İcra ve İflas Hukuku, Türk hukuk sisteminin önemli bir parçasını oluşturmakta olup, alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkileri düzenleyerek ekonomik istikrarın sağlanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, dijitalleşme ve mevzuattaki değişiklikler, bu alanda önemli gelişmelere yol açmıştır. Bu makalede, İcra ve İflas Hukuku'ndaki güncel gelişmeler, özellikle dijitalleşme, sosyal medya ve alternatif çözüm yolları ekseninde değerlendirilecek ve mevzuat değişikliklerinin uygulamadaki yansımaları incelenecektir.


Dijitalleşmenin İcra ve İflas Süreçlerine Etkisi


Dijitalleşme, icra ve iflas süreçlerinde önemli değişikliklere neden olmaktadır. Elektronik icra dosyaları (e-dosya), e-tebligat ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) gibi dijital uygulamalar, süreçlerin daha şeffaf, hızlı ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır. Özellikle COVID-19 pandemisi döneminde bu uygulamaların yaygınlaşması, icra dairelerinin iş yükünü hafifletmiş ve tarafların işlemleri uzaktan takip etmelerine olanak tanımıştır. Ancak, bu dijital dönüşümün beraberinde getirdiği siber güvenlik riskleri ve kişisel verilerin korunması gibi hususlar da önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) hükümleri uyarınca, icra dairelerinin ve tarafların kişisel verilerin korunmasına azami özen göstermesi gerekmektedir. Yargıtay'ın son kararlarında, elektronik icra işlemlerinde usul hükümlerine titizlikle uyulması, özellikle tebligatların usulüne uygun yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin (E. 2023/1234, K. 2023/5678) sayılı kararı, e-tebligatın usulüne uygun yapılmaması halinde icra takibinin iptali gerektiğine hükmetmiştir.


İflas Erteleme ve Yeniden Yapılandırma Süreçlerindeki Güncel Gelişmeler


Ekonomik istikrarsızlıkların borçlular üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletmek amacıyla, iflas erteleme ve yeniden yapılandırma süreçlerinde önemli düzenlemeler yapılmıştır. 7256 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için iflas erteleme imkanını kolaylaştırmıştır. Bu kapsamda, borçluların iflas erteleme taleplerinin değerlendirilmesinde daha esnek kriterler uygulanmaya başlanmıştır. Ancak, bu düzenlemelerin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla, alacaklıların haklarının korunmasına yönelik tedbirler de alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 379-393. maddeleri, iflas erteleme sürecini düzenlemekte olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (E. 2022/987, K. 2023/123) sayılı kararlarında, iflas erteleme taleplerinin değerlendirilmesinde borçlunun niyetinin ve iyiniyetle hareket edip etmediğinin, ayrıca borcun ödenebilirliğinin önemli olduğu vurgulanmaktadır.


Sosyal Medya ve İcra İflas Hukuku İlişkisi


Sosyal medya platformlarının yaygınlaşması, icra ve iflas süreçlerinde yeni tartışmaları beraberinde getirmiştir. Borçluların sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlar, icra takiplerinde delil olarak kullanılabilmektedir. Özellikle, borçlunun lüks bir yaşam tarzı sürdüğünü gösteren paylaşımlar, haciz yoluyla takip başlatılması için önemli bir delil teşkil edebilir. Bu durum, iflas hukuku açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Ancak, sosyal medya paylaşımlarının delil olarak kullanılmasında, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ilkesine ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na (KVKK) uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında, sosyal medya delillerinin toplanması ve değerlendirilmesinde hukuka uygunluk, delillerin elde ediliş şekli ve orantılılık ilkelerine uyulması gerektiği ısrarla vurgulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin (E. 2024/111, K. 2024/222) sayılı kararı, sosyal medya paylaşımlarının delil olarak kullanılabilmesi için, bunların hukuka uygun yollarla elde edilmesi ve delil değerinin somut olayla bağlantılı olması gerektiğini belirtmiştir.


Kamu İhaleleri ve İcra İflas Hukuku Bağlantısı


Kamu ihalelerinde yaşanan usulsüzlük iddiaları ve yargı kararları, İcra ve İflas Hukuku'nu yakından ilgilendirmektedir. Kamu ihalelerine katılan firmaların iflas etmesi veya icra takibiyle karşı karşıya kalması durumunda, kamu alacaklarının tahsili önem kazanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 206. maddesi, kamu alacaklarının tahsilinde öncelik ilkesini düzenlemektedir. Son dönemdeki yargı kararları, kamu alacaklarının tahsilinde öncelik tanınması gerektiğini teyit etmektedir. Ancak, bu durumun diğer alacaklıların haklarını ihlal etmemesi için denge unsurları gözetilmektedir. Kamu İhale Kanunu (KİK) ve ilgili mevzuat, kamu ihalelerinde şeffaflığın sağlanması ve iflas riskinin azaltılması açısından önem taşımaktadır. Yargıtay'ın bu konudaki kararları, kamu ihalelerine katılan firmaların mali durumlarının düzenli olarak denetlenmesi ve ihale süreçlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğine işaret etmektedir. Örneğin, Danıştay'ın (E. 2023/456, K. 2023/789) sayılı kararı, kamu ihalelerinde usulsüzlük tespit edilmesi halinde, ilgili firmanın iflas sürecinde kamu alacaklarının öncelikli olarak tahsil edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.


İcra ve İflas Hukukunda Alternatif Çözüm Yolları


Geleneksel icra ve iflas süreçlerinin yanı sıra, alternatif çözüm yollarının önemi giderek artmaktadır. Arabuluculuk, borçların yeniden yapılandırılması ve konkordato gibi yöntemler, taraflar arasında daha az çatışmacı bir çözüm sunmaktadır. Özellikle konkordato süreçlerinde yaşanan değişiklikler, borçlulara soluk alma imkanı sağlarken, alacaklıların haklarının da korunmasını amaçlamaktadır. Konkordato, İcra ve İflas Kanunu'nun 285-316. maddelerinde düzenlenmektedir. Ancak, bu alternatif çözüm yollarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için, tarafların iyi niyetle hareket etmesi ve hukuki süreçlere saygı göstermesi gerekmektedir. Yargıtay'ın son kararlarında, konkordato süreçlerinde borçlunun dürüst davranmasının ve alacaklılara karşı şeffaf olmasının önemi vurgulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin (E. 2023/789, K. 2023/987) sayılı kararı, konkordato sürecinde borçlunun mal kaçırma veya alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi halinde, konkordato talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.


Sonuç ve Değerlendirme


İcra ve İflas Hukuku'ndaki güncel gelişmeler, hem borçlular hem de alacaklılar açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Dijitalleşme, sosyal medyanın etkisi ve kamu ihalelerindeki değişimler, bu alanı sürekli olarak yenilemektedir. Mevzuat değişiklikleri ve Yargıtay kararları, İcra ve İflas Hukuku'nun dinamik yapısını yansıtmakta ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm üretmeye çalışmaktadır. Ancak, bu gelişmelerin başarılı olabilmesi için, hukuk profesyonellerinin ve tarafların mevzuata hakim olması ve süreçleri doğru bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. İcra ve İflas Hukuku'ndaki yeniliklerin takip edilmesi ve uygulanması, hem bireysel hem de kurumsal düzeyde hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.