Borçlanma Aracı Temerrüdünde Alacak Tahsili: Dosyalarda Fiilen İzlediğimiz Adımlar

Son dönemde büromuza gelen dosyaların önemli bir kısmı, ihraççı konumundaki bir sermaye piyasası kuruluşunun borçlanma aracı ödemelerini vadesinde yerine getirmemesi üzerinden şekilleniyor. Bu dosyalarda alacaklı taraf çoğu zaman bireysel yatırımcı; bazen de portföyünde bu araçları taşıyan bir tüzel kişi. İlk görüşmede müvekkillerin neredeyse tamamı aynı soruyla geliyor: "Paramı nasıl ve ne kadar sürede alırım?" Bu sorunun cevabı, tek bir dava açmakla değil, birbirini takip eden ve sıralaması kritik olan bir dizi adımdan geçiyor. Aşağıda, bu tür dosyalarda fiilen uyguladığımız süreci ve her aşamada karşımıza çıkan somut sorunları paylaşıyoruz.

1. İlk 72 Saatte Yaptığımız Tespit: Alacağın Hukuki Niteliği ve Dayanağı

Temerrüt haberi geldiğinde ilk yaptığımız iş, alacağın hangi hukuki zeminde durduğunu netleştirmek oluyor. Borçlanma aracı sahibinin hakkı, ihraççı ile arasındaki sözleşmesel ilişkiden mi, yoksa ihraç belgelerinden (izahname, ihraççı bilgi dokümanı, satış duyuruları) doğan bir alacaktan mı kaynaklanıyor? Uygulamada en sık gördüğümüz hata, müvekkilin yalnızca aracı kurumun ekran görüntüsünü veya hesap özetini saklaması, buna karşılık ihraç belgelerinin kendisini dosyaya koymamış olması. Oysa faiz oranı, vade, erken itfa hükümleri, temerrüt faizi ve varsa teminat yapısı doğrudan bu belgelerde düzenleniyor. Bu belgeler olmadan atılan her adım, sonradan düzeltilmesi zor bir usul zaafı yaratıyor.

Bu aşamada ayrıca alacağın kime karşı ileri sürüleceğini ayırıyoruz: İhraççıya mı, varsa garantöre mi, yoksa saklama zincirindeki aracı kuruluşa mı? Bu ayrım, hem dava yönünü hem de ihtiyati tedbir talebinin kapsamını belirliyor.

2. Temerrüt Faizi ve Talep Kalemlerinin Doğru Kurgulanması

Dosyalarda en çok tartışma yaratan kalem, temerrüt faizinin hangi orandan işletileceği oluyor. İhraç belgelerinde genellikle bir temerrüt faizi oranı öngörülüyor; bu oran yoksa genel hükümlere göre avans faizi gündeme geliyor. Uygulamada gördüğümüz tipik hata, müvekkilin yalnızca anapara ve işlemiş faizi talep edip, temerrüt faizini ve bunun işleyiş başlangıcını hiç hesaplamamış olması. İkinci sık hata ise, ihraç belgelerinde yer alan erken itfa veya çağrı hükümlerinin gözden kaçırılması: Bazı dosyalarda alacaklı, temerrüt gerçekleşmeden önce doğmuş bir erken itfa hakkını kullanmadığı için faiz kaybına uğruyor.

Talep listesini kurarken anapara, işlemiş faiz, temerrüt faizi, varsa cezai şart ve masraflar ayrı ayrı kalemlendiriliyor. Bu kalemlendirme, sonraki icra veya iflas masası bildirimi aşamasında doğrudan işimize yarıyor.

3. İhtiyati Haciz ve Malvarlığı Tespiti: Zamanlamanın Önemi

Bu tür dosyalarda alacağın tahsil edilebilirliği, büyük ölçüde ilk günlerde alınan tedbir kararlarına bağlı. İhraççının temerrüde düşmesi, çoğu zaman diğer alacaklıların da aynı anda harekete geçtiği bir ortam yaratıyor. Bu nedenle ihtiyati haciz talebini, alacağın vadesi gelmiş ve muaccel olduğunu gösteren belgelerle birlikte hızlıca hazırlıyoruz. Uygulamada en sık karşılaştığımız hata, müvekkilin "önce bir ihtar çekelim, belki öder" beklentisiyle haftalar kaybetmesi ve bu süre zarfında borçlunun malvarlığının başka alacaklılar tarafından bloke edilmesi.

Tedbir talebini hazırlarken yalnızca banka hesaplarına değil, ihraççının portföyünde bulunabilecek menkul kıymetlere, iştirak paylarına ve alacaklarına da yöneliyoruz. Bu aşamada tapu, ticaret sicili ve merkezi kayıt kuruluşu kayıtları üzerinden yaptığımız tarama, tedbirin somut hedefe oturmasını sağlıyor.

4. İflas ve Konkordato Süreçleriyle Kesişen Noktalar

İhraççı hakkında iflas veya konkordato süreci başladığında, bireysel alacak takibi yerini kolektif bir rejime bırakıyor. Bu geçişte gördüğümüz en kritik hata, alacağın masaya bildirimi için öngörülen sürenin kaçırılması. Konkordato sürecinde alacaklıların alacaklarını belirli bir süre içinde bildirmesi gerekiyor; geç bildirim, alacağın sırasını ve oy hakkını doğrudan etkiliyor. Dosyalarımızda, bildirim süresini takip etmek için ayrı bir takvim tutuyoruz; çünkü bu süreler çoğu zaman ilan tarihinden itibaren işliyor ve müvekkilin eline geç ulaşan bilgi, süreyi fiilen kısaltıyor.

İkinci kesişim noktası, rehinli veya teminatlı alacakların ayrıcalıklı konumu. Borçlanma aracının teminat yapısı varsa, bu teminatın konkordato veya iflas sürecinde nasıl değerlendirileceği ayrı bir analiz gerektiriyor. Teminatsız alacaklıların ise sıra cetvelindeki yeri, tahsil beklentisini baştan gerçekçi kurgulamayı zorunlu kılıyor.

5. Sermaye Piyasası Yükümlülükleri ve İdari Başvuru Yolları

Alacak tahsili yalnızca medeni hukuk düzleminde yürümüyor. İhraççının kamuya açıklama yükümlülüklerini yerine getirmemesi, özel durum açıklamalarının zamanında yapılmaması veya yatırımcıyı yanıltıcı beyanlarda bulunulması, sermaye piyasası mevzuatı kapsamında ayrı bir sorumluluk zemini oluşturuyor. Dosyalarımızda, bu ihlalleri ayrı bir dosyada takip ediyoruz; çünkü idari para cezası veya ilgili kurum nezdindeki başvuru, tazminat davasında kusur delili olarak da işlev görüyor.

Burada dikkat ettiğimiz nokta, idari başvuru ile özel hukuk davasının birbirini beklemesi değil, paralel yürümesi. Uygulamada bazı meslektaşlarımız idari sürecin sonucunu bekleyip tazminat davasını geciktiriyor; oysa zamanaşımı ve delil kaybı riski bu bekleme süresinde büyüyor.

6. Zamanaşımı ve Usul Tuzakları

Borçlanma aracından doğan alacaklarda zamanaşımı süresi, ihraç belgelerindeki düzenlemelere ve alacağın niteliğine göre değişiyor. Dosyalarda en sık gördüğümüz hata, müvekkilin temerrüt tarihini değil, kendisinin öğrendiği tarihi esas alması. Oysa zamanaşımı çoğu zaman vadenin geldiği tarihten itibaren işlemeye başlıyor. Bu nedenle ilk görüşmede vade tarihini, temerrüt ihtarının tebliğ tarihini ve varsa kesme işlemlerini ayrı ayrı not ediyoruz.

Bir diğer usul tuzağı, görevli ve yetkili mahkeme tespiti. Ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi görevli oluyor; ancak ihraççının yerleşim yeri ile sözleşmede kararlaştırılan yetki şartı çatışabiliyor. Yetki itirazıyla karşılaşmamak için bu tespiti dava açmadan önce yapıyoruz.

Uygulamada Müvekkillere İlk Görüşmede Söylediğimiz Üç Şey

  • Belgeyi sakla, ekran görüntüsüyle yetinme: İhraç belgeleri, hesap özetleri, ödeme dekontları ve yazışmalar tek bir dosyada toplanmalı.
  • Bekleme, sıralamayı kaçırma: Temerrüt sonrası ilk günler, tedbir ve bildirim süreleri açısından belirleyici.
  • Tek bir dava değil, paralel süreç yönet: İcra takibi, tedbir, masaya bildirim ve idari başvuru aynı takvimde yürütülmeli.

Bu dosyalarda başarı, tek bir hamleden değil, adımların doğru sırayla ve zamanında atılmasından geliyor. Alacağın hukuki niteliğini netleştirmeden, teminat yapısını analiz etmeden ve süreleri takvime bağlamadan atılan her adım, sonraki aşamada telafisi güç bir eksiklik olarak dosyaya yansıyor. Bu nedenle süreci baştan bir yol haritası olarak kurgulamak, tahsil beklentisini de gerçekçi bir zemine oturtuyor.