Soruşturma Aşamasında İfade Vermeden Önce Müvekkillerimizde Gördüğümüz 7 Yaygın Hata
Ceza soruşturmasının en kritik eşiği, şüphelinin savcılıkta ifade vermesidir. Bu aşama, dosyanın kaderini belirleyen delillerin ortaya konulduğu, savunmanın temelinin atıldığı yerdir. Ancak büromuza gelen dosyalarda, özellikle dernek faaliyetleri, ticari işlemler veya organize suç isnatları kapsamında yürütülen soruşturmalarda, müvekkillerimizin ifade öncesinde bilinçsizce yaptığı bazı hatalar, savunma stratejimizi ciddi şekilde zorlaştırmaktadır. Bu yazıda, uygulamada en sık karşılaştığımız bu hataları, somut süreçler üzerinden ele alıyoruz.
1. "Ben Sadece Bilgi Vereceğim" Yanılgısı ve Tanık-Şüpheli Ayrımının Göz Ardı Edilmesi
Soruşturmanın başında savcılıkça gönderilen davetiyede "tanık" veya "şüpheli" sıfatı açıkça yazmayabilir. Müvekkillerimizin büyük bir kısmı, "Benim bir suçum yok, sadece gidip anlatacağım" düşüncesiyle hareket ediyor. Oysa ifade sırasında savcı, dosyadaki mevcut delillere göre kişiyi şüpheli sıfatıyla dinleyebilir. Bu durumda, önceden hazırlık yapılmamış bir beyan, farkında olmadan aleyhe delil oluşturabilir. Uygulamada, özellikle dernek yöneticileri veya şirket yetkilileri, "bilgi vermek" amacıyla gittikleri ifadede, haklarında ciddi suç isnatlarıyla karşılaşabiliyor. Bu nedenle, davetiyenin hangi sıfatla yapıldığını netleştirmeden ve dosyaya erişim sağlamadan ifadeye gitmek, ilk ve en büyük hatadır.
2. Dosyaya Erişim Sağlamadan ve İddianameyi Görmeden İfadeye Gitmek
CMK'nın 153. maddesi uyarınca şüpheli veya müdafii, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma hakkına sahiptir. Ancak bu hak, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmeyecek şekilde kullanılabilir. Müvekkillerimiz, "Bir an önce gidip işimi bitireyim" telaşıyla, dosyadaki delilleri, arama tutanaklarını, dijital materyal inceleme raporlarını görmeden ifade vermeyi talep ediyor. Bu, savunmanın en büyük silahı olan "bilgi edinme hakkının" kullanılmaması anlamına gelir. Özellikle telefon incelemesi veya bilgisayar kayıtlarına dayanan soruşturmalarda, bu kayıtların içeriğini bilmeden verilen ifade, çelişkili beyanlara yol açar. Büromuzda, dosyaya erişim talebimiz reddedilse dahi, ifadeye gitmeden önce en azından soruşturmanın konusunu ve hangi suçlamaların yöneltildiğini öğrenmeye çalışırız.
3. İfade Öncesi Müdafi ile Yeterli Süre ve Strateji Toplantısı Yapılmaması
Müvekkillerimizin çoğu, ifade günü adliyeye gelip koridorda avukatla 10 dakika görüşerek içeri girmeyi bekliyor. Oysa etkili bir savunma, ifade öncesinde olayın kronolojisinin çıkarılmasını, delillerin değerlendirilmesini ve olası sorulara karşı beyan stratejisinin belirlenmesini gerektirir. Bu süreç, özellikle karmaşık ticari işlemler veya örgütlü suç isnatlarında günler alabilir. Müvekkilin "Ben ne bileyim, sen avukatsın, sen konuş" yaklaşımı da doğru değildir; ifade, şüphelinin bizzat verdiği bir savunmadır ve avukatın yönlendirmesiyle şüphelinin aktif katılımı gerekir. Bu hazırlık yapılmadığında, müvekkilimiz savcının soruları karşısında tutarsız kalabilir veya farkında olmadan isnat edilen suçun unsurlarını kabul eden beyanlarda bulunabilir.
4. "Her Şeyi Anlatma" Dürtüsü ve Savunma Hakkının Sınırlarını Bilmemek
Toplumumuzda "suçsuzsam neden korkayım, her şeyi anlatayım" anlayışı yaygındır. Ancak ceza muhakemesinde amaç, "her şeyi anlatmak" değil, "isnat edilen suçla ilgili savunmayı ortaya koymaktır". Müvekkillerimiz, özellikle iş hayatına ilişkin soruşturmalarda, tüm ticari ilişkilerini, özel yazışmalarını, hatta üçüncü kişilerle olan husumetlerini anlatarak savcının dikkatini farklı alanlara çekiyor. Bu durum, soruşturmanın kapsamının genişlemesine ve yeni suç isnatlarının gündeme gelmesine neden olabiliyor. Savunma hakkı, susma hakkını da içerir. Müvekkillerimize, sorulan soruya odaklı, net ve kısa cevaplar vermelerini, spekülasyon yapmamalarını ve bilmedikleri bir konuda tahmin yürütmemelerini öğütlüyoruz. Aksi halde, iyi niyetle yapılan bir açıklama, aleyhe yorumlanabilmektedir.
5. Dijital Delillerin ve İletişim Kayıtlarının İçeriğini Hafife Almak
Günümüz soruşturmalarının neredeyse tamamı, telefon HTS kayıtları, WhatsApp yazışmaları, e-posta trafiği ve sosyal medya paylaşımları üzerinden yürütülüyor. Müvekkillerimiz, ifade öncesinde bu kayıtların içeriğini hatırlamakta zorlanıyor veya "Bunlar benim özel yazışmalarım, delil sayılmaz" yanılgısına düşüyor. Oysa ifade sırasında savcı, bu kayıtlardaki bir cümleyi veya bir görüşmeyi önüne koyup "Bu ne anlama geliyor?" diye sorduğunda, hazırlıksız yakalanan müvekkil, ya inkar ediyor ya da çelişkili açıklamalar yapıyor. Bu nedenle, ifade öncesinde müvekkilimizle birlikte dijital delilleri tek tek inceleyip, her birine ilişkin hukuki ve fiili bir açıklama hazırlıyoruz. Özellikle örgütlü suçlarda kullanılan şifreli mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar, tek başına suçun unsurlarını oluşturabiliyor; bu yazışmaların masumiyetini izah edecek delillerin toplanması ifade öncesinde kritik önem taşıyor.
6. Arama ve El Koyma İşlemlerine İtiraz Etmemek veya Bu Süreci Yönetememek
Soruşturma kapsamında yapılan arama ve el koyma işlemleri, ifade öncesinde müvekkilin en çok zorlandığı süreçlerden biridir. Müvekkillerimiz, genellikle arama sırasında panikleyip polis veya jandarma ekiplerine "Hepsini alın, götürün" diyerek, hukuka aykırı el koymalara sessiz kalıyor. Oysa arama kararının kapsamı, el konulan eşyaların listesi (tutanak) ve bu işlemlere karşı itiraz süreci, savunmanın önemli bir parçasıdır. İfade öncesinde, arama tutanağının bir örneğini almak, el konulan dijital materyallerin imajlarının alınmasını talep etmek ve hukuka aykırı bir işlem varsa itiraz dilekçesi hazırlamak gerekir. Bu yapılmadığında, ifade sırasında "şu an elimizde şu deliller var" denildiğinde, müvekkil bu delillerin ne olduğunu bile bilmez ve savunması zayıflar.
7. İfade Sırasında Duygusal Davranmak ve Savcı ile Tartışmaya Girmek
İfade odasında müvekkillerimizin en sık yaptığı hatalardan biri, suçlamayı duyduğunda öfkelenmek, sesini yükseltmek veya savcıya "Beni neden çağırdınız, ben masumum" şeklinde tepki vermektir. Bu davranış, hem savcı üzerinde olumsuz bir izlenim bırakır hem de beyanın tutanağa geçirilme şeklini etkiler. Savcı, görevini yapan bir kamu görevlisidir; tartışmak değil, ikna etmek esastır. Müvekkillerimize, ifade sırasında sakin olmalarını, soruları dikkatle dinlemelerini, cevap vermeden önce müdafii ile fısıltıyla dahi olsa görüşme haklarını kullanmalarını ve asla "Ben şunu demek istemedim" diyebilecekleri cümleler kurmamalarını öğütlüyoruz. Tutanağın altına imza atmadan önce mutlaka okunması ve yanlış yazılmış bir beyan varsa düzeltilmesi talep edilmelidir. Bu süreçte soğukkanlılık, savunmanın en güçlü silahıdır.
Soruşturma aşaması, ceza yargılamasının belki de en kritik ve en az telafisi mümkün olan evresidir. İfade öncesinde yapılacak hazırlık, dosyaya erişim, delillerin analizi ve stratejik bir savunma planı, müvekkilin hukuki durumunu doğrudan etkiler. Bu süreçte profesyonel bir hukuki destek almak, yalnızca ifade anında değil, soruşturmanın tamamında hakların korunması açısından büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki, iyi bir savunma, iyi bir hazırlıkla başlar.
Önemli Not
Yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; kesin hukuki görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir.
Her somut olay farklıdır. Hukuki bir karar vermeden önce mutlaka avukat desteği alın.