Giriş

Ticaret hukuku, ekonominin dinamik yapısına paralel olarak sürekli bir değişim ve gelişim halindedir. Türk ticaret hukuku sistemi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) temelinde şekillenirken, gerek ulusal düzenlemeler gerekse uluslararası uyum süreçleri, şirketler, ortaklıklar ve ticari işlemler üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. 2025-2026 döneminde, özellikle konkordato mekanizmasındaki uygulama farklılıkları, dijitalleşmenin ticari işlemlere etkisi ve asgari ücret artışının ticari işletmeler üzerindeki yansımaları ön plana çıkmaktadır. Bu makalede, güncel hukuki gelişmeler ışığında ticaret hukuku alanındaki yenilikler, güncel yargı kararları ve sektörel örneklerle ele alınacaktır.



Konkordato Hukukundaki Güncel Gelişmeler ve Sektörel Etkileri

Son yıllarda artan ekonomik dalgalanmalar ve sektörel krizler, konkordato kurumunu ticaret hukukunun en çok tartışılan konularından biri haline getirmiştir. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato, borçlu şirketlerin iflastan kurtulması ve alacaklıların haklarının korunması amacı taşır. Ancak, geçen yıl içinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin verdiği güncel bir karar, konkordato taleplerinin değerlendirilmesinde önemli bir içtihat değişikliğine işaret etmektedir.


Söz konusu kararda, geçici mühletten kesin mühlete geçiş aşamasında, borçlunun sunduğu projenin ciddi ve inandırıcı olması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Özellikle inşaat ve tekstil sektörlerinde konkordato başvurularının yoğunlaştığı gözlemlenirken, mahkemelerin projelerin fiilen uygulanabilirliğini daha sıkı denetlediği görülmektedir. Bu durum, ticari işletmelerin yeniden yapılandırma süreçlerinde profesyonel hukuki danışmanlık almasının önemini artırmaktadır. Konkordato sürecinde alacaklıların muvafakatı, borçlunun projenin başarısını ispat yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin itiraz hakları gibi hususlar, güncel uyuşmazlıkların odağında yer almaktadır. Mevzuatta öngörülen bu düzenlemeler, konkordato taleplerinde keyfiliği önlemeyi ve adil bir denge kurmayı hedeflemektedir.



Dijital Dönüşüm ve Ticari İşlemlerde Yeni Yaklaşımlar

E-ticaretin yaygınlaşması, 6563 sayılı Elektronik Ticaret Kanunu (ETK) ve ilgili yönetmeliklerde sık sık değişiklik yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Güncel gelişmeler arasında, dijital platformların sorumluluğu, tüketicinin korunması ve ticari reklamların denetimi gibi konular öne çıkmaktadır. Özellikle büyük ölçekli e-ticaret platformlarının, pazar hakimiyetini kötüye kullanması rekabet hukuku kapsamında incelenmektedir. Rekabet Kurulu'nun son dönemde verdiği bir kararda, bir e-ticaret platformunun satıcılara dayattığı fiyat politikalarının haksız ticari uygulama teşkil ettiği belirtilmiştir.


TTK'nın ticari işlem tanımına ilişkin düzenlemeleri, dijital sözleşmeler ve akıllı sözleşmeler (smart contracts) gibi yeni kavramlarla birlikte yorumlanmaktadır. Türk hukukunda akıllı sözleşmelerin hukuki niteliği henüz net olarak belirlenmemiş olsa da, Yargıtay'ın önümüzdeki dönemde konuya ilişkin içtihat geliştirmesi beklenmektedir. Şirketlerin dijital dönüşüme uyum sağlaması, ticari işlemlerin kayıt altına alınması ve ispat yükümlülüğü açısından kritik önem taşımaktadır. Bu bağlamda, hukuki süreçlerde dijital delillerin değerlendirilmesi, uzman bilirkişi raporları ve mahkemelerin teknik altyapıyı anlama kapasitesi güncel bir tartışma konusudur.



Asgari Ücret Zammı ve Kıdem Tazminatının Ticari İşletmelere Yansıması

Asgari ücret zammı, yalnızca iş hukukunu değil, aynı zamanda ticaret hukukunu da ilgilendiren bir konudur. 2025 yılı başında yapılan asgari ücret artışı, kıdem tazminatı tavan hesaplamalarını doğrudan etkilemiştir. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre kıdem tazminatı tavanı, en yüksek devlet memuruna ödenen bir yıllık emekli ikramiyesi esas alınarak belirlenmektedir. Ancak asgari ücretteki yüksek oranlı artış, işverenlerin bilançolarında beklenmedik bir yük oluşturmuştur.


Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için likidite sorunlarına yol açabilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, son dönemde verdiği bir kararda, kıdem tazminatının hesaplanmasında işçinin kıdem süresi ve son ücretinin esas alınması gerektiğini yinelemiştir. Ticari işletmelerin, bu tür mali yükümlülüklerini mevzuat çerçevesinde doğru hesaplaması ve olası uyuşmazlıklara karşı hazırlıklı olması gerekmektedir. İşçi-işveren arasındaki anlaşmazlıklarda, arabuluculuk süreci zorunlu hale geldiğinden, işverenlerin hukuki haklarını koruyabilmesi için deneyimli bir hukuk ekibinden destek alması tavsiye edilmektedir.



Sonuç

Güncel hukuki gelişmeler, ticaret hukukunun her geçen gün daha karmaşık bir hal aldığını göstermektedir. Konkordato başvurularındaki artış, dijitalleşmenin getirdiği yeni sorunlar ve asgari ücret ayarlamalarının yarattığı mali baskılar, şirketlerin ve ticari işletmelerin mevzuata uyum konusunda daha dikkatli olmasını zorunlu kılmaktadır. Mevzuatta yapılan değiş