Aile hukuku, toplumun temel taşı olan aile kurumunun hukuki çerçevesini belirleyen, bireylerin en özel yaşam alanlarına dokunan dinamik bir hukuk dalıdır. Değişen sosyal yapılar, aile içi ilişkilerdeki dönüşümler ve teknolojik gelişmeler, bu alandaki mevzuat ve yargısal yaklaşımların da sürekli güncellenmesini gerektirmektedir. Son dönemde, özellikle sosyal medya platformlarında sıkça tartışılan boşanma, velayet, nafaka ve evlilik birliğinin korunması gibi konularda önemli yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları şekillenmiştir. Bu makalede, Türk aile hukukundaki güncel gelişmeler, mevzuat değişiklikleri ve yargıtay kararları ışığında ele alınacak, bireylerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin profesyonel bir değerlendirme sunulacaktır.



Boşanma Süreçlerinde Uzlaştırma ve Arabuluculuk Mekanizmalarının Geliştirilmesi


2023 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) yapılan değişiklikler, boşanma süreçlerinde uzlaşma kültürünü güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Özellikle çekişmeli boşanma davalarında, mahkemelerin tarafları öncelikle aile içi şiddet durumu yoksa uzlaştırma bürolarına veya arabuluculuğa yönlendirme yetkisi daha etkin hale getirilmiştir. Bu uygulama, davaların yıllarca süren yıpratıcı bir sürece dönüşmesini engellemeyi ve özellikle çocukların psikolojisini korumayı hedeflemektedir. Yargıtay'ın son dönem kararlarında da, tarafların makul önerileri reddetmeden önce uzlaşma yollarını tamamen tüketmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Bu süreç, yalnızca hızlı bir çözüm değil, aynı zamanda tarafların iletişim kanallarını tamamen kapatmadan, özellikle velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi konularda işbirliği içinde karar alabilmeleri için önemli bir fırsat sunar.



Velayet ve Çocuğun Üstün Yararına İlişkin Güncel Yargıtay İçtihatları


Velayet konusu, sosyal medya gündeminde en çok tartışılan aile hukuku meselelerinin başında gelmektedir. Geleneksel olarak küçük yaştaki çocuklarda annenin velayetine hükmedilmesi eğilimi, son yıllarda yerini daha bütüncül bir değerlendirmeye bırakmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun son kararlarında, "çocuğun üstün yararı" ilkesi her koşulda ön planda tutulmakta ve velayetin belirlenmesinde tek bir faktöre (cinsiyet gibi) bağlı kalınmaması gerektiği ısrarla vurgulanmaktadır. Mahkemeler, artık ebeveynlerin çocukla olan duygusal bağını, bakım kapasitesini, sosyal çevresini, eğitim olanaklarını ve kendi ruhsal durumunu bir bütün olarak değerlendirmektedir. Ayrıca, "ortak velayet" müessesesi Türk hukukunda doğrudan düzenlenmemiş olsa da, Yargıtay, tarafların anlaşması ve çocuğun yararının elverdiği ölçüde, ebeveynlerin çocuğun hayatına eşit derecede dahil olabileceği esnek kişisel ilişki düzenlemelerine onay vermektedir. Bu yaklaşım, çocuğun her iki ebeveynle de sağlıklı ilişkisini sürdürmesini teşvik etmektedir.



Nafaka Konusundaki Mevzuat ve Yargıtay Yaklaşımındaki İnce Ayarlar


İştirak (çocuk) ve yoksulluk nafakası, kamuoyunda en fazla tartışma yaratan konulardan biridir. Mevcut TMK hükümleri çerçevesinde, yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesi eleştirilere konu olmuş, ancak henüz köklü bir kanun değişikliği yapılmamıştır. Bununla birlikte, Yargıtay kararları nafaka miktarının ve süresinin belirlenmesinde daha adil ve somut kriterlere dayanılması yönünde önemli içtihatlar oluşturmaktadır. Örneğin, nafaka talep eden tarafın çalışabilir durumda olup olmadığı, mesleki nitelikleri, boşanma sonrası geçen süre, yeni bir ekonomik durum edinip edinmediği ve nafaka yükümlüsünün mali gücü titizlikle incelenmektedir. Yargıtay, nafaka miktarının belirlenmesinde "hakkaniyet" ilkesini ön plana çıkarmakta ve tarafların mevcut hayat standartlarını mümkün olduğunca dengelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, nafaka yükümlüsünün iflas etmesi veya ciddi mali sıkıntıya düşmesi halinde, nafakanın azaltılması veya kaldırılması yönünde kararlar verilebilmektedir.



Evlilik Birliğinden Doğan Mal Rejimlerinde Güncel Düzenlemeler


Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk aile hukukundaki yasal mal rejimidir. Son dönemde, özellikle boşanma davalarında bu rejimin uygulanmasına ilişkin detaylar netleştirilmiştir. Yargıtay, evlilik birliği süresince edinilen ve "edinilmiş mal" sayılan değerlerin tespitinde daha kesin kriterler belirlemiştir. Örneğin, miras yoluyla veya kişisel bağışlarla elde edilen malların "kişisel mal" sayılacağı, ancak bu malların evlilik süresince elde ettiği gelirlerin (kira geliri gibi) katılma alacağına tabi olabileceği yönünde kararlar bulunmaktadır. Ayrıca, aile konutu ve ev eşyaları üzerindeki haklar, TMK'nın 170. maddesi uyarınca özel olarak korunmaktadır. Boşanma halinde, konutun kime tahsis edileceğine hakim, çocukların menfaati ve diğer hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda karar vermektedir. Bu konudaki yargısal yaklaşımlar, ailenin barınma ihtiyacının korunmasını önceliklendirmektedir.



Teknoloji ve Dijital Delillerin Aile Hukuku Davalarında Kullanımı


Dijital iletişimin yaygınlaşması, aile hukuku davalarında delil toplama yöntemlerini de kökten değiştirmiştir. Sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar, e-postalar ve konum verileri, sadakatsizlik, şiddet veya velayet davalarında sıklıkla başvurulan deliller arasında yer almaktadır. Ancak, bu delillerin hukuka uygun şekilde toplanması ve mahkemeye sunulması büyük önem taşımaktadır. Kişisel verilerin gizliliğini ihlal eden (örneğin, izinsiz telefon dinleme, şifre kırma) yollarla elde edilen deliller, Yargıtay tarafından "hukuka aykırı delil" olarak değerlendirilmekte ve dikkate alınmamaktadır. Dolayısıyla, dijital delillere dayanmak isteyen tarafların, bu bilgileri hukuka uygun yollarla (noter tasdiki, ekran kaydı gibi) tespit ettirmeleri ve delil bütünlüğünü sağlamaları gerekmektedir.



Sonuç ve Değerlendirme


Türk aile hukuku, değişen toplumsal ihtiyaçlara paralel olarak sürekli bir evrim içindedir. Güncel mevzuat değişiklikleri ve Yargıtay içtihatları incelendiğinde, sistemin temel amacının; aile bireylerinin, özellikle de çocukların haklarını korumak, boşanma gibi zorlu süreçleri daha az yıpratıcı hale getirmek ve hakkaniyetli çözümler üretmek olduğu görülmektedir. Velayet ve nafaka gibi hassas konularda, her somut olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi esastır. Bireylerin, bu karmaşık ve duygusal yüklü süreçlerde, mevzuat ve yargısal trendler hakkında doğru bilgi edinmeleri ve haklarını etkin şekilde koruyabilmeleri için profesyonel hukuki danışmanlık almaları büyük önem taşımaktadır. Hukuki süreçlerde, duygusal tepkilerden ziyade, mevzuat çerçevesinde hareket etmek ve uzman rehberliğinden faydalanmak, en sağlıklı ve adil sonuçlara ulaşmanın temel anahtarıdır.