Ticaret hukuku, dinamik yapısı gereği sürekli gelişim ve değişim halinde olan bir hukuk dalıdır. Özellikle dijitalleşmenin hız kazanması, küresel ticaretin yaygınlaşması ve iş modellerinin dönüşümü, mevzuatın da bu gelişmelere ayak uydurmasını zorunlu kılmaktadır. Son dönemde Türk hukuk sisteminde, başta Türk Ticaret Kanunu olmak üzere çeşitli düzenlemelerde önemli değişiklikler ve yeni yorumlar gündeme gelmiştir. Bu makalede, ticaret hukuku alanında güncel gelişmeler, şirketler ve ortaklıklar üzerindeki etkileri ile ticari işlem süreçlerine yansımaları profesyonel bir bakış açısıyla ele alınacaktır.



Şirketler Hukukunda Dijital Dönüşüm ve Elektronik İşlemler


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) getirilen ve 1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikler, şirketler hukukunda dijitalleşmeyi merkeze almıştır. En dikkat çeken düzenleme, anonim ve limited şirketlerde genel kurul toplantılarının elektronik ortamda (çevrimiçi) yapılabilmesine imkan tanınmasıdır. Bu değişiklik, özellikle çok ortaklı şirketlerde toplantı maliyetlerini düşürürken, katılım oranlarını artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak, elektronik genel kurul toplantılarının geçerliliği için şirket esas sözleşmesinde açık hüküm bulunması ve toplantının güvenli bir elektronik iletişim aracıyla, görüntülü ve sesli olarak gerçekleştirilmesi zorunludur. Ayrıca, bu toplantılarda oy kullanma ve tutanak düzenleme süreçlerinin usulüne uygun yürütülmesi, ileride doğabilecek iptal davalarının önüne geçmek adına kritik önem taşımaktadır.



Ortaklık İlişkilerinde Azınlık Hakları ve Yeni Yargıtay İçtihatları


Şirket ortaklığı ilişkilerinde azınlıkta kalan pay sahiplerinin hakları, son dönemde Yargıtay kararlarıyla daha da netlik kazanmıştır. TTK'nın 553. maddesinde düzenlenen "özel denetçi atanması" talebi, azınlık haklarının korunmasında önemli bir mekanizma olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son dönemdeki kararlarında, şirket yönetiminin işlemlerinde şüphe uyandıran hallerin varlığı durumunda, azınlık pay sahiplerinin bu talebinin reddedilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Benzer şekilde, TTK 202'ye dayanarak "kötü niyetli tasfiye" iddiasıyla açılan davalarda, çoğunluk hakimiyetini kötüye kullanan ortakların sorumluluğuna ilişkin içtihatlar gelişmektedir. Bu kararlar, şirket içi kurumsal yönetim ilkelerinin ve hesap verebilirliğin ne denli önemli olduğunu ortaya koymaktadır.



Ticari İşlemlerde Sözleşme Güvenliği ve Tüketici Odaklı Düzenlemeler


Elektronik ticaretin hacminin her geçen gün artması, uzaktan yapılan sözleşmelerde tarafların haklarının korunması ihtiyacını beraberinde getirmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikler, ticari işlemlerde satıcı ve sağlayıcılar üzerindeki yükümlülükleri artırmıştır. Cayma hakkı sürelerinin uygulanması, ön bilgilendirme formlarının içeriği ve cezai şartlara ilişkin sınırlamalar, ticari işletmelerin sözleşme süreçlerini yeniden gözden geçirmelerini gerektirmektedir. Öte yandan, ticari borç ilişkilerinde temerrüt faizi oranları ve ödeme sürelerine ilişkin uyuşmazlıklar, Yargıtay'ın güncel kararları ışığında şekillenmektedir. Ticari işlemlerde yazılı delil ve kayıt sistemlerinin (örneğin, e-fatura, e-arşiv) titizlikle tutulması, olası uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlayacak en önemli unsurdur.



İflas ve Yeniden Yapılandırma Hukukundaki Reform Çalışmaları


Ekonomik dalgalanmaların şirketler üzerindeki etkisi, iflas ve yeniden yapılandırma hukukunun önemini bir kez daha gündeme taşımıştır. Mevcut 2004 tarihli İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) çağdaş ihtiyaçlara cevap vermekte yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler, kapsamlı bir reform çalışmasını başlatmıştır. Taslak halindeki yeni düzenlemenin, "erken uyarı" mekanizmalarını güçlendirmesi, şirketlerin finansal sıkıntıya düşmeden önce yapılandırmaya başvurabilmesine olanak tanıması ve konkordato süreçlerini daha şeffaf ve hızlı hale getirmesi beklenmektedir. Bu gelişmeler, özellikle KOBİ'ler için hayati önem taşıyan bir konu olarak sosyal medya ve iş dünyası gündeminde sıkça tartışılmaktadır. Şirketlerin, olası bir finansal krize karşı erken tedbir almak için hukuki danışmanlık hizmeti almaları, süreç yönetimi açısından büyük fayda sağlayabilir.



Sonuç ve Öneriler


Ticaret hukuku alanındaki güncel gelişmeler, şirketlerin ve ticari işletmelerin sadece mevcut işleyişlerini değil, geleceğe yönelik stratejilerini de yakından ilgilendirmektedir. Dijitalleşme, azınlık haklarının korunması, tüketici odaklı düzenlemeler ve iflas hukukundaki reform çalışmaları, iş dünyasının uyum sağlaması gereken dinamik bir hukuki zemini işaret etmektedir. Bu süreçte, şirket yöneticileri ve pay sahiplerinin;



  • Şirket esas sözleşmelerini yeni elektronik imkanları da içerecek şekilde gözden geçirmeleri,

  • Kurumsal yönetim ilkelerine ve şeffaflığa azami önem vermeleri,

  • Tüm ticari sözleşme ve işlemlerde yazılı ve elektronik delil düzenine riayet etmeleri,

  • Olası finansal zorluklar karşısında erken dönemde profesyonel hukuki danışmanlık alarak yeniden yapılandırma seçeneklerini değerlendirmeleri önem arz etmektedir.


Hukuki süreçler karmaşık ve dinamik bir yapıya sahiptir. Mevzuatta yaşanan değişiklikler ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda hareket etmek, ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği ve hukuki güvenliğin temini açısından vazgeçilmezdir. Bu nedenle, ticari hayatın aktörlerinin, gelişmeleri yakından takip etmeleri ve ihtiyaç duyduklarında deneyimli hukuk ekibiyle çalışarak yasal süreçlerde doğru rehberlik almaları tavsiye edilir.