Elektrik Kesintisi Kaynaklı Abone Uyuşmazlıklarında Tüketici Hakem Heyeti Pratiği: 2026 Dosyalarından Notlar

Büromuzda son dönemde artan dosya gruplarından biri, elektrik dağıtım hizmetinden kaynaklanan abone uyuşmazlıkları. Özellikle planlı kesinti duyurusu yapılmasına rağmen duyurulan sürenin çok üzerinde kesinti yaşanması, kesintinin hiç duyurulmaması veya kesinti sonrası sayaç/endeks okuma ve faturalandırma süreçlerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar tüketici hakem heyetlerinin önüne taşınıyor. Ticaret hukuku perspektifinden baktığımızda bu dosyalar, abone sözleşmesinin tarafı olan tacir ve serbest meslek erbabı aboneler açısından ayrı bir katman daha içeriyor: ticari işlem niteliği, ticari defter ve kayıtların delil değeri, tazminat kalemlerinin ispatı. Aşağıda 2026 yılı dosyalarında en sık karşılaştığımız usul ve esas sorunlarını, uygulamada gördüğümüz şekliyle paylaşıyoruz.

Görevli merci tespitinde yapılan ilk hata: ticari abone dosyalarının heyete götürülmesi

Uygulamada en sık gördüğümüz hata, ticari faaliyette bulunan abonenin uyuşmazlığı doğrudan tüketici hakem heyetine taşıması. 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi tanımı, ticari veya mesleki amaçla hareket eden aboneyi kapsam dışında bırakıyor. Bir işletmenin elektrik aboneliğinden doğan uyuşmazlık, kural olarak ticari iş niteliği taşıyor ve tüketici hakem heyetinin görev alanına girmiyor. Dosyalarımızda heyetin bu yönde verdiği görevsizlik kararları sonrası asliye ticaret mahkemesine başvuru süresinin kaçırıldığı durumlarla karşılaşıyoruz. Abonenin sıfatı, aboneliğin hangi amaçla kullanıldığı ve sözleşmenin tarafının kim olduğu, başvurudan önce netleştirilmesi gereken ilk nokta.

Planlı kesinti duyurusunun ispatı ve süre aşımı

Dağıtım şirketleri, planlı kesintileri mevzuatın öngördüğü şekilde ve sürede duyurmak zorunda. Dosyalarda en çok tartıştığımız konu, duyurunun yapılıp yapılmadığı değil, duyurulan süre ile fiili kesinti süresi arasındaki farkın nasıl ispatlanacağı. Abone tarafından tutulan kesinti saat kayıtları, işyeri kamera görüntüleri, POS cihazı işlem kayıtları ve varsa üretim/satış kayıtları bu noktada belirleyici oluyor. Büromuzda bu dosyalarda önce dağıtım şirketinden kesinti kayıtlarının ve arıza kayıtlarının talep edilmesini, ardından abonenin kendi kayıtlarıyla karşılaştırılmasını öneriyoruz. Heyet önünde yalnızca beyana dayalı başvurular, süre farkı ispatlanamadığı için reddedilebiliyor.

Fatura iptali ile tazminat talebinin karıştırılması

Bir diğer tipik hata, kesinti nedeniyle uğranılan zararın doğrudan fatura bedelinden indirilmesinin talep edilmesi. Oysa fatura, tüketilen enerjinin bedelini yansıtıyor; hizmet aksamasından doğan zarar ayrı bir tazminat kalemi. Uygulamada heyetin, fatura iptali talebini reddederken hizmet kusurundan doğan tazminat talebini kısmen kabul ettiği dosyalar görüyoruz. Bu nedenle başvuru dilekçesinde taleplerin ayrı ayrı ve dayanaklarıyla gösterilmesi, sonradan ıslah veya ek beyan ihtiyacını azaltıyor. Ticari abonede ise zarar kalemleri (bozulan ürün, üretim kaybı, soğuk zincir kaybı gibi) ticari defter ve belgelerle somutlaştırılmadıkça kabul şansı düşüyor.

Parası ödenen faturaya itiraz süresinin kaçırılması

Kesinti sonrası düzenlenen faturalarda tüketim ve endeks hataları da sık görülüyor. Abonelerin önemli bir kısmı, faturayı ihtirazi kayıt koymadan ödüyor ve sonrasında heyete başvuruyor. Uygulamada, ödeme sırasında itirazın kayda geçirilmemesi, sonraki başvuruda ispat yükünü abone aleyhine ağırlaştırıyor. Büromuzda bu tür dosyalarda öncelikle dağıtım şirketine yazılı itirazın yapılmasını, sayaç ve endeks bilgilerinin talep edilmesini, akabinde heyet başvurusunun bu yazışma üzerine kurulmasını öneriyoruz. Sözlü çağrı merkezi görüşmeleri tek başına yeterli delil olarak görülmüyor.

Heyet kararı sonrası itiraz ve ticaret mahkemesi yolu

Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı itiraz süresi ve mercii, dosyanın niteliğine göre değişiyor. Ticari abone dosyalarında heyetin görevsizlik kararı vermesi halinde, uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekiyor; ancak burada da arabuluculuk dava şartı ve ticari dava niteliği ayrıca değerlendirilmeli. Uygulamada, heyet kararının tebliğ tarihinin yanlış hesaplanması veya itirazın görevli mahkemeye değil heyete yapılması nedeniyle usulden reddedilen dosyalarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle karar tebliğinden itibaren sürenin ve mercinin ilk günden doğru tespiti, dosyanın kaderini belirliyor.

Sonuç olarak

Elektrik kesintisi kaynaklı abone uyuşmazlıklarında başarı, büyük ölçüde başvurudan önceki hazırlığa bağlı. Abonenin sıfatı ve uyuşmazlığın ticari iş niteliği netleştirilmeli, kesinti süresi ve hizmet aksaması bağımsız delillerle ortaya konmalı, fatura iptali ile tazminat talepleri ayrı ayrı yapılandırılmalı ve faturaya itiraz kayda geçirilmeli. Bu adımlar atılmadan yapılan heyet başvuruları, dosyanın esasına girilmeden usul engeline takılabiliyor. Somut dosyanızda izlenecek yol, sözleşme ve kesinti kayıtlarının birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor; bu değerlendirmeyi başvuru öncesinde yapmanız, sonraki süreçte zaman ve emek kaybını önlüyor.