Ceza Yargılamasında Adli Tıp Raporlarına İtiraz Dilekçesi Hazırlarken Dikkat Ettiğimiz 5 Kritik Nokta

Büromuzda özellikle yaralama, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, trafik kazası sonrası açılan davalar ve uyuşturucu madde ticareti suçlamalarında Adli Tıp Kurumu raporları, kader anlamına geliyor. Mesleki pratiğimizde gördüğümüz en büyük yanılgı, raporun “bilimsel” olduğu gerekçesiyle sorgulanamaz bir delil olduğu varsayımı. Oysa raporların denetime açıklığı, ceza muhakemesinin temel ilkelerindendir. Ancak bu denetimi yaparken sadece “itiraz ediyoruz” demek yetmez; itirazın teknik temellere ve dosyadaki diğer delillerle çelişkiye dayanması gerekir. İşte dosyalarımızda uyguladığımız, işe yaradığını gördüğümüz 5 kritik nokta.

1. Raporun Gerekçe Kısmını ve Dayandığı Tıbbi Verileri Eksiksiz Talep Etmek

İtiraz dilekçemizin ilk cümlesi asla “rapor hatalıdır” olmuyor. Öncelikle raporun hangi tıbbi bulguya dayandığını tespit ediyoruz. Çoğu zaman dosyada mevcut hastane epikrizleri, görüntüleme raporları (MR, BT) ile Adli Tıp raporu arasında çelişki bulunuyor. Ancak bu çelişkiyi ortaya koyabilmek için raporun gerekçesinin açık olması şart. Eğer raporda “muayene bulguları” ile “tetkik sonuçları” arasındaki bağlantı kurulmamışsa, itirazımızda bu eksikliği somut biçimde işaretliyoruz.

Pratikte sık karşılaştığımız durum, raporun sadece “kişinin hayati tehlikesinin olmadığı” veya “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” nitelikte olduğunun belirtilmesi, ancak bu sonuca varılırken hangi muayene bulgusunun esas alındığının yazılmamasıdır. Bu durumda itiraz dilekçemizde, raporun gerekçesiz olduğunu ve bu haliyle denetlenemediğini, bu nedenle ek rapor alınması veya raporun iadesi gerektiğini savunuyoruz. İtirazımızı, dosyadaki diğer sağlık belgeleriyle karşılaştırmalı olarak sunuyoruz.

2. Yaralanmanın Niteliği ile Suç Vasfı Arasındaki İlişkiyi Kurmak

İtiraz dilekçesi hazırlarken en çok üzerinde durduğumuz ikinci nokta, raporun sonucunun suçun hukuki nitelendirmesine olan etkisidir. Örneğin, kasten yaralama suçunda “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” ifadesi, suçun temel şekli ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekli arasındaki sınırı belirler. Bu nedenle rapora itiraz ederken, raporun sonucunun hangi maddi ceza hukuku kuralını etkileyeceğini açıkça ortaya koyuyoruz.

Dilekçede sadece tıbbi itiraz yapmıyoruz; hukuki sonuç üzerindeki etkiyi de tartışıyoruz. Örneğin, raporda “hayati tehlike geçirdi” tespiti varsa, bu durumun TCK’nın 87. maddesi kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama mı, yoksa kademeli olarak daha alt düzeyde bir yaralanma mı olduğunu tartışıyoruz. Raporun bu hukuki ayrımı yaparken yetersiz kaldığını, dolayısıyla eksik incelemeye dayandığını ileri sürüyoruz. Bu yaklaşım, mahkemenin itirazı ciddiye almasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir.

3. İtirazın Süresini ve Merciini Doğru Belirlemek

Uygulamada en sık gördüğümüz usul hatası, itirazın yanlış mercie veya geç yapılmasıdır. Adli Tıp Kurumu raporlarına karşı itiraz, kural olarak dosyanın bulunduğu mahkeme veya soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yapılır. Ancak raporun hangi aşamada geldiği önemlidir. Kovuşturma aşamasında rapora itiraz için öngörülen kesin bir süre olmamakla birlikte, duruşma sırasında raporun okunmasının ardından beyanda bulunulmazsa ve sonraki celseye kadar itiraz edilmezse, mahkeme bu itirazı “süresinde yapılmamış” gerekçesiyle değerlendirmeyebilir.

Bu nedenle büromuzda, raporun duruşma tutanağına geçtiği andan itibaren itiraz dilekçemizi hazırlamaya başlıyoruz. Duruşmada raporun okunmasının hemen ardından sözlü beyanımızı veriyor, ayrıntılı yazılı itirazımızı da aynı gün veya en geç ertesi gün mahkemeye sunuyoruz. İtiraz dilekçemizde, raporun hangi tarihte tebliğ edildiğini veya duruşmada okunduğunu açıkça belirtiyoruz. Bu, olası bir “süre aşımı” itirazının önüne geçiyor.

4. Dosyadaki Diğer Delillerle Çelişkiyi Tespit Etmek

Adli Tıp raporu, dosyanın tek delili değildir. Tanık beyanları, kamera kayıtları, keşif tutanakları ve özellikle olay anına ilişkin iletişim kayıtları raporla çelişebilir. İtiraz dilekçemizde bu çelişkiyi sistematik biçimde sıralıyoruz. Örneğin, raporda yaralanmanın “künt cisim etkisiyle” oluştuğu belirtilmişse, ancak dosyadaki kamera kaydında mağdurun düşme sonucu yaralandığı görülüyorsa, bu çelişkiyi doğrudan itiraz konusu yapıyoruz.

Bu noktada dikkat ettiğimiz husus, çelişkinin gerçekten tıbbi verilerle ilgili olmasıdır. “Rapor yanlış” demek yerine, “Raporda belirtilen bulgular, dosyada mevcut görüntüleme raporlarıyla örtüşmemektedir; bu nedenle raporun yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir” şeklinde somut bir tespit yapıyoruz. İtiraz dilekçemizde, çelişkili olduğunu düşündüğümüz belgelerin tarih ve sayılarını (örneğin hastane raporu tarihi) belirtiyoruz. Bu, mahkemenin dosyayı yeniden incelemesini kolaylaştırıyor.

5. Üst Kuruldan veya İhtisas Dairesinden Rapor Alınmasını Talep Etmek

İtiraz dilekçemizin sonuç kısmında her zaman somut bir talep bulunur. Sadece “rapora itiraz ediyoruz” demiyoruz; talebimizi netleştiriyoruz. Eğer rapor Adli Tıp Kurumu’nun bir ihtisas dairesinden gelmişse, itirazımızı üst kurula gönderilmek üzere mahkemeye sunuyoruz. Bu, CMK’nın ilgili hükümleri uyarınca mümkündür. Ancak burada dikkat ettiğimiz nokta, üst kuruldan rapor alınmasını talep ederken, mevcut raporun hangi yönlerden eksik veya hatalı olduğunu açıkça ortaya koymaktır. Aksi halde mahkeme, talebi “yerinde görülmeyen” bir talep olarak değerlendirip reddedebilir.

Özellikle çelişkili raporların bulunduğu dosyalarda, Adli Tıp Kurumu’nun farklı ihtisas dairelerinden rapor alınmasını da talep edebiliyoruz. Örneğin, bir trafik kazası dosyasında kusur tespiti ile yaralanmanın derecesi farklı uzmanlık alanlarını ilgilendirir. Bu durumda itiraz dilekçemizde, dosyanın kusur ve yaralanma yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle konunun uzmanı olan farklı bir ihtisas dairesinden rapor alınmasını talep ediyoruz.

Sonuç olarak, Adli Tıp raporlarına itiraz, salt bir “karşı çıkma” işlemi değildir. İtirazın başarılı olması, raporun gerekçesini, dosyadaki diğer delillerle uyumunu ve hukuki sonuç üzerindeki etkisini doğru analiz etmekten geçer. Büromuzda bu süreci, raporun geldiği ilk andan itibaren titizlikle yürütüyoruz. Müvekkillerimize de bu sürecin zaman alabileceğini, ancak doğru kurgulanmış bir itirazın dosyanın seyrini değiştirebileceğini aktarıyoruz.