Modern ekonomik sistemin temelini oluşturan ticaret hukuku, günümüzdeki dinamik iş dünyasında sürekli bir değişim ve gelişim göstermektedir. Dijitalleşme, küreselleşme ve değişen ticari ilişkiler, hukuki düzenlemelerin güncel tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu makalede, Türk ticaret hukuku alanındaki son gelişmeleri, özellikle kamuoyunda sıkça tartışılan konuları, şirketler ve yatırımcılar için anlaşılır bir dilde inceleyeceğiz.


Kamu İhalelerinde Yolsuzluk İddialarının Hukuki Boyutu


Son dönemde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda sıkça gündeme gelen kamu ihalelerindeki yolsuzluk iddiaları, hem idare hukuku hem de ticaret hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, kamu ihalelerinin şeffaf, rekabete açık ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde yürütülmesini öngörmektedir. İhale süreçlerinde usulsüzlük tespit edilmesi halinde, idari yargıda iptal davaları açılabilmekte ve cezai sorumluluk gündeme gelebilmektedir.


Kamu ihalelerinde yolsuzluk iddialarının hukuki sonuçları, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Özellikle, TCK'nın 235. maddesi uyarınca "edimin ifasına fesat karıştırma" suçu ve görevi kötüye kullanma suçları gündeme gelebilir. Ayrıca, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamında idari soruşturma süreçleri başlatılabilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları, ihale süreçlerinde hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde, kamu görevlileri ve ihale katılımcıları hakkında ağır cezai yaptırımların uygulanabileceğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma gibi suçlar söz konusu olabilir.


Kıdem Tazminatı Hesaplamalarındaki Güncel Gelişmeler


İş hukukunun ticaret hukuku ile kesişim noktasında yer alan kıdem tazminatı hesaplamaları, son dönemde yapılan yargısal ve yasal düzenlemelerle önemli değişikliklere uğramıştır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi ve ilgili mevzuat hükümleri, işçinin işveren tarafından haklı nedenle fesih hakkının kullanılması veya emeklilik gibi hallerde kıdem tazminatı ödenmesini öngörmektedir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) emsal niteliğindeki kararları, kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınması gereken hususları netleştirmektedir. Özellikle, son brüt ücretin esas alınması, bu ücrete ek olarak işçiye sağlanan ve para ile ölçülebilen tüm menfaatlerin (örneğin, yemek yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı gibi) dahil edilmesi gerekmektedir. Bu hesaplamada, sosyal güvenlik primi ve gelir vergisi kesintileri de dikkate alınmalıdır. Bu gelişmeler, hem işverenlerin hem de çalışanların hukuki hak ve yükümlülükleri açısından dikkatle takip edilmesi gereken önemli bir husustur.


Şirket Birleşme ve Devralmalarında Rekabet Hukuku Boyutu


Ticaret hukukunun en dinamik alanlarından biri olan şirket birleşme ve devralmaları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK) çerçevesinde düzenlenmektedir. Şirket evlilikleri olarak da bilinen bu işlemler, rekabet hukuku ihlalleri açısından önemli riskler taşımaktadır. Rekabet Kurulu'nun (RK) belirlediği eşik değerleri aşan birleşme ve devralma işlemleri, Rekabet Kurulu'nun ön iznine tabidir.


Yargıtay'ın ticaret hukuku alanındaki içtihatları, birleşme ve devralma süreçlerinde azınlık hissedarların haklarının korunmasına özel önem verdiğini göstermektedir. TTK'nın 140-148. maddeleri uyarınca, birleşme veya devralma sonucunda hakları olumsuz etkilenen azınlık hissedarlarına karşı şirket yönetiminin özel yükümlülükleri bulunmaktadır. Rekabet hukuku ihlali tespit edilen durumlarda, Rekabet Kurulu tarafından ciddi idari para cezaları uygulanabilmekte ve birleşme işleminin iptali talep edilebilmektedir. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi, hakim durumun kötüye kullanılması ve kartel oluşturulması gibi rekabet ihlallerini yasaklamaktadır.


Ticari İşlemlerde Sözleşme Serbestisi ve Sınırlamalar


Türk Ticaret Kanunu'nun temel ilkelerinden biri olan sözleşme serbestisi, günümüz ticari hayatında önemli tartışmalara konu olmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 26. maddesi uyarınca, taraflar kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak kaydıyla diledikleri içerikte sözleşme yapabilmektedir. Ancak, Yargıtay'ın son dönem kararları, ticari işlemlerde sözleşme serbestisinin mutlak olmadığını, özellikle tüketici işlemlerinde ve standart sözleşmelerde sınırlamalar getirildiğini ortaya koymaktadır.


Ticari işlemlerde haksız şart içeren sözleşme hükümlerinin denetimi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde yapılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun güncel kararları, ticari işlemlerde dürüstlük kuralına aykırı, tüketici aleyhine dengesizlik yaratan ve karşı tarafı mağdur eden sözleşme hükümlerinin geçersiz sayılacağını hükme bağlamıştır. Bu durum, özellikle KOBİ'lerin ticari işlemlerinde sözleşme hükümlerini dikkatle düzenlemeleri ve tüketici haklarını gözetmeleri gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, TBK'nın 27. maddesi, kesin hükümsüzlük hallerini düzenleyerek sözleşme serbestisinin sınırlarını çizmektedir.


Sonuç ve Öneriler


Ticaret hukuku alanındaki güncel gelişmeler, hem şirketler hem de bireysel yatırımcılar açısından dikkatle takip edilmesi gereken dinamik bir süreci işaret etmektedir. Kamu ihalelerindeki yolsuzluk iddialarından kıdem tazminatı hesaplamalarındaki değişikliklere, şirket birleşmelerindeki rekabet hukuku ihlallerinden ticari sözleşmelerdeki denetim mekanizmalarına kadar pek çok konu, hukuki danışmanlık hizmetlerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.


Şirketlerin ve yatırımcıların hukuki riskleri en aza indirebilmeleri için mevzuat değişikliklerini yakından takip etmeleri, yargı kararlarını dikkatle analiz etmeleri ve profesyonel hukuki danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları büyük önem taşımaktadır. Özellikle, ticaret hukuku alanındaki gelişmelerin hızla devam ettiği günümüz koşullarında, hukuki süreçlerde doğru rehberlik ve mevzuata uygun hareket etmek, hem yatırımların güvenliği hem de ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, güncel mevzuat takibi, hukuki risk analizi ve uzman görüşü almak, şirketlerin ve yatırımcıların başarılı bir şekilde faaliyet göstermesi için olmazsa olmazdır.