İş hukuku, dinamik yapısı gereği sürekli gelişen ve güncellenen bir hukuk dalıdır. Özellikle son dönemde, hem yasal mevzuatta yapılan değişiklikler hem de Yargıtay kararlarıyla şekillenen içtihatlar, işveren ve çalışanların hak ve yükümlülüklerinde önemli yenilikler getirmiştir. Sosyal medya platformlarında ve özellikle Twitter'da sıkça gündeme gelen "Güncel Hukuki Gelişmeler" başlığı altında, iş hukukundaki bu değişimler vatandaşlar tarafından yoğun bir şekilde tartışılmakta ve takip edilmektedir. Bu makalede, iş hukuku alanındaki güncel gelişmeler, kıdem ve ihbar tazminatı gibi temel haklar, iş sözleşmesinin feshi ve yeni yargısal eğilimler çerçevesinde detaylı olarak incelenecektir.



İş Sözleşmesinin Feshinde Haklı Neden ve Usul Şartlarındaki Güncel Yorumlar


İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, işverenin işçiyi haklı nedenle derhal feshedebilmesi için, fesih nedeninin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmesi veya işçinin işyerinde kalmasını imkansız kılması gerekmektedir. Son dönem Yargıtay kararları, bu şartların yorumunda daha sıkı bir yaklaşım benimsemektedir. Örneğin, işçinin performans düşüklüğü veya basit disiplin ihlalleri, tek başına haklı fesih için yeterli görülmemekte; işverenin öncelikle uyarı, eğitim veya başka bir pozisyonda değerlendirme gibi alternatif çözüm yollarını denemiş olması beklenmektedir. Ayrıca, haklı fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması ve fesih nedeninin açık, somut ve ispatlanabilir şekilde belirtilmesi, usulün vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu konudaki güncel tartışmalar, sosyal medyada işverenlerin fesih yetkisinin sınırları ve iş güvencesi kapsamının genişliği üzerine odaklanmaktadır.



Kıdem Tazminatı Hakkında Güncel Yargıtay İçtihatları ve Hesaplama Yöntemleri


Kıdem tazminatı, işçinin en önemli mali haklarından biridir ve 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi ile düzenlenmiştir. Son yıllarda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve daire kararları, tazminat hesaplamasına ilişkin önemli açılımlar getirmiştir. Özellikle, işçinin son brüt ücreti üzerinden yapılan hesaplamada, düzenli olarak ödenen ve niteliği itibarıyla ücret sayılan prim, ikramiye, yemek yardımı, çocuk yardımı gibi tüm menfaatlerin brüt ücrete dahil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, işçinin işten ayrılma nedeni olan "istemesinden kaynaklanmayan ve kendi kusuru olmayan bir sebep" kavramı geniş yorumlanmakta; işverenin tacizkar davranışları (mobbing), ücretini ödememesi veya işçiyi istifaya zorlaması gibi durumlar da kıdem tazminatına hak kazandıran sebepler arasında sayılmaktadır. Bu gelişmeler, çalışanların sosyal medyada hak arayışı için önemli dayanaklar oluşturmaktadır.



İhbar Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatındaki Yeni Eğilimler


İş Kanunu'nun 17. maddesinde düzenlenen ihbar öneli ve buna bağlı ihbar tazminatı, iş ilişkisinin sona ermesinde önemli bir yer tutar. Güncel uygulamada, ihbar önelinin işveren tarafından işçiye fiilen kullandırılmaması veya bu sürenin ücretsiz izin şeklinde geçirilmesi, Yargıtay tarafından tazminatın ödenmesi gereken durumlar olarak değerlendirilmektedir. Daha dikkat çekici bir gelişme ise, kötüniyet tazminatı (İş Kanunu md. 5) konusundadır. Yargıtay, işverenin işçiyi tazminat ödememek amacıyla hileli davranışlara başvurması (örneğin, aslında var olan bir haklı neden göstererek fesih yapması veya işçiyi istifaya zorlaması) halinde, ihbar ve kıdem tazminatı tutarlarının toplamı kadar kötüniyet tazminatına hükmedilebileceğini kabul etmektedir. Bu durum, işverenlerin fesih süreçlerinde son derece dikkatli ve şeffaf olması gerektiğini ortaya koymaktadır.



Uzaktan Çalışma ve Esnek Çalışma Modellerine İlişkin Güncel Düzenlemeler


Pandemi sonrası dönemde kalıcı hale gelen uzaktan çalışma modeli, iş hukukunda yeni tartışma alanları yaratmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'na eklenen geçici 14. madde ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenen bu modelde, işverenin işçinin çalışma sürelerini denetleme yükümlülüğü, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin ev ortamına nasıl uyarlanacağı ve fazla mesai ücretlerinin tespiti gibi konular güncel sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay, uzaktan çalışan işçinin, işveren tarafından belirlenen dijital araçlarla sisteme giriş-çıkış kayıtlarının fazla çalışmanın ispatı için delil olarak kabul edilebileceğine yönelik içtihatlar geliştirmektedir. Ayrıca, işverenin işçiden sürekli olarak mesai saatleri dışında erişilebilir olmasını beklemesinin, işçinin dinlenme hakkını ihlal edebileceği ve bu durumun haklı fesih nedeni sayılabileceği yönünde görüşler bulunmaktadır.



İş Mahkemelerinde Usule İlişkin Güncel Değişiklikler ve Arabuluculuk


6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişiklikler ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, iş uyuşmazlıklarının çözümünde önemli usuli yenilikler getirmiştir. İş davalarında zorunlu arabuluculuk aşaması, uyuşmazlıkların mahkeme öncesinde hızlı ve daha az maliyetli çözülmesi amacını taşımaktadır. Ancak uygulamada, tarafların bu sürece adaptasyonu ve arabuluculuk sürecinin etkinliği sosyal medyada sıkça tartışılan konular arasındadır. Bunun yanı sıra, iş davalarında delil sunma sürelerinin kısaltılması, bilirkişi incelemesinin daha hızlı sonuçlandırılması ve ön inceleme aşamasının etkinleştirilmesi gibi değişiklikler, dava süreçlerini hızlandırmayı hedeflemektedir. Bu gelişmeler, hem çalışanların hem de işverenlerin hukuki süreçlerde daha iyi hazırlanması ve profesyonel hukuki danışmanlık almasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.



Sonuç ve Değerlendirme


İş hukuku alanındaki güncel gelişmeler, hem mevzuat değişiklikleri hem de Yargıtay'ın dinamik içtihatlarıyla şekillenmeye devam etmektedir. Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamalarındaki genişletici yorumlar, haklı fesih şartlarının daha sıkı denetlenmesi, uzaktan çalışmanın doğurduğu yeni hak ve yükümlülükler ile arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaşması, bu alanın ana gündem maddelerini oluşturmaktadır. Bu süreçte, hem işverenlerin hem de çalışanların hak ve sorumluluklarının farkında olması, yazılı belge düzenine önem vermesi ve yaşanabilecek uyuşmazlıklarda mevzuat çerçevesinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Hukuki süreçler karmaşık olabilir; bu nedenle, deneyimli bir hukuk ekibinden alınacak profesyonel danışmanlık, tarafların yasal haklarını etkin bir şekilde korumalarına ve süreçleri sağlıklı yönetmelerine önemli katkı sağlayacaktır.