Kurye ve platform çalışanlarına ilişkin dosyalar büromuza iki farklı kapıdan geliyor: bir yandan iş kazası sonrası destekten yoksun kalma ve maddi-manevi tazminat talepleri, diğer yandan bu taleplere karşı yürütülen rücu ve sorumluluk savunmaları. Son iki yılda bu dosyalarda tekrar eden hata kalıpları o kadar belirginleşti ki, dosya açılışında ilk yaptığımız iş artık bir "statü taraması" oluyor. Aşağıda, gerçek dosyalarda karşımıza çıkan ve genellikle telafisi ağır yedi hatayı, bizim uygulamadaki gözlemimizle aktarıyoruz.

1. Hizmet sözleşmesi mi, eser sözleşmesi mi sorusunun geç sorulması

Platform çalışanı dosyalarında en kritik eşik, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğidir. Uygulamada sık gördüğümüz hata, bu sorunun kaza sonrası tazminat aşamasında sorulması. Oysa nitelik tespiti; iş kazası bildirim yükümlülüğünü, SGK'nın rücu hakkını, kıdem ve ihbar taleplerini ve hatta görevli mahkemeyi doğrudan etkiliyor.

Dosyalarda bağımlılık unsurlarını somutlaştırmak gerekiyor: işin görülme biçiminin platform tarafından belirlenip belirlenmediği, çalışma saatlerine müdahale, ceza ve puanlama sistemleri, ekipmanın kim tarafından sağlandığı, ücretin niteliği. Yalnızca sözleşmenin başlığına bakmak, dosyayı en baştan zayıflatıyor. Bir dosyada sözleşmede "eser" ibaresi yer alırken, uygulamadaki puanlama ve vardiya müdahalesi nedeniyle ilişkinin ağırlıklı olarak hizmet sözleşmesi olduğu yönünde kanaat oluşmuştu; bu tespit, tazminat kalemlerinin tamamını yeniden şekillendirdi.

2. İş kazası bildiriminin yapılmaması veya geç yapılması

Kaza anında tarafların çoğu zaman tek kaygısı sağlık hizmetine erişim oluyor; bildirim ise geri plana düşüyor. SGK'ya bildirim süresinin kaçırılması, hem tazminat dosyasında hem de rücu aşamasında ciddi bir usul zafiyeti yaratıyor. Bildirimin kurye adına mı, aracı platform adına mı yapıldığı; kazanın "iş kazası" olarak mı yoksa "trafik kazası" olarak mı kayda geçtiği, sonraki tüm süreci etkiliyor.

Uygulamada en sık gördüğümüz tablo şu: kaza trafik kazası olarak tutanağa geçiyor, iş kazası bildirimi hiç yapılmıyor. Bu durumda dosyada hem SGK kayıtları hem de trafik soruşturma evrakı arasında çelişki oluşuyor ve bu çelişki, karşı tarafın en güçlü savunma aracına dönüşüyor.

3. Destekten yoksun kalma tazminatında hesap yönteminin baştan yanlış kurulması

Ölümlü kaza dosyalarında destekten yoksun kalma tazminatı, dosyanın en teknik kalemi. Uygulamada karşımıza çıkan hata, hesabın yalnızca resmi ücret kayıtları üzerinden yapılması. Kurye ve platform çalışanlarında gelirin önemli bölümü prim, teşvik, yoğunluk ve saatlik kazanç gibi değişken kalemlerden oluşuyor. Bu kalemlerin belgelenmesi için platform içi kazanç kayıtlarının, ödeme hareketlerinin ve varsa hesap ekranı çıktılarının erken aşamada toplanması gerekiyor.

Ayrıca desteğin süresi, destek verilen kişilerin yaşam koşulları ve muhtemel kazanç projeksiyonu gibi unsurların dosyaya özgü biçimde ele alınması gerekiyor. Genel geçer bir hesap tablosuyla ilerlemek, bilirkişi raporu aşamasında ciddi kayıplara yol açıyor.

4. SGK rücu dosyasında kusur dağılımının ihmal edilmesi

SGK'nın yaptığı ödemeleri geri istediği rücu dosyalarında, kurumun kusur araştırmasını beklemeden harekete geçtiğini görüyoruz. Burada yapılan tipik hata, tazminat dosyasındaki kusur savunmasının rücu dosyasına taşınmaması. Oysa aynı kaza için yürüyen iki ayrı süreçte kusur oranları farklı biçimde ele alınabiliyor.

Bir dosyada, trafik kusur raporu ile bilirkişi raporu arasındaki oran farkı, rücu miktarını doğrudan değiştirmişti. Bu nedenle rücu dosyasında, hem kusur oranına hem de müteselsil sorumluluk sınırlarına ilişkin itirazların süresinde ve gerekçeli yapılması gerekiyor. Sadece "borcum yok" savunması, bu dosya tipinde neredeyse hiç karşılık bulmuyor.

5. Aracın ve ekipmanın kime ait olduğunun belgelenmemesi

Kurye çalışmalarında araç, motosiklet, bakım, yakıt ve ekipman giderlerinin kim tarafından karşılandığı, sorumluluk dağılımında belirleyici. Uygulamada bu konu çoğu zaman sözlü beyan düzeyinde kalıyor; fatura, kira sözleşmesi, yakıt kaydı, servis kaydı gibi belgeler dosyaya girmiyor.

Bir başka dosyada, kazanın meydana geldiği aracın kime ait olduğu ve bakımının kim tarafından yapıldığı netleşmediği için, sorumluluk tartışması uzun süre sürüncemede kaldı. Bu belgelerin kaza sonrası ilk günlerde toplanması, sonraki aşamalarda çok daha zor.

6. Tanık beyanlarının geç ve yönlendirilmiş alınması

Platform çalışanı kazalarında olay yeri tanıkları çoğu zaman başka kuryeler oluyor ve bu kişilerin iş ilişkisi devam ediyor. Tanıkların beyanının geç alınması, hem hatırlama zayıflığı hem de beyanların karşı tarafça şekillendirilmesi riskini doğuruyor. Uygulamada, kaza günü alınan kısa ve somut bir tanık notu ile aylar sonra alınan beyan arasında ciddi farklar görüyoruz.

Tanık beyanının; vardiya düzeni, teslimat baskısı, hız ve süre beklentisi gibi unsurları içermesi, kusur ve illiyet bağının kurulmasında doğrudan işe yarıyor. Bu nedenle beyanların, olay sonrası ilk günlerde ve yönlendirici soru içermeyecek biçimde alınması gerekiyor.

7. Tazminat kalemlerinin ayrıştırılmadan talep edilmesi

Ölümlü ve yaralanmalı kaza dosyalarında maddi tazminat, manevi tazminat, destekten yoksun kalma ve varsa tedavi-servis giderleri ayrı ayrı ele alınmalı. Uygulamada sık gördüğümüz hata, bu kalemlerin tek bir toplam üzerinden talep edilmesi. Bu durumda hem zamanaşımı hem de faiz başlangıcı bakımından sorunlar doğuyor; ıslah aşamasında ise talep sınırları daralıyor.

Ayrıca kusur oranı, müterafik kusur ve hatır taşıması gibi indirim sebeplerinin her kalem için ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Kalemleri baştan ayrıştırmayan dosyalarda, bilirkişi raporu sonrası yapılan ıslahlar çoğu zaman geç kalıyor.

Uygulamada ne yapıyoruz

Bu dosyalarda ilk gün yaptığımız iş; statü tespiti, kaza bildirim kayıtları, kazanç belgeleri ve tanık bilgilerini tek bir dosya planına bağlamak oluyor. Kaza sonrası ilk hafta içinde toplanan belgelerle ilerleyen dosyalarda, sonradan eklenen belgelerle ilerleyen dosyalar arasındaki fark, bilirkişi aşamasında açıkça görülüyor.

Kurye ve platform çalışanlarına ilişkin uyuşmazlıklarda süreç; iş kazası bildirimi, hizmet ilişkisinin niteliği, kusur dağılımı ve tazminat kalemlerinin ayrıştırılması olmak üzere dört eksende yürüyor. Bu eksenlerden birinin baştan eksik kurulması, dosyanın tamamını etkiliyor. Bu nedenle hem çalışan hem de işveren tarafında, kaza sonrası ilk günlerde hukuki destek alınması, sonraki aşamalarda telafisi güç kayıpların önüne geçiyor.