Konkordato Sürecinde İflasla Sonuçlanan Dosyalarda Alacaklıların Sıkça Yaptığı 5 Hata

Büromuzda son yıllarda konkordato dosyalarının ağırlığı belirgin şekilde arttı. Özellikle geçici mühlet kararı sonrası borçlu şirketin ekonomik tablosunun düzelmemesi ve mahkemenin iflas kararı vermesiyle sonuçlanan dosyalarda, alacaklı tarafın süreci baştan yanlış kurguladığını görüyoruz. Konkordato, alacaklı açısından bir "bekleme dönemi" gibi algılanıyor; oysa iflasla sonuçlanan dosyalarda bu dönem, kayıt ve sıra hukukunun en kritik aşaması. Aşağıda, iflasla kapanan konkordato dosyalarında alacaklıların pratikte en sık düştüğü beş hatayı, dosya deneyimimizden hareketle değerlendiriyoruz.

1. Konkordato mühleti içinde alacağı "beklemeye alma" ve kayıt stratejisini kurmama

Uygulamada en yaygın hata, geçici mühlet kararı sonrası alacaklının elini tamamen çekmesi. Oysa konkordato mühleti, alacaklının İcra ve İflas Kanunu m. 308 ve devamı hükümleri çerçevesinde alacağını takip etmesini büyük ölçüde durdursa da, iflasla sonuçlanan dosyada masaya kayıt için gerekli belge ve delil altyapısının bu dönemde oluşturulması gerekiyor. Büromuza gelen dosyalarda, alacaklının konkordato projesine itiraz süresini kaçırdığını, ticari defter ve kayıtlarını tasnif etmediğini, iflas kararı sonrası masaya sunacağı belgeleri hazırlamadığını görüyoruz. Sonuç: iflas kararı verildiğinde alacaklı, alacağını ispat edecek düzenli bir dosyaya sahip olmuyor.

Pratikte önerimiz şu: mühlet kararı tebliğ edildiği anda alacağın dayanağı (fatura, sözleşme, mutabakat, ihtarname, teminat mektubu, çek/senet) ayrı bir dosyada derlenmeli; konkordato projesine ilişkin itiraz hakkı, alacağın niteliği (adi, rehinli, imtiyazlı) netleştirilerek kullanılmalı.

2. İflas masasına kayıt için öngörülen süreyi ve ilan takibini kaçırmak

İflas kararı verildiğinde iflas müdürlüğü, alacaklıları masaya kayıt için ilan yoluyla çağırır. İcra ve İflas Kanunu m. 219 vd. hükümleri uyarınca kayıt talebi, ilanda belirtilen süre içinde yapılmalıdır. Dosyalarda en sık gördüğümüz hata, alacaklının ilanı geç görmesi veya kayıt süresini "nasıl olsa uzatılır" düşüncesiyle geçirmesi. Süresi içinde kayıt yapılmazsa, alacaklının sıra cetveline dahil edilmesi ciddi şekilde zorlaşır; sonradan yapılan başvurular, kural olarak sıra cetveline itiraz davasıyla telafi edilemeyecek sonuçlar doğurabilir.

Uygulamada ikinci bir hata da kayıt talebinin içeriğiyle ilgili. Alacağın yalnızca anapara üzerinden bildirilmesi, işlemiş faiz, temerrüt faizi, masraf ve vekalet ücretinin ayrıca ve dayanaklarıyla gösterilmemesi, sonradan ciddi kayıplara yol açıyor. Masaya kayıt, bir "hatırlatma" değil; alacağın hukuki niteliğini ve miktarını bağlayan bir beyandır.

3. Alacağın sıra ve niteliğini (adi, rehinli, imtiyazlı) yanlış konumlandırmak

İflas tasfiyesinde sıra cetveli, alacaklının ne kadar tahsil edeceğini doğrudan belirler. Büromuzda gördüğümüz tipik hatalardan biri, rehinle temin edilmiş alacağın adi alacak gibi, ya da tam tersi, rehinsiz bir alacağın rehinli gibi bildirilmesi. Bir diğer sık hata, İcra ve İflas Kanunu m. 206'da düzenlenen imtiyazlı alacak kalemlerinin (örneğin işçilik alacakları, bazı vergi ve kamu alacakları) gözden kaçırılması. İmtiyazlı alacak, adi alacağa göre çok daha yüksek tahsil imkanı sağlar; bu nitelendirmenin baştan doğru yapılması gerekir.

Sıra cetveline itiraz davası, bu tür nitelendirme hatalarının düzeltilmesi için öngörülmüş bir yoldur; ancak dava, sıra cetvelinin ilanından itibaren kısa süre içinde açılmalıdır. Bu süreyi kaçıran alacaklı, hukuken haklı olsa bile cetveldeki yerini korumakta zorlanır.

4. Borçlunun malvarlığı ve işlemlerine karşı koruma araçlarını zamanında kullanmamak

Konkordato sürecinde borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi mahkeme kararıyla sınırlandırılır; ancak bu, alacaklının tümüyle pasif kalması gerektiği anlamına gelmez. Uygulamada alacaklıların sık yaptığı hata, konkordato mühleti içinde borçlunun mal kaçırma niteliğindeki işlemlerine karşı tasarrufun iptali davası gibi koruma yollarının varlığını hiç değerlendirmemek. Aynı şekilde, borçlu şirketin yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hukuki yolların (TTK kapsamındaki sorumluluk davaları gibi) iflas sonrası dönemde ayrıca ele alınabileceği çoğu zaman gözden kaçıyor.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, konkordato mühleti içinde yapılan işlemlerin denetiminin büyük ölçüde konkordato komiserliği ve mahkeme üzerinden yürüdüğü; alacaklının bu sürece itiraz ve bilgi talebi yollarıyla katılması gerektiğidir. Süreci izlemeyen alacaklı, iflas kararı sonrası elinde ciddi bir delil ve zaman kaybıyla kalır.

5. İflas tasfiyesinde masaya kayıt sonrası süreci "otomatik" sanmak

Son ve belki de en kritik hata: masaya kayıt yapıldıktan sonra sürecin kendiliğinden yürüyeceğinin varsayılması. Oysa iflas tasfiyesi, alacaklının sıra cetveline itiraz, tasfiye işlemlerine ilişkin şikayet, iflas idaresinin işlemlerine karşı denetim yolları gibi birçok aşamayı içerir. Büromuzda iflasla sonuçlanan konkordato dosyalarında, alacaklıların bu aşamalara katılmadığı için tasfiye sonunda beklediğinden çok daha düşük bir tahsilatla karşılaştığını görüyoruz.

Özellikle iflas idaresinin sıra cetvelini düzenlemesi, alacakların kabul veya reddi, masaya ait malvarlığının paraya çevrilmesi gibi konularda alacaklının bizzat takipçi olması gerekir. Aksi halde, hukuken varlığı tartışmasız bir alacak dahi, tasfiye sonunda karşılıksız kalabilir.

Uygulamada ne yapıyoruz?

Büromuzda konkordato mühleti ile başlayan dosyalarda alacaklıyı üç aşamalı bir yol haritasıyla yönlendiriyoruz: (i) mühlet döneminde alacağın belgelenmesi ve projeye itiraz hakkının korunması, (ii) iflas kararı sonrası ilan takibi ve süresinde masaya kayıt, (iii) sıra cetveline itiraz ve tasfiye sürecinin aktif takibi. Bu üç aşamadan herhangi birinin atlanması, sonraki aşamalarda telafisi güç kayıplara yol açıyor.

Somut olarak önerimiz şudur: konkordato dosyasında alacaklı taraf, süreci "bekleme" değil, "kayıt ve denetim" dönemi olarak kurgulamalı; alacağın hukuki niteliğini, dayanaklarını ve sıra konumunu baştan netleştirmeli; iflas kararı sonrası ilanları düzenli takip etmeli ve masaya kayıt ile sıra cetveli aşamalarında hukuki destek almalıdır. Bu adımlar, tasfiye sonunda elde edilecek tahsilatın belirleyicisi olur.