve yasal düzenlemeler karşısında, mevzuata uyum sağlamak ve olası hukuki riskleri öngörebilmek için deneyimli hukuk ekibiyle çalışmak ve profesyonel hukuki danışmanlık almak, ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği ve güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Hukuki süreçlerde doğru rehberlik, şirketlerin hem haklarını korumalarına hem de yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmelerine olanak tanıyacaktır.