KAP Bildirimi Sonrası Fesihlerde Dosyanın İlk Üç Günü: Uygulamada Karşılaştığımız Kritik Eşikler

Büromuzda spor kulüplerinin ticari işlerine ilişkin danışmanlık verirken ve özellikle de Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan bildirimlerin akabinde gündeme gelen sözleşme fesihlerinde, işin mutfak kısmının mevzuat metinlerinden çok daha karmaşık olduğunu gözlemliyoruz. Futbolcu transfer sözleşmeleri, teknik direktör mukaveleleri veya forma reklamı gibi ticari sözleşmelerdeki fesih hükümleri, KAP'a yapılan açıklamanın içeriği ve zamanlaması ile doğrudan etkileşim halindedir. Bu etkileşimin göz ardı edildiği dosyalarda, taraflar genellikle haksız fesih tartışmasının içinde kendilerini buluyor. Bu yazıda, özellikle KAP bildiriminin içeriği ile sözleşmedeki fesih bildiriminin hukuki niteliği arasındaki farkın pratikte yarattığı sorunları ve dosya kabulünde dikkat ettiğimiz noktaları aktarmak istiyoruz.

1. KAP Bildirimini "Fesih İradesi" Olarak Okumak: En Büyük Yorum Hatası

Uygulamada en sık karşılaştığımız başlangıç hatası, kulüp yönetimlerinin veya karşı taraf vekillerinin KAP'a yapılan bir bildirimi doğrudan fesih iradesi olarak yorumlamasıdır. Oysa KAP bildirimleri, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde bir kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesidir. Bu bildirim, hukuki işlemin kendisi değil, o işlemin kamuya duyurulmasıdır.

Örneğin, bir kulübün KAP'a "Yönetim Kurulumuz, profesyonel futbolcumuz ile yapılan görüşmeler sonucunda sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilmesine karar vermiştir" şeklinde bir açıklama yaptığını varsayalım. Bu açıklama, taraflar arasında imzalanmış bir ibra ve fesih protokolü var ise onun kamuya yansımasıdır. Ancak çoğu zaman bu bildirim, henüz imzalanmamış bir mutabakatın veya tek taraflı bir niyetin duyurulmasından ibarettir. Bu durumda, futbolcunun vekili olarak bize geldiğinde, KAP açıklamasının metnini değil, müvekkilimizin elinde bulunan ve iradesini ortaya koyan yazılı fesih bildirimini ve sözleşmenin feshe ilişkin maddesini inceliyoruz.

Kulüp tarafında ise durum farklılaşıyor. Kulüp yönetimi, KAP'a yaptığı açıklamanın ardından oyuncunun antrenmanlara çıkmamasını "sözleşmeye aykırılık" olarak nitelendirip tazminat davası açabiliyor. Burada kritik olan, KAP bildiriminin tek başına sözleşmeyi sona erdirmediği, aksine fesih iradesinin karşı tarafa ulaşması gerektiğidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 188. maddesi (eski 91. madde) uyarınca irade beyanının muhataba ulaşması gerekir. KAP, bir muhatap değil, bir ilan panosudur. Dolayısıyla, sadece KAP'ta yapılan açıklama ile sözleşmenin feshedildiğini iddia etmek, hukuken zayıf bir temeldir. Dosyalarda bu ayrımı netleştirmediğimiz takdirde, müvekkilimizin haksız duruma düştüğünü görüyoruz.

2. Bildirim İçeriğindeki "Gerekçe" ile Sözleşmedeki "Haklı Fesih" Uyumsuzluğu

KAP bildirimleri genellikle kısa ve kurumsal bir dille yazılır. "Kulübümüz ile oyuncu arasındaki sözleşme karşılıklı anlaşılarak sona erdirilmiştir" ifadesi, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığında en büyük delil sorununu yaratıyor. Zira taraflardan biri (genellikle kulüp), bu bildirimin aksini iddia ederek oyuncunun sözleşmeyi haksız feshettiğini öne sürüyor.

Bu noktada büro olarak dikkat ettiğimiz husus, KAP bildiriminin altında yatan iradenin tespitidir. Bildirimde "karşılıklı anlaşma" deniyor ancak ortada imzalanmış bir protokol yoksa ve oyuncuya herhangi bir ödeme yapılmadıysa, bu ifadenin gerçeği yansıtmadığı kuvvetle muhtemeldir. Bu durumda, kulüp tarafından yapılan bildirimin, oyuncunun sözleşmeden doğan alacaklarını ödememek amacıyla kurgulanmış bir senaryo olup olmadığını araştırıyoruz.

Diğer taraftan, sözleşmede "haklı fesih" sebebi olarak düzenlenen bir durumun, KAP bildiriminde farklı bir gerekçeyle kamuya duyurulması da büyük sorun teşkil ediyor. Örneğin, sözleşmede "oyuncunun devamsızlığı haklı fesih sebebidir" yazıyor. Kulüp, oyuncunun üç gün antrenmana gelmemesi üzerine KAP'a "Karşılıklı anlaşma ile yollar ayrılmıştır" açıklaması yapıyor. Ardından oyuncu, kendisinin feshetmediğini, kulübün haksız fesih yaptığını iddia ederek tazminat talep ediyor. Kulüp ise savunmasında KAP bildiriminin bir "nezaket" ifadesi olduğunu, asıl fesih sebebinin devamsızlık olduğunu savunuyor. İşte bu noktada, KAP bildirimi ile gönderilen noter ihtarnamesi veya e-posta arasındaki çelişki, davanın kaderini belirliyor. Mahkeme veya tahkim kurulu, kamuya yapılan açıklamayı esas alarak kulübün fesih sebebini değiştiremeyeceğine hükmedebiliyor. Bu nedenle, kulüplere verdiğimiz danışmanlıkta, KAP bildirim metninin hukuki sonuçlarını netleştirmeden ve fesih gerekçesini doğru kurgulamadan açıklama yapılmamasını özellikle tavsiye ediyoruz.

3. Fesih Sonrası Tescile İlişkin KAP Bildirimi ve "Sözleşme Özgürlüğü" Sınırı

Fesih sonrası süreçte, oyuncunun yeni kulübüyle sözleşme imzalaması ve bu durumun KAP'a bildirilmesi de ayrı bir uyuşmazlık alanıdır. Eski kulüp, feshin haksız olduğunu iddia ederek, oyuncunun yeni kulübüyle imzaladığı sözleşmenin tescil edilmemesi için hukuki yollara başvurabiliyor. Burada karşımıza ihtiyati tedbir kurumu çıkıyor.

Uygulamada gördüğümüz bir diğer kritik nokta, eski kulübün KAP'a yaptığı "oyuncunun sözleşmesi tek taraflı feshedilmiştir, bu nedenle yeni kulübü ile yapacağı sözleşme geçersizdir" şeklindeki bildirimlerdir. Bu bildirimlerin hukuki bir yaptırımı olmamakla birlikte, oyuncunun yeni kulübü üzerinde psikolojik bir baskı oluşturarak transferin askıya alınmasına neden olabiliyor. Bu durumda, oyuncunun zararı artıyor ve eski kulübün haksız feshi daha da ağırlaşıyor.

Bu süreçte dikkat ettiğimiz husus, KAP bildiriminin tescile engel bir durum yaratıp yaratmadığıdır. Futbol Disiplin Talimatı ve TFF Statüsü uyarınca, bir oyuncunun sözleşmesinin feshedilip edilmediği ve yeni kulübüne transfer olup olamayacağı, ancak yetkili kurulların (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu vb.) kararıyla netleşir. KAP bildirimi, bu idari sürecin bir parçası değildir. Bu nedenle, eski kulübün KAP açıklamasına dayanarak yeni kulübün transferden vazgeçmesi, hukuken doğru bir yaklaşım değildir. Ancak pratikte, kulüplerin bu tür bildirimlerden etkilendiğini ve transferi riske atmamak adına süreci dondurduğunu gözlemliyoruz. Bu da oyuncunun mağduriyetini derinleştiriyor.

4. Sözleşmedeki Gizlilik Kaydı ile KAP Bildiriminin Çatışması

Son olarak, sözleşmelere konulan gizlilik kayıtlarının KAP bildirim yükümlülüğü ile çatışması, üzerinde önemle durduğumuz bir başka konudur. Oyuncu sözleşmelerinde genellikle "ücret, bonus ve diğer mali haklar gizlidir" şeklinde hükümler bulunur. Ancak sermaye piyasası mevzuatı, halka açık kulüplerin mali tablolarının ve önemli sözleşmelerinin kamuya açıklanmasını zorunlu kılar.

Bu çatışma, fesih sürecinde daha da belirgin hale gelir. Kulüp, oyuncuya ödenecek tazminatı veya fesih bedelini KAP'ta açıkladığında, oyuncu bu bilginin gizlilik hükmüne aykırı olduğunu iddia ederek sözleşmenin ihlal edildiğini öne sürebiliyor. Ancak uygulamada, mahkemeler ve tahkim kurulları, kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün gizlilik kaydına göre öncelikli olduğunu kabul etme eğilimindedir. Yine de bu durum, fesih görüşmelerinde pazarlık kozu olarak kullanılabiliyor.

Büro pratiğimizde, fesih protokolü hazırlarken KAP bildirimine ilişkin özel bir madde ekliyoruz. Bu madde ile tarafların, hangi bilgilerin kamuya açıklanacağı konusunda önceden mutabık kalmasını sağlıyoruz. Bu sayede, fesih sonrası gizlilik ihlali iddiasıyla yeni bir uyuşmazlık çıkmasının önüne geçiyoruz. Özellikle yüksek meblağlı fesih tazminatlarında, KAP bildiriminin zamanlaması ve içeriği konusunda kulüp yönetimlerine net bir yol haritası çiziyoruz.

Sonuç olarak, KAP bildirimi sonrası süreçler, salt bir kamuya duyuru işlemi olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu bildirimlerin hukuki sonuçlarını doğru analiz etmek, fesih iradesinin doğru kanaldan ve doğru içerikle ortaya konulması, tarafların ileride karşılaşabileceği büyük tazminat davalarının önüne geçiyor. Dosyanın ilk üç gününde yapılacak doğru tespitler, davanın tamamını etkiliyor.