Ticaret hukuku, ekonomik hayatın temelini oluşturan ve sürekli gelişim gösteren dinamik bir hukuk dalıdır. Küresel ekonomik dalgalanmalar, dijitalleşme ve pandemi sonrası dönüşüm, ticari ilişkilerin yapısını ve işleyişini derinden etkilemektedir. Bu değişim, Türk hukuk sisteminde de yeni düzenlemeleri ve yargısal yaklaşımları zorunlu kılmaktadır. Özellikle sosyal medya platformlarında sıkça tartışılan şirket birleşmeleri, tüketici hakları, dijital ticaret ve sözleşme uyuşmazlıkları, ticaret hukukunun güncel gelişmeler ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu makalede, Türk ticaret hukukunda son dönemde yaşanan önemli mevzuat değişiklikleri, Yargıtay'ın güncel içtihatları ve bu gelişmelerin işletmeler ile yatırımcılar üzerindeki etkileri ele alınacaktır.



6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda Güncel Yorumlar ve Uygulamalar


2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), modern ticari hayatın ihtiyaçlarına cevap vermek üzere hazırlanmıştı. Son yıllarda, kanunun uygulanmasına ilişkin Yargıtay kararları ve doktrindeki tartışmalar, bazı konularda netlik kazanmasını sağlamıştır. Örneğin, şirketler hukuku alanında, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, pay devir sözleşmelerinin geçerliliği ve azınlık haklarının korunmasına yönelik içtihatlar önem kazanmıştır. Yargıtay, özellikle şirket yöneticilerinin "özen ve sadakat yükümlülüğü"nü somut olaylar üzerinden detaylandırmakta ve bu yükümlülüğün ihlalinin tazminat sorumluluğunu doğuracağını sıkça vurgulamaktadır. Ayrıca, elektronik ortamda yapılan genel kurul toplantıları ve oy kullanılması gibi TTK'nın öngördüğü dijital uygulamaların hayata geçirilmesi, pandemi dönemiyle birlikte pratik bir zorunluluk haline gelmiş ve bu alandaki usul tartışmalarını güncel kılmıştır.



Dijital Dönüşüm ve Elektronik Ticaret Hukuku


Sosyal medya ve internet üzerinden yapılan ticaretin hacmi her geçen gün artmakta, bu da beraberinde yeni hukuki sorunları getirmektedir. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili ikincil mevzuat, tüketicileri korumayı ve güvenli bir e-ticaret ortamı oluşturmayı hedeflemektedir. Son dönemde, "mesafeli satış sözleşmeleri"nde cayma hakkının kullanımı, "yanıltıcı reklam" ve "tüketici yorumlarının hukuki niteliği" gibi konular, hem tüketici mahkemelerinde hem de ticaret mahkemelerinde sıkça görülen uyuşmazlık konuları arasındadır. Yargıtay, satıcıların açık rıza alma ve bilgilendirme yükümlülüklerine sıkı sıkıya bağlı kalmakta, bu yükümlülüklerin ihlal edildiği durumlarda tüketici lehine cayma hakkının geniş yorumlanabileceğine hükmetmektedir. Ayrıca, influencer pazarlaması ve sosyal medya üzerinden yapılan satışların hukuki sorumluluğu da güncel tartışma konuları arasında yer almaktadır.



İflas ve Yeniden Yapılandırma Hukukundaki Reformlar


Ekonomik belirsizlik dönemlerinde şirketlerin finansal sıkıntıları artmakta, iflas ve yeniden yapılandırma hukuku daha fazla önem kazanmaktadır. 7101 sayılı Kanun ile önemli değişikliklere uğrayan İcra ve İflas Kanunu, iflasın ertelenmesi ve konkordato kurumlarını yeniden düzenlemiştir. Özellikle "öncelikli konkordato" ve "tedbirli konkordato" gibi yeni uygulamalar, borçlulara nefes alma imkanı tanırken, alacaklıların haklarının da korunmasını amaçlamaktadır. Yargıtay'ın bu yeni düzenlemelere ilişkin verdiği kararlar, uygulamanın nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Mahkemeler, konkordato taleplerinin kabulünde şirketin "iflastan kurtulabilir nitelikte" olup olmadığına ve alacaklılar çoğunluğunun rızasına büyük önem atfetmektedir. Bu süreçlerde, şirketlerin hukuki danışmanlık alması ve süreci mevzuata uygun yürütmesi hayati önem taşımaktadır.



Ticari Uyuşmazlıklarda Alternatif Çözüm Yollarının Önemi


Uzun ve masraflı mahkeme süreçleri, ticari hayatın temposuyla çoğu zaman uyumlu değildir. Bu nedenle, arabuluculuk ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) yöntemleri, ticaret hukukunda giderek daha fazla tercih edilmektedir. 7155 sayılı Kanun ile zorunlu arabuluculuk kapsamı genişletilmiş, ticari uyuşmazlıklarda da arabuluculuğa başvuru yaygınlaşmıştır. Tahkim ise, özellikle uluslararası ticari sözleşmelerde, tarafların kendi seçtikleri uzman hakemler önünde ve daha gizli bir şekilde çözüm aramalarına olanak tanımaktadır. Yargıtay, geçerli bir tahkim anlaşması bulunan uyuşmazlıklarda, mahkemelerin yetkisizlik kararı vermesi gerektiğini sürekli olarak vurgulamaktadır. Bu yöntemler, taraflara daha hızlı, esnek ve iş odaklı çözümler sunarak ticari ilişkilerin korunmasına katkı sağlamaktadır.



Sonuç ve Değerlendirme


Türk ticaret hukuku, küresel ve yerel ekonomik gelişmelere paralel olarak sürekli bir evrim içindedir. TTK'nın uygulanmasından doğan içtihatların olgunlaşması, dijital ticaretin getirdiği yeni düzenlemeler, iflas hukukundaki reformlar ve alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının yaygınlaşması, bu alanın ana gündem maddelerini oluşturmaktadır. İşletmelerin ve yatırımcıların, bu dinamik hukuki çerçevede faaliyet gösterebilmeleri için mevzuattaki değişiklikleri ve yargısal eğilimleri yakından takip etmeleri büyük önem taşımaktadır. Ticari işlemlerin planlanması, şirket yönetiminin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi ve ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda etkin çözüm stratejileri geliştirilmesi, ancak güncel ve doğru hukuki bilgiye dayalı bir yaklaşımla mümkündür. Bu süreçlerde, deneyimli hukuk ekibiyle çalışmak ve profesyonel hukuki danışmanlık almak, işletmelerin karşılaşabileceği riskleri yönetmede ve hukuki haklarını korumada kritik bir rol oynayacaktır.