Trafik kazası soruşturmalarında dosyanın kaderi büyük ölçüde kusur tespiti aşamasında belirleniyor. Büromuzda son yıllarda özellikle ağır yaralanma ve ölümle sonuçlanan kazalarda, soruşturmanın ilk günlerinde yapılan ya da yapılmayan usul işlemlerinin, aylar sonra iddianamenin ve savunmanın çerçevesini doğrudan belirlediğini görüyoruz. Bilirkişi raporuna itiraz süresinin kaçırılması, kaza yeri incelemesinin fotoğrafla sınırlı kalması, ifadelerin teknik bilgi olmadan alınması gibi görünüşte "küçük" usul tercihleri, dosyada geri dönüşü çok zor sonuçlar doğuruyor. Aşağıda, kusur tespiti aşamasında uygulamada en sık karşılaştığımız beş usul hatasını ve bu hataların dosyaya nasıl yansıdığını, kendi dosya deneyimimiz üzerinden aktarıyoruz.
1. Kaza yeri incelemesinin teknik bilirkişi yerine yalnızca kolluk gözlemine bırakılması
Trafik kazası soruşturmalarında en sık gördüğümüz hata, olay yeri incelemesinin fren izi ölçümü, yol eğimi, görüş mesafesi ve çarpışma açısı gibi teknik verilerle desteklenmemesidir. Kolluk görevlilerinin tuttuğu kaza tespit tutanağı, olayın o anki görünümünü kayda geçirir; ancak kusur oranının belirlenmesinde belirleyici olan çarpışma mekaniği, tutanağa çoğu zaman yansımaz. Özellikle kavşak, viraj ve şerit değiştirme kaynaklı kazalarda, olay yerinin bir trafik bilirkişisi ya da kaza rekonstrüksiyon uzmanı eşliğinde incelenmemesi, sonraki bilirkişi raporunun varsayımlarla kurulmasına yol açıyor. Dosyalarımızda, aylar sonra alınan bilirkişi raporunda "olay yerinde inceleme yapılmadığından" kaydı düşüldüğünü ve kusur dağılımının yalnızca ifadelere dayandığını sık görüyoruz. Bu nedenle soruşturmanın erken aşamasında olay yeri incelemesinin teknik destekle yapılmasını talep etmek, sonraki itirazların da zeminini oluşturuyor.
2. Sürücü ve tanık ifadelerinin teknik bilgi olmadan alınması
İfade alma aşaması, kusur tespitinin en kritik ancak en hafife alınan adımlarından biri. Uygulamada sürücü ifadeleri çoğu zaman "ne oldu?" sorusu etrafında, hız, mesafe, görüş ve manevra bilgisi ayrıştırılmadan alınıyor. Oysa kusur değerlendirmesinde sürücünün hızı, takip mesafesi, ışık durumu, sinyal kullanımı ve kaçınma manevrası gibi unsurların ayrı ayrı tespiti gerekiyor. Tanık ifadelerinde de benzer bir sorun var: Olayı gören ancak teknik ayrıntıyı aktarmayan tanıkların beyanları, bilirkişi raporunda "tanık beyanları kaza mekaniğini aydınlatmaya elverişli değildir" şeklinde değerlendiriliyor. Büromuzda, ifade tutanaklarının alınması sırasında yönlendirici olmayan, teknik ayrıntıyı ortaya çıkaran soruların sorulmasını ve gerektiğinde ifadenin ek beyanla tamamlanmasını öneriyoruz. Soruşturma aşamasında kaçırılan bu ayrıntılar, kovuşturma aşamasında telafi edilemiyor.
3. Bilirkişi raporuna itiraz süresinin ve gerekçesinin usulüne uygun kullanılmaması
Kusur tespitinde en çok dosya kaybettiren hata, bilirkişi raporuna itirazın süresinde ve gerekçeli yapılmaması. Uygulamada raporun tebliğinden sonra yalnızca "rapora itiraz ediyoruz" şeklinde, hangi tespitin hangi teknik gerekçeyle hatalı olduğu belirtilmeden verilen dilekçelerle karşılaşıyoruz. Bu tür itirazlar, mahkemece "soyut itiraz" olarak değerlendirilip reddediliyor ve dosya aynı rapor üzerinden ilerliyor. Öte yandan, itiraz süresinin kaçırılması halinde raporun kesinleşmiş delil haline geldiğini ve sonraki aşamada ek rapor alınmasının çok daha güçleştiğini görüyoruz. Bu nedenle rapor tebliğ edildiğinde, kusur dağılımının hangi varsayıma dayandığını, hangi ölçümün eksik olduğunu ve alternatif bir kusur dağılımının neden daha tutarlı olduğunu somut olarak ortaya koyan bir itiraz hazırlanması gerekiyor. Bu, hem ek rapor hem de yeni bilirkişi talebinin usul zeminini oluşturuyor.
4. Kusur tespiti ile tazminat sürecinin birbirinden kopuk yürütülmesi
Ceza soruşturmasındaki kusur tespiti ile hukuk dosyasındaki tazminat değerlendirmesi aynı olgusal zemine dayanıyor; ancak uygulamada bu iki süreç çoğu zaman birbirinden habersiz yürütülüyor. Ceza dosyasında kusur oranı belirlenirken, yaralanmanın ağırlığı, tedavi masrafları ve aile fertlerinin destekten yoksun kalma talepleri gibi hususlar soruşturma dosyasına yeterince yansıtılmıyor. Özellikle ağır yaralanmalı kazalarda, maluliyet ve tedavi giderlerine ilişkin belgelerin soruşturma aşamasında dosyaya kazandırılmaması, hem ceza dosyasında kusurun ağırlığının hem de tazminat sürecinin eksik değerlendirilmesine yol açıyor. Büromuzda, ceza soruşturması yürürken tazminat sürecinin ayrı bir dosya olarak planlanmasını ve iki süreç arasında olgusal tutarlılığın korunmasını önemsiyoruz. Aksi halde ceza dosyasındaki bir kusur tespiti ile hukuk dosyasındaki kusur değerlendirmesi arasında çelişki doğuyor ve bu çelişki her iki tarafın da aleyhine sonuç üretiyor.
5. Kusur oranının gerekçesiz ve kalıplaşmış şekilde belirlenmesi
Son olarak, bilirkişi raporlarında kusur oranlarının çoğu zaman kaza mekaniğine özgü gerekçelendirme yapılmadan, kalıplaşmış oranlarla belirlendiğini görüyoruz. "Sürücü A %75, sürücü B %25 kusurlu" şeklindeki bir dağılımın hangi davranış ihlaline, hangi mevzuat hükmüne ve hangi teknik tespite dayandığı raporda açıkça gösterilmediğinde, bu oran ne savunmaya ne de itiraza elverişli oluyor. Uygulamada bu tür raporlara karşı, kusur oranının gerekçesizliğini öne çıkararak ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talep ediyoruz. Özellikle müterafik kusur değerlendirmesinde, yayanın ya da diğer sürücünün davranışının kaza sonucuna etkisinin ayrıca tartışılması gerekiyor. Gerekçesiz kusur oranı, ceza dosyasında da tazminat dosyasında da sonraki aşamalarda en çok uyuşmazlık üreten nokta olarak karşımıza çıkıyor.
Uygulamada ne yapıyoruz?
Trafik kazası soruşturmalarında kusur tespitine ilişkin dosyaları değerlendirirken, öncelikle olay yeri incelemesinin teknik verilerle desteklenip desteklenmediğine, ifade tutanaklarının kaza mekaniğini aydınlatacak ayrıntıyı içerip içermediğine ve bilirkişi raporunun gerekçeli olup olmadığına bakıyoruz. Soruşturmanın erken aşamasında bu eksikliklerin giderilmesi için taleplerimizi yazılı olarak ortaya koyuyor, rapor tebliğ edildiğinde ise süresi içinde somut ve gerekçeli itiraz hazırlıyoruz. Ceza soruşturması ile tazminat sürecini olgusal tutarlılık içinde yürütmek, dosyanın hem ceza hem hukuk boyutunda sağlıklı değerlendirilmesi için gerekli. Bu süreçlerde hukuki haklarınızın korunması ve usul hatalarının önlenmesi için deneyimli bir hukuk ekibiyle hareket etmeniz, dosyanın seyrini önemli ölçüde etkiliyor.
Önemli Not
Yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır; kesin hukuki görüş, tavsiye veya yönlendirme olarak değerlendirilmemelidir.
Her somut olay farklıdır. Hukuki bir karar vermeden önce mutlaka avukat desteği alın.