Sosyal medya paylaşımı nedeniyle yürütülen soruşturmalarda dosyayı ilk açtığımızda baktığımız yer, paylaşımın içeriği değil; soruşturmanın nasıl başlatıldığı ve ilk 24-48 saatte hangi usul işlemlerinin yapıldığıdır. Uygulamada bu tür dosyaların önemli bir kısmında maddi mesele tartışmasına girilmeden önce, savcılık ve kolluk aşamasındaki usul hataları savunmanın seyrini belirliyor. Aşağıda büromuzda bu tip dosyalarda tekrar tekrar karşılaştığımız, dilekçeye dönüştürülebilir usul sorunlarını paylaşıyoruz.

Soruşturmanın Açılma Biçimi: İhbar mı, Re'sen mi, Bildirim mi?

Dosyanın ilk sayfasında soruşturmanın hangi kaynakla açıldığı çoğu zaman net değildir. Bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle başlatılan soruşturma; kolluk biriminin kendiliğinden yaptığı tespit, bir ihbar, bir kurum bildirimi veya başka bir soruşturmayla bağlantılı olarak açılabilir. Uygulamada savunmanın ilk işi, soruşturma başlatma tarihi ile paylaşım tarihi arasındaki ilişkiyi kurmaktır. Zaman zaman ihbar dilekçesinin içeriği ile soruşturmaya konu edilen fiil örtüşmez; ihbarda geçen bir ifade, soruşturmada başka bir suç tipine dönüştürülür. Bu dönüşüm, savunmanın hangi maddi vakıaya cevap vereceğini belirsizleştirir.

Bu noktada dosyadan şunları isteriz: soruşturma başlatma yazısı, ihbar veya müzekkere içeriği, kolluk tespit tutanağı ve paylaşımın tespit edildiği tarih. Bu belgeler arasındaki tutarsızlık, savunmada "fiilin belirsizliği" başlığı altında ciddi bir usul itirazına dönüşür.

Paylaşımın Tespiti ve Delil Zinciri: Ekran Görüntüsünün Ötesi

Sosyal medya paylaşımına dayanan soruşturmalarda en kritik usul meselesi, paylaşımın kim tarafından, hangi hesaptan, hangi tarihte ve hangi erişim koşullarında yapıldığının tespitidir. Dosyalarda sık gördüğümüz tablo şudur: soruşturma dosyasına yalnızca bir ekran görüntüsü veya kolluk görevlisinin hazırladığı bir tespit tutanağı konulur; paylaşımın orijinal verisi, hesap sahipliği bilgisi ve içeriğin değiştirilip değiştirilmediği ayrıca araştırılmaz.

Uygulamada bu eksikliğe karşı savunmada şu başlıkları öne çıkarıyoruz:

  • İçeriğin orijinal haliyle mi, kurgulanmış bir kesitle mi dosyaya girdiği.
  • Hesabın gerçek kişiyle bağlantısının nasıl kurulduğu; IP, cihaz ve oturum bilgilerinin istenip istenmediği.
  • Paylaşımın silinip silinmediği, silindiyse içeriğin hangi yolla elde edildiği.
  • Alıntı, mizah, eleştiri veya haber aktarma bağlamının dosyada değerlendirilip değerlendirilmediği.

Bu başlıklar yalnızca maddi savunma değil; aynı zamanda delil elde etme yönteminin hukuka uygunluğu tartışmasıdır. Hukuka aykırı elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı yönündeki temel ilke, bu dosyalarda doğrudan uygulanabilir.

İfade Alma ve Savunma Hakkının Kullanımı

Sosyal medya soruşturmalarında ifade alma süreci, diğer soruşturmalara göre daha hızlı ilerler. Kolluk biriminin şüpheliyi çağırması, ifadenin alınması ve dosyanın savcılığa gönderilmesi bazen aynı gün içinde gerçekleşir. Bu hız, savunma hakkının kullanılması bakımından pratikte ciddi sorunlar doğurur.

Dosyalarda sık karşılaştığımız usul hataları şunlardır:

  • Şüpheliye müdafi seçme hakkının usulüne uygun şekilde hatırlatılmaması veya bu hakkın kullanılmasının fiilen engellenmesi.
  • İfade öncesinde isnadın somut olarak açıklanmaması; şüphelinin hangi paylaşım nedeniyle hangi suçlamayla karşı karşıya olduğunu bilmemesi.
  • İfade tutanağının şüpheliye okunmadan imzalatılması veya düzeltme taleplerinin tutanağa geçirilmemesi.
  • Şüphelinin ifade sırasında dosyayı inceleme talebinin karşılıksız bırakılması.

Bu noktalardan biri tespit edildiğinde, ifade tutanağının hukuka aykırılığı ayrı bir usul tartışması olarak dosyaya taşınır. Uygulamada savcılık aşamasında bu itirazın dile getirilmesi, sonraki aşamalarda savunmanın elini güçlendirir.

Tutuklama Kararının Gerekçesi ve Ölçülülük

Sosyal medya paylaşımı nedeniyle yürütülen soruşturmalarda tutuklama kararı verildiğinde, kararın gerekçesi çoğu zaman "delil karartma" veya "kaçma şüphesi" gibi kalıp ifadelerle kurulur. Oysa tutuklama, istisnai bir koruma tedbiridir ve somut olgularla gerekçelendirilmelidir.

Bu dosyalarda savunmada özellikle şu soruları soruyoruz:

  • Paylaşımın niteliği, tutuklama için öngörülen katalog suç kapsamına giriyor mu?
  • Dosyada delil karartma riski somut olarak ortaya konmuş mu, yoksa varsayımdan mı hareket edilmiş?
  • Adli kontrol tedbirleri neden yetersiz görülmüş?
  • Tutuklama kararı, soruşturmanın konusuyla ölçülü mü?

Tutuklamaya itiraz dilekçesinde, kararın gerekçesinin somutlaştırılmamış olması başlı başına bir usul itirazıdır. Sulh ceza hâkimliğinin kararında bu unsurların bulunmaması, itiraz merciinin değerlendirmesinde dikkate alınır.

Erişim Engeli ve İçeriğin Kaldırılması Kararlarına İtiraz

Soruşturma kapsamında içeriğe erişim engeli getirilmesi veya içeriğin kaldırılması kararı verilebilir. Uygulamada bu kararların gerekçesi ile soruşturmanın konusu arasında bağ kurulmadığı durumlarla karşılaşıyoruz. Erişim engeli kararı, soruşturmanın konusu dışındaki içerikleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilmektedir.

Bu kararlara itiraz ederken şu noktalara odaklanıyoruz:

  • Kararın kapsamı, soruşturma konusu fiille sınırlı mı?
  • Karar, ifade özgürlüğü ile ölçülü bir denge gözetilerek mi verilmiş?
  • Kararın gerekçesinde hangi somut içerik ve hangi hukuki sebep gösterilmiş?
  • İçerik sahibine karar tebliğ edilmiş mi, itiraz süresi usulüne uygun işlemiş mi?

Erişim engeli kararlarına itiraz, hem içerik sahibi hem de içeriğe erişmek isteyen üçüncü kişiler bakımından farklı usul yolları içerir. Bu nedenle itiraz dilekçesinde sıfat ve menfaat ilişkisinin açıkça kurulması gerekir.

Görev ve Yetki: Hangi Mahkeme, Hangi Soruşturma Bürosu?

Sosyal medya paylaşımına dayanan soruşturmalarda görevli ve yetkili birim belirlenirken bazen hatalı tercihler yapılır. Paylaşımın yapıldığı yer, içeriğin yayıldığı yer ve şüphelinin yerleşim yeri farklı olabilir. Bu durumda soruşturmanın hangi savcılık tarafından yürütüleceği ve hangi mahkemenin görevli olacağı tartışmalı hale gelir.

Uygulamada bu belirsizlik, dosyanın bir birimden diğerine gönderilmesiyle sonuçlanır ve savunma süresi kısalır. Görev ve yetki itirazı, savunmanın ilk aşamada dile getirmesi gereken usul başlıklarından biridir. Aksi halde sonraki aşamalarda bu itirazın ileri sürülmesi sınırlanabilir.

Müsadere, Arama ve Dijital Delil Toplama

Sosyal medya soruşturmalarında dijital delil toplama süreci ayrı bir usul başlığıdır. Cihazlarda yapılan inceleme, hesap verilerinin istenmesi ve iletişim tespiti gibi işlemler, hâkim kararı gerektiren hallerde bu karar alınmadan yapıldığında hukuka aykırılık gündeme gelir.

Dosyalarda sık gördüğümüz durumlar şunlardır:

  • Hâkim kararı olmadan hesap verilerinin istenmesi.
  • El konulan cihazda incelemenin kapsamının belirsiz olması; soruşturma konusuyla ilgisiz verilere ulaşılması.
  • Dijital materyalin imajının alınması ve muhafazası sürecinde usul eksiklikleri.
  • İnceleme tutanağının içeriği ile bilirkişi raporu arasındaki tutarsızlıklar.

Bu eksiklikler, delilin hukuka aykırı elde edildiği iddiasını güçlendirir. Savunmada, delilin dosyadan çıkarılması talebi bu başlık altında ileri sürülür.

Sonuç: Savunmanın İlk Aşamada Kurması Gereken Çerçeve

Sosyal medya paylaşımı nedeniyle yürütülen soruşturmalarda savunmanın başarısı, maddi tartışmaya girmeden önce usul zemininin doğru kurulmasına bağlıdır. Büromuzda bu dosyalarda izlediğimiz yöntem şudur: soruşturmanın açılma biçimini, delil zincirini, ifade alma sürecini, tutuklama gerekçesini, erişim engeli kararını ve görev-yetki başlıklarını ayrı ayrı belgeleyip her biri için ayrı bir usul itirazı hazırlamak.

Müvekkillerimize önerdiğimiz yaklaşım, soruşturmanın ilk aşamasından itibaren dosyayı bütünlüklü okumak ve usul itirazlarını zamanında dile getirmektir. Bu itirazların bir kısmı savcılık aşamasında karşılık bulur; bir kısmı ise sonraki aşamalarda savunmanın temelini oluşturur. Sosyal medya paylaşımına dayanan dosyalarda maddi savunma kadar, hatta bazen ondan önce, usul savunması belirleyici olur.