Türk ticaret hukuku, küresel ekonomik gelişmeler ve dijitalleşmenin etkisiyle dinamik bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşüm, şirketlerin yapılanmasından ortaklık ilişkilerine, ticari işlemlerden kamu ihalelerine kadar geniş bir yelpazede hukuki düzenlemelerin güncellenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu makalede, ticaret hukuku alanındaki son yenilikler, mevzuat değişiklikleri ve Yargıtay kararları ışığında detaylı bir inceleme sunulacaktır.


Kamu İhalelerinde Şeffaflık, Hesap Verebilirlik ve Dijitalleşme


Kamu İhale Kanunu'nda (4734 sayılı Kanun) yapılan son değişiklikler, hem idareler hem de yükleniciler açısından önemli düzenlemeler getirmiştir. Kamu ihaleleri, devletin kaynak kullanımında verimlilik ve etkinlik sağlamak amacıyla düzenlenmiş olsa da, uygulamada yaşanan yolsuzluk iddiaları, ihale süreçlerindeki şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının yetersizliğini gündeme getirmiştir. Bu kapsamda, 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle, elektronik ihale süreçlerinin kapsamı genişletilmiş, ihale dokümanlarının kamuoyu ile paylaşılmasına ilişkin usuller yeniden düzenlenmiş ve Kamu İhale Kurumu (KİK) tarafından yapılan düzenlemelerle ihale süreçlerinin daha şeffaf ve denetlenebilir hale getirilmesi amaçlanmıştır.


Yargıtay'ın konuya ilişkin içtihatları incelendiğinde, idarelerin ihale süreçlerinde takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun hareket etmesi gerektiği, keyfi uygulamalardan kaçınılması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle, idarelerin teknik şartnamelerde yer alan kriterleri objektif, ölçülebilir ve rekabeti engelleyici nitelikte olmaması gerektiği, aksi halde idari işlemin iptali ile sonuçlanabileceği Yargıtay kararlarında sıklıkla belirtilmektedir. Bu bağlamda, yolsuzluk iddialarının önüne geçmek için bağımsız denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde işletilmesi, ihale süreçlerine sivil toplum kuruluşlarının katılımının teşvik edilmesi ve ihalelerde e-tebligat sisteminin yaygınlaştırılması önem arz etmektedir. Ayrıca, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nda yapılan değişikliklerle, sözleşmelerin uygulanmasında yaşanan sorunların giderilmesi ve yüklenicilerin haklarının korunması amaçlanmaktadır.


Kıdem Tazminatı Reformu ve İş İlişkilerine Etkisi


Kıdem tazminatı, Türk iş hukukunun temel kurumlarından biri olmakla birlikte, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve işsizlik oranlarındaki artış, bu konuda reform ihtiyacını gündeme getirmiştir. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen kıdem tazminatına ilişkin hükümler, günümüz iş dünyasının dinamiklerine tam olarak cevap vermekte yetersiz kalmakta, hem işverenler hem de çalışanlar açısından belirsizlikler yaratmaktadır. Önerilen reform paketleri ile kıdem tazminatının bireysel emeklilik sistemine entegre edilmesi, tazminatın fona devredilmesi veya farklı bir modelin benimsenmesi gibi çeşitli alternatifler tartışılmaktadır.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kıdem tazminatına ilişkin kararları incelendiğinde, işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda kıdem tazminatına hak kazandığı, işverenin işçiyi haksız yere işten çıkarması halinde de tazminat ödeme yükümlülüğünün doğduğu belirtilmektedir. Reform tartışmalarında, özellikle iş güvencesi kapsamındaki çalışanların hak kaybına uğramaması ve işverenlerin mali yükünün hafifletilmesi arasında bir denge kurulması gerekmektedir. Bu kapsamda, mevcut sistemde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için yasal düzenlemelerin yanı sıra, toplumsal diyalog mekanizmalarının da etkin bir şekilde kullanılması, işçi ve işveren temsilcilerinin mutabakatıyla yeni bir model oluşturulması büyük önem taşımaktadır.


Şirket Birleşmeleri, Devralmalar ve Rekabet Hukuku


Şirket birleşmeleri ve devralmalar, ticaret hukukunun en dinamik alanlarından birini oluşturmakta olup, bu süreçler rekabet hukuku açısından da yakından takip edilmektedir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, belirli cirolara sahip şirketlerin birleşme ve devralma işlemleri, Rekabet Kurumu'nun iznine tabidir. Son dönemde yaşanan büyük ölçekli şirket birleşmeleri, piyasa konsantrasyonunu artırarak rekabet ihlali riskini beraberinde getirebilmektedir.


Rekabet Kurumu, birleşme başvurularını değerlendirirken, ilgili pazarın yapısı, pazar payları, yeni rakiplerin pazara giriş engelleri ve tüketici refahına etkisi gibi kriterleri göz önünde bulundurmaktadır. Yargıtay'ın rekabet hukukuna ilişkin içtihatları incelendiğinde, Kurul kararlarının idari yargı denetimine tabi olduğu, ancak teknik ve ekonomik değerlendirmelerde Kurul'un takdir yetkisinin geniş olduğu görülmektedir. Şirket birleşmelerinde rekabet ihlali iddialarının önüne geçmek için, şirketlerin birleşme öncesi Rekabet Kurumu'na danışma başvurusunda bulunmaları ve olası rekabet sorunlarını önceden tespit etmeleri önerilmektedir. Ayrıca, Rekabet Kurumu tarafından yayınlanan rehberler ve tebliğler, şirketlerin rekabet hukuku uyum programları oluşturmasına ve rekabet ihlali risklerini minimize etmesine yardımcı olmaktadır.


Ortaklık İlişkilerinde Güncel Gelişmeler


6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), şirketlerin kuruluşu, organları ve ortaklık ilişkilerine dair kapsamlı düzenlemeler getirmiştir. Limited ve anonim şirketlerde ortakların hak ve yükümlülükleri, sermaye artırımı, pay devri ve şirket yönetimi gibi konular, ticari işlemlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Son dönemde, özellikle sermaye şirketlerinde azınlık haklarının korunması, yönetim kurulu kararlarının hukuka uygunluğu ve şirket yöneticilerinin sorumluluğu konularında Yargıtay kararları şekillenmeye devam etmektedir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ortaklık ilişkilerine dair kararları incelendiğinde, şirketlerin tüzel kişiliğinin kötüye kullanılması durumunda, ortakların şahsi sorumluluğunun gündeme gelebileceği belirtilmektedir (TTK m. 202). Ayrıca, pay devir sözleşmelerinde şekil şartlarına uyulmaması veya şirket esas sözleşmesine aykırı hareket edilmesi durumunda, sözleşmelerin geçersiz sayılabileceği Yargıtay içtihatlarında yer almaktadır. Ortaklık ilişkilerinde yaşanabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi için, şirket sözleşmelerinin titizlikle hazırlanması, ortakların haklarının ve yükümlülüklerinin açık bir şekilde düzenlenmesi, yönetim kurulu kararlarının usulüne uygun alınması ve azınlık haklarının korunması büyük önem taşımaktadır.


Sonuç ve Öneriler


Ticaret hukuku alanındaki güncel gelişmeler, hem mevzuat değişiklikleri hem de yargı kararları ile şekillenmeye devam etmektedir. Kamu ihalelerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanması, kıdem tazminatı reformu ile iş ilişkilerindeki belirsizliklerin giderilmesi, şirket birleşmelerinde rekabet hukuku ihlallerinin önlenmesi ve ortaklık ilişkilerinde hak dengelerinin korunması, ticaret hukukunun öncelikli gündem maddelerini oluşturmaktadır.


Bu bağlamda, şirketler ve işletmeler için mevzuat değişikliklerini yakından takip etmek, yargı kararları doğrultusunda iç denetim mekanizmalarını güçlendirmek ve olası hukuki risklere karşı önlem almak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, ticari işlemlerde şeffaflık ve hukuka uygunluk ilkelerinin benimsenmesi, uzun vadede hem şirketler hem de piyasalar açısından sürdürülebilir bir büyüme ortamı sağlayacaktır. Hukuki süreçlerde profesyonel danışmanlık hizmeti almak, bu dinamik ortamda şirketlerin haklarını korumalarına ve yükümlülüklerini yerine getirmelerine yardımcı olacaktır.